Televizyonlarda tarihi diziler özellikle o dönemlerde hatırları olanlar için oldukça ilgi çekici oluyor. Ama ekonomi dünyası açısından geçmiş veriler yarınlar için birer hatıradan öte, ders niteliği taşıyor.

Hatırlarsanız 2013 yılında başlayan ama 2015 yılından sonra giderek sertleşen bir teori ile ülkemiz büyük bedeller ödedi.

Ve de ödemeye devam ediyor.

“Enflasyonu düşürmek için faizleri düşürmemiz gerekiyor.”

Acaba geçmişte bu teori benzeri bir yapı uygulandığında piyasalar nasıl tepki vermişti?

TL Mevduat faiz oranı ve TCMB Reeskont faiz oranı (Kaynak: Eski DPT... )

1973 = %7,0 - %8,8

1974 = %9,0 - %9,0

1978 = %12,0 - %10,0

1979 = %20,0 - %10,0

1980 = %33,0 - %26,0

1973 yılında toptan eşya fiyatları yüzde 20,5 artarken, Ankara’da geçinme endeksi yüze 15,8 ve İstanbul’da geçinme endeksi yüzde 14,0 artış gösteriyor.

Büyüme oranı ise yüze 3,3..

1974 yılında ise toptan eşya fiyatları yüzde 29,9 artış gösterirken, Ankara’da geçinme endeksi yüzde 15,4 ve İstanbul’da geçinme endeksi yüzde 23,9 artıyor.

Büyüme oranı ise yüzde 5,6.

1974-78 arasında mevduat faizleri (%9,0) ve MB reeskont faizleri (%9,0) aynı kalıyor. Ama o yıllarda Ankara ve İstanbul geçinme endeksi adeta patlıyor. (Her iki ilin ortalamasını veriyoruz)

1975 - %20,1

1976 - %16,9

1977 - %24,3

1978 - %57,6

1979 - %62,8

1980 - %97,8

70’li yıllarda enflasyonun yarısı civarında faiz verirken adeta büyüyememe rekoru da kırılıyor. 1977’de 3,4 büyümenin ardından 1978’de yüzde 1,5 büyüme ve 1979’da yüzde -0,6 küçülme yaşıyoruz. 1980 yılında ise küçülme oranı yüzde -2,4’e çıkıyor.

70’li ve 80’li yılların ilk başlarını hatırlamanızı isterim. Ben Samsun ili Terme İlçesinde bulunuyordum. İlçenin önde gelenleri arasında banka müdürleri de vardı. Hatta banka müdürleri çok ayrı bir yerdeydi.

19-07/14/ee.png

Neden mi?

Çünkü bankalarda para yoktu. Kredi çekmek ve bir iş yapmak için çok özel ilişlikler gerekiyordu. Piyasanın sağlamadığı, özel ilişkilerin sağladığı krediler ile yapılan yatırımların da ne kadar verimli olabileceğini varın siz düşünün.

İktisat 1. sınıf dersi: Fiyatlar arz ve talebin kesiştiği noktada oluşur.

Bugün tek bir şeye ihtiyacımız var.

İktisat 1. sınıfın ilk ders notlarına. Yani fiyatların arz ve talebin kesişme noktasında oluştuğunu bilmemize...

Kredi için faizler mi düşürülecek. Önce enflasyon da düşürülecek ki (kalıcı beklentiler dahil) tasarruf yapanlar reel bir kazanç elde edecekler. Kredi için faizlerin düşmesi için öncelikle kaynağın, yani tasarrufların artırılması gerekecek. Böylece kaynak fazlalığı (arz artışı) kredi talebini karşılayacak.

Bugün ülkemizde siyaset meydanlarında dahi 90’lı yılların bitmiş aktörlerine yer verebiliyoruz. Zaten bir çok uygulamamızda da 90’lı yıllara çoktan geri döndük. Ekonomide zaten 90’lı yılları bile işsizlik örneğinde olduğu gibi arar noktaya geldik.

Ama sanırım bu bize yetmedi.

Artık 70’li yılları arıyoruz.

Düşük faiz, yüksek enflasyon sarmalında üretimsiz, verimsiz ve kuyrukların başlayabileceği bir dönemin temelini atabiliriz.

Bu yılın başlarında zaten soğan-patates kuyrukları ile kuyruklu ekonomi modelini test ettik. Ve sonuç oldukça başarılı oldu. Yani seçmen kuyruğu sevdi.

O zaman neden yaygınlaşmasın ve 70’lere geri dönmeyelim.

Bunlar elbette işin komik tarafı. Ama realiteye de dönüşme riski var. Baskılanan piyasaların 94 ve 2001’de nasıl patladığını ve krize döndüğünü de unutmayalım derim.

  • Abone ol