Malum seçimler bitti.

Önümüzdeki 4 yıl ekonomiye odaklanacağız dediler. Tabii burada odaklanma kelimesi aslında acı bir fatura demek oluyor.

Ülke siyaseti maalesef uzun yıllar sonra yeniden devletin kasasına dayanılarak yapılmaya başlandı. Seçimlerden önce verilen vaatler, seçimlerden sonra daha ağır fatura olarak geri alınıyor. Seçimler bitti, şimdi ödeme zamanı.

Hazine nakit gerçekleşmeleri yılın ilk 7 ayında 73 milyar 796 milyon lira açık verdi. Bu açığın iki nedeni var:

1- Gelirleri düştü: Özellikle vergi gelirleri tabii. Ekonomideki aktivite gerileyince daha az vergi toplanır oldu. Düşünsenize otomobil satışları yüzde 70 civarı azalınca hem otomobil satışından vergi alınamıyor, hem yeni araçların motorlu taşıtlar vergisi olmuyor, hem de bu araç sayısı artmadığı için daha az akaryakıt tüketimi olacağından daha az akaryakıt vergisi toplanıyor.

2- Giderler arttı: Geçen yıl ilk 7 ayda 426 milyar lira faiz dışı harcama yapılırken, bu yıl bu harcama 527 milyar liraya yükseldi.

Burada iki temel noktayı daha ifade edelim:

A-) Geçen yılın ilk 7 ayında 423 milyar lira gelir elde edilirken bu gelirin büyük kısmı vergi gelirlerden oluşuyordu. Oysa bu yıl Hazine adeta sırtını Merkez Bankası’nın kasasına dayadı. Ek olarak geçen yıldan devam eden imar barışı ve bedelli askerlik gibi bir seferlik gelirlerle adeta ayakta kaldı.

B-) Hazine ya da bütçe’den yapılan harcamalar ekonomik verimliliği ne kadar artırıyor? Anlatmak istediğim şu: Devletin yaptığı büyük harcamalar gerçekten bir yatırım hamlesi mi, ya da büyük güvenlik harcaması mı?

Maalesef...

En büyük harcama kaleminin bir dönem battı denilen SSK’nın devamı olan SGK’ya aktarılan para olduğunu söyleyerek kapatalım konuyu.

***

Peki bu tablo ne anlama geliyor? Devlet bir seferlik gelirlere sırtını dayayarak ne yapabilir?

Mesela bu yıl Merkez Bankası’nın kasasında ne var ne yok aldık, ya gelecek yıl? Gelecek yılın harcamasında da şimdiden yeni kümesteki kaz olarak gurbetçileri keşfettik.

Onlara dedik ki “Ya bize şimdiden çok para yollayın, ya da emekliliğinizi AB şartlarına yaklaştırıyoruz”.

Gün sayısı 9 bin 500’e çıkartılırken, gün başına ücreti de 27 liradan 43 liraya artırdık. Ama erken başvuranlar 3 ay içinde eski sistemde para öderlerse yine eski sistemde emekli olabilecekler.

Bunun anlamı şudur: İleriki yıllarda ödenecek emekli parasını şimdiden toplu alalım ama sonrasına bakarız...

***

Hep sonra...

Günü kurtaralım da gerisi sonra.

Yol yapıyoruz ama git gel bir köprü 45 dolar. Geriye kalan yollar ise adeta ücret ödeme gişeleri için yapılmış sanki.

Her gişede bir bariyer kalkıyor ama sanki siz teslim olmuş şeklide ellerinizi kaldırıyorsunuz. Çünkü bir yol ücreti bir asgari ücretin 1/4’üne geliyorsa burada farklı bir şeyler oluyor demektir.

Demet Akalın’ın İstanbul-İzmir otoyolu için övgü dolu sözler içeren videosunu seyrettiniz mi? Yolda sanki başka hiçbir araç yok denecek gibi bomboş...

Her geçen varlıklılar için protokol yolu gibi.

Eskiden köleler ile zenginlere yollar yapılırdı. Şimdi ise fakirlerin vergisi ile zenginlere yol yapılıyor. Çünkü orayı kullanmayan fakirlerin ödediği vergi ile o köprü ve yolların Hazine garantileri şirketlere ödeniyor.

Fakir ellerini kaldırmış cebinden ödeme yaparken, parası olan zengin için turnike kalkıyor ve geçiyor. 

Eller havada beklemek bu kadar mı? Mesela İzmir’den yola çıkan bir kamyon meyve-sebze, İstanbul’da İkitelli’den çıkana kadar ödediği yol parasını da raflarda yükselen hıyar fiyatı ile ödüyor.

Mesele sadece bazı özel yol yapan şirketlerin değil elbette.

Kasa ciddi şekilde boşaldı.

Kahvede dertleşenler için de zamlar geliyor. Şekere zam, çaya bir daha zam..

Yaz aylarında ısınmada az kullanılıyor ama kışın acısını duyacağımız doğalgaza zam...

Dolar düşüyor, petrol düşüyor ama akaryakıta zam...

Hatırlayamadığım ve hatırlamak istemediğim elbette daha bir çok zam yapıldı. Efkara bile zam geldi...

Kısaca Yeni Ekonomi Programı (YEP) geçen yıl açıklandığında adına Dengelenme-Disiplin-Değişim denilmişti. Programın sonunda ise kapıda ülkenin önde gelen burjuva temsilcileri de alkış tutmuştu. 

Tabii ki tutarlar...

Çünkü programın özü açığa çıktıkça görüldü ki, zengine özel hizmet yollarının karşılığında fakire düşen tek kelime “eller havaya” oldu.

  • Abone ol