Hâlâ aynı kafa...

Hâlâ türban, hâlâ yeşil sermaye.

İşin zoruna kafa yormayıp, kolayından at başlığı iş bitsin. Oysa arkasında ne var, ne oluyor, ne gibi zor şatlarla mücadele ediliyor?

Borsadan örnek vereceğim...

Hissenin fiyatı bu yıl başında 0,60 kuruş. Yani ödenmiş sermaye bile değer görmüyor. Ama birden hisse sert bir yükseliş yaşıyor: Artık fiyat 2,75 TL.

Şirketin sermayesi 120 milyon lira ama yıllık cirosu da 133 milyon TL. Esas faaliyet kârı ise bu yıl altı aylıkta sadece 2,5 milyon lira. Yani ne kâr var ne de doğru dürüst zarar. Sermaye 1 trilyon lira olsa ne olacak? Üç kuruşluk işe üç kuruşluk sermaye.

Ama fiyat artışının arkasından borsada bedelli sermaye artırımları yolu ile para toplama geliyor.

Aynı grubun bir başka şirketine bakıyorsun. Onun borsa fiyatı da sene başında 0,30 kuruş, ama şimdi 2,0 lira. Hemen bedelli sermaye artırımı gelmiş. Zaten eski sermaye 191 milyon liraydı ve şirketin cirosu da 193 milyon lira. 2018 yılında faaliyet kârı ise sadece 3,3 milyon lira.

Yani o şirkete de 1 trilyon para akıtsan ne olacak? Adeta tabela şirketler üzerinden borsada operasyonları ile para toplanıyor.

SPK bir dönem bu tür tabela vari şirketlerin bedelli sermaye artırımları ile milletten para toplamalarının önüne geçmişti. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi sonrasında bu tür para toplama izinleri de kolaylaştı.

Ama borsada herkes biliyor bu işlerin nasıl döndüğünü. Mesele bu bilgilerin TBMM’sine gelebilmesiMilletin haksızlıklar karşısında korunması ve mağduriyetlerin önlenmesidir.

***

Geçmişte borsa dışında da bu şekilde para toplamalar olmuştu. Hatta farklı yöntemler olsa da hâlâ devam ediyor. Daha geçen hafta kaz çiftliği vaadi ile dolandırılanlar medyaya yansıdı.

Sahi borsada toplanan paraların kaz çiftliği vaadi ile toplanan paralardan ne farkı var. Sadece biracık detaylar var o kadar.

Çiftlikbank ile toplanan paraları biliyorsunuz. Benzerlerini de...

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Hep kötü mü olmuş bu sistem. Mesela Konya kökenli İttifak Holding ve eski adı ile Kombassan.

Her ikisi de borsada halka açık işlem görüyor. İttifak Holding 60 milyon sermayeli bir şirket. Cirosu ise 1 milyar liranın üzerinde. Son yıllarda borsada hissesi yükselse de şirketin kârlılığı düşmüş. Mesela 2017 yılında 57 milyon lira faaliyet kârı vardı, şimdi 43 milyon faaliyet zararı.

Kombassan... 340 milyon liralık sermayeye karşı 2,2 milyar lira ciro ve 220 milyon lira faaliyet kârı elde etmiş. Yani değer üreten bir şirket.

Dünyada ‘Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı’ diye bir sistem var. Bu sistem teknolojik ve büyüme potansiyeli yüksek sektör ve şirketlere yatırım yapar. Ama ülkemizde maalesef ne resmi ortaklık piyasası ne de risk sermayesi sistemi işletilmemiştir. Varsa yoksa FAİZ sistemi.

Gizli bir el adeta sermaye piyasalarımızın ve borsanın daha da gelişmesinin önüne set çekmiştir. Bu el beş para etmez şirketlerin halka satılıp, sonrada batarak milletin mağdur edilmesine de zemin hazırlamıştır.

Ama ülkemizde maalesef değer üretenleri de taşlamaktan geri kalmıyoruz.

Bakın 10-12 yıldır Uzel Traktör Fabrikası ile yazılar yazıyor ve konuyu takip ediyorum. Resmi devlet kurumları dahi ülkemizin nadide bir sanayi kuruluşunun iflas ettirilme sürecinde yetkin olamamıştır. Binlerce yatırımcı paralarını kaybederken, binlerce Uzel işçisi de maaşlarını ve haklarını alamamıştır.

Bugün çok ortaklılık sistemi ile kayıt dışı eskiden toplanmış paraları hakkı ile kullanan şirketleri yaşatmak ve 4-5 bin çalışanın mağdur edilmemesi için uğraşmak gerekiyor. 70-75 bin ortağın bir kaç bini “biz faizle (o dönem yüzde 25-30 mark faizleri konuşulurdu) para verdik” iddiası ile çıkıp kalanların canı çıksın denilebilir mi?

Geride 4-5 bin çalışan ne olacak? Geride kalan hissedar olarak kayıt yaptıranlar ne olacak? Geride kalan borsadan hisse alanlar ne olacak?

28 Şubat sürecinde yeşil sermaye diye vurun abalıya mantığı ile bazı varlıkları iç edilen ve buna rağmen ayakta kalmayı başaran şirketleri hep beraber yaşatmalıyız. En azından 4-5 bin çalışanı düşünerek bu adımları atmalıyız.

Uzel battı da ne oldu? 2200 işçi aileleri ile birlikte ne yaptı? Kim sahip çıktı?

70 tane tabela şirketin para toplayıp bu paraları iç etmesinin hesabı soruldu mu? Kim takip etti?

Halen borsadan para toplayan tabela vari şirketlerin peşini kim sürüyor? Kim takip ediyor?

Yaşatmak, değer yaratarak istihdamı ve çalışanlarını korumak hepimizin görevi olmalı. Aksi taktirde hala sermayeyi renklendirerek bir yere gidemeyeceğimizi görmemiz gerekir. Sermayenin rengi olmamalı, haram veya helali olmalı. Ya da adaletli bir sermayeye bakılmalı.

Gar ihalesini alan 3 bin lira maaşlı çalışan bir kişinin şirketinin sermaye artırımları bize ders olmadı mı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu türban konusunda tarihi konuşmayı yapalı daha bir kaç hafta olmadı. O tarihi konuşma ile 28 Şubat sürecinin utanç verici türban ve yeşil sermaye tabirleri de tarihin çöplüğüne çoktan atılmış olmalıdır.

  • Abone ol