Ülke yönetiminde aslında ‘Hükümet’ kavramı da kalktı. Şimdi ‘Kabine’ mi deniliyor, onu da tam bilemiyorum.

Konu şu:

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamayı yaptı:

“Bizim şu anda IMF ile işimiz yok, biz bize yeteriz. 2020, inşallah faizlerin çok daha düştüğü bir yıl olacak. Girişimcilerimize sesleniyorum; gelin yatırım yapın. Her sektöre sesleniyorum, gel yatırım yap, hangi sektörde çalışıyorsan gel yatırım yap. Kendi parana dön. Kendi paranı kullanmaktan çekinme. Artık dövizle borçlanma değil milli para ile adım atma dönemine döndük, bunu başarıyla yürütmek durumundayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan 12 Ağustos 2018 Pazar günü de Trabzon’da şu konuşmayı yapmıştı:

“Türkiye’yi ve Türk milletini tehdit etmek hiç kimsenin, hiçbir devletin, hiçbir kredi derecelendirme kuruluşunun haddi değildir. Buradan bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum. Milletimiz müsterih olsun, vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun ama özellikle sanayicilerimize sesleniyorum. Bankalara saldırarak, oralardan döviz alma yoluna gitmeyin. ‘Battık, bittik, işi sağlama alalım’ gibi yollara lütfen tevessül etmeyin. Eğer böyle bir yola tevessül ederseniz, yanlış yaparsınız. Bilesiniz ki bu milleti diri tutmak, ayakta tutmak sadece bizim görevimiz değildir, sanayicinin de görevidir, tüccarın da görevidir. Aksi halde biz de, başta şahsım B planını, C planını uygulamak zorunda kalırım, bunu da böyle bilesiniz.”

DOLAR ZİRVE YAPTI

Geçen yıl Trabzon’daki bu konuşma ile ABD doları TL karşısında tarihi zirveye ulaştı. 10 Ağustos Cuma günü Trump’ın Rahip Brunson hakkında attığı twit sonrası 1 dolar 5,53’den 6,80’e kadar çıkmış ama günü 6,41’den kapatmıştı.

TL’nin sonbahar yaprakları gibi zaten sürekli değer kaybettiği o günlerde zirveyi de yine bizim sayemizde gerçekleştirdiğini gördük.

Erdoğan’ın “Bankalara saldırarak, oralardan döviz alma yoluna gitmeyin. Aksi halde biz de başta şahsım olmak üzere B planını, C planını uygulamak zorunda kalırım” deyince geceleyin 1 dolar 7,2169 TL seviyesi ile zirveye ulaşmıştı.

Sonrasına gece yarısı yapılan açıklamalar ile konuşmanın yanlış anlaşıldığı vs bildirildi. Ama hala kimse B planı ve C planının ne olduğunu bilmiyor.

HÜKÜMET= DOLAR

Geçen hafta Sayın Erdoğan’ın iş dünyasına yönelik yeni açıklaması aslında ülkenin temel sorunu. Maalesef TL’ye olan güven diplerde sürünüyor. Tasarruflar her hafta yeni Dolar rekorları ile nerede ise açıklanıyor.

Erdoğan, “Kendi parana dön, kendi paranı kullan” dese de bunun ne derece inandırıcı olacağını hesaplamamız gerekiyor.

Kasım 2016’ya gelirken TL üç yönden darbe yedi;

1- Önce yüzde 49 oya almış seçilmiş Başbakan’ın yerine yüzde sıfır (0) oy almış atanmış Başbakan geldi.

2- Ardından hain FETÖ darbe girişimi

3- Ve son darbeyi de OHAL ile gelen demokrasi azalması verdi.

Kasım ayında dolar karşısında 3,5 lira seviyesine kadar değer kaybeden TL için “Döviz bozdur” kampanyası da hiçbir işe yaramadı. Millet sattığı dolarları (sattı ise) sonraki aylarda çok daha yüksekten fazlasıyla aldı. Ve 1 dolar 12 Ağustos gecesi yine Erdoğan’ın konuşması ile 7,21 zirvesine ulaştı.

İşte orada MHP dolar bozdurdu.

Ama bugün iş başka yönde gelişiyor. Millete ve iş dünyasına TL tavsiyesinde bulunuyoruz. Acaba ne kadar ciddiyiz?

Çünkü, Hükümetin yaptığı nerede ise bütün mega projeler DOLAR ve EURO üzerinden Hazine garantili.

Hatta bazı projeler ABD enflasyonuna bile endeksli. Mesela Osmangazi Köprüsü anlaşma aşamasında 35 dolardı, şimdi ABD enflasyonu nedeniyle 45 dolar.

AK Parti ve Sayın Erdoğan’ın yönettiği bu anlaşmalar bugün tam hesabı bilinmeyecek devasa bir büyüklüğe ulaştı. Sadece 19 Şehir Hastanesinin Hazine garantisi 94,9 milyar dolara ulaşmış. Oysa bu hastanelerin yapım maliyeti 11,2 milyar dolar.

Köprüler dolarla-euroyla

Otobanlar dolarla

Hastaneler dolarla

Havalimanları dolarla-euroyla verilen Hazine garantileri ile yapılıyor.

Diyeceksiniz ki, az da olsa dış kredi kullanıldığı için dolar ve euro üzerinden garanti veriliyor. İyi ama zaten o kredilere de HAZİNE KEFİL

Koca Devletin kefil olduğu ve projelerde küçük bir pay tutan yabancı krediler yüzünden mi bütün projelerde Hazine garantileri dolar ve euro olarak verildi?

Kısaca bugün Hükümetin bile TL kullanmadığı bir ortamda, iş dünyasına TL kullanın demek ne kadar güvenilir mesaj verecektir?

Önce Hükümetin TL kullanması gerekmiyor mu? Hazine garantilerini TL’ye çevirmesi gerekmiyor mu?

Bir de bu projeleri neden LONDRA’daki tahkime bağladık? Türk Mahkemeleri mega projelerde neden yetkisiz? LONDRA ne iş!

  • Abone ol