Açıklanamayan döviz hareketleri;

talebe rağmen yükselmeyen kur seviyesi

ilginç TL mevduat kaymaları;

kamu bankalarından dağıtılan TL kredileri.

Baskılanan faiz

baskılanan döviz

baskılanan ürün fiyatları

ölçümü şüpheli enflasyon, ölçümü gerçeği yansıtamayan işsizlik.

1993 ve 2000 yıllarında sadece bir piyasa baskılanırken ardından patlak veren krizleri yaşamıştık. Şimdi ne kadar çok piyasa ve de veri var ise nerede ise hepsi baskılanıyor.

1993-2000 yıllarında kamu bankaları ve Merkez Bankası baskılanırken, şimdi özel bankalarında benzer şekilde hareket ettirildikleri gözleniyor.

Kısaca çok T’li bir piyasa oluşturduk. Telkin veya Takip veya da başka T’li bir yönlendirmeli piyasa dengesine gittik. Denge diyorum çünkü, şu anda dengede gibi gözüken bir süreç yaşanıyor.

Tıpkı 94 krizi öncesi 1993 yılı gibi. Ya da 2001 krizi öncesi 2000 yılı gibi.

Serbest piyasa adı altında çok T’li bir suni piyasa dengesi...

Mesela para muslukları sonuna kadar açılırken ‘sıkı para politikası’; ya da bütçe delik deşik olmuşken ‘sıkı maliye politikası-bütçe disiplini’ terimlerini kullanmak gibi.

Elbette bu dengeli ve de dengesiz piyasanın bir süreci oluşuyor. İşte o süreci görmeye başladık bile.

İstanbul’da son 10 yılın en kurak sonbaharı geçmiş. Su ihtiyacı hasıl olabilir. Aynı anlayış Ankara için de geçerli.

Ortada açmış bir güneş var. Mevsim olarak Aralık ve resmi olarak kışa girmiş durumdayız. İşte bu ortamda açmış olan güneş ne kadar inandırıcı?

Nisan 2017 referandum sürecinde bana soran herkese 15 Temmuz havası ile Başkanlık (Partili Cumhurbaşkanlığı) sisteminin geçeceğini ama bununla beraber büyük bir krizin geleceğini anlattım. Ve “Sakın ola ki yeni yatırım ve yeni risklere girmeyin” dedim.

Meğerse çoğu AK Partili dinlemesine rağmen Erdoğan’ın sözlerine inanarak tersine hareket etti ve bugün hepsi batık durumda. O yüzden “En fazla inananlar battı” diye bir yazı yazdım.

Evet, yeni bir bahar havası oluşuyor. İşaretleri oldukça inandırıcı. Ama temeli hiç inandırıcı değil.

Zaten bir krizin içerisindeyiz. Bu krizin işsizlik boyutu ve uzun dönemli yapısal dönüşümü hiç yaşanmadı.

Bugün Türkiye ekonomisinin temel sorunları kredi-faiz paketleri ile çözülecek durumda olsa herkes işini ne kadar rahat yapardı.

Maalesef  sorunlar o kadar derin ki; yalancı baharın sonrasını düşünmek bile istemeyiz.

Ama olsun şu anda güneş var ise ısınmak gerekir tabii. Mesela kombileri bu sıcak havada açmaya ve ek masraf yapmaya gerek yok. Hatta kalın kaban ve montları da taşımaya gerek yok.

Gerek yok ama sakın ola temkini de elden bırakmamalı. Yalancı bahar havası ile birden kara kış ve buz çağına hazırlıksız yakalanabiliriz.

O nedenle diyorum; “Yalancı bahar aslında kışa hazırlanamamışlar için bir bakıma son fırsat bile olabilir”.

Bakın krediler ve genişlemeye başlayan tüketim en kısa sürede cari açık olarak yeniden döviz ihtiyacını ortaya çıkarabilir. İyi ama bize dövizi kim verecek? Artık borç bile bulurken yüksek faizler karşımızda.

Kredi genişlemesi maalesef üretimi yeterince tetikleyemiyor. Talep-enflasyon ve parasal genişleme ilişkisinde yeniden 2017-218 sarmalında bir döngüye dönebiliriz. Tabi ki bu döngüyü TÜİK verilerinde yeterli derecede göremeyebiliriz.

Zaten asıl mesele de bu: Yatırımcı olan biteni nasıl görecek?

Şeffaflık en ciddi sorun. MB’nin açıklanamayan 31 milyar doları ne durumda? Yaratılan TL kredileri ne kadar gerçek?

Vs vs vs...

Kısaca ortada esen rüzgarları iyi takip edin. Ve ana mevsimi de unutmayın. Gerisi size kalmıştır. Hep derim ya; KARAR sizin...

  • Abone ol