Eskiden ekonomik değerlendirmemiz simit, çay, pazar-file vs, yani insandı. Şimdi devlet hesapları ile Millete ekonomiyi anlatıyoruz.

Siz Ekonomik Güven Endeksinin kasım ayında yüzde 1,7 oranında artarak 91,3 olduğunu biliyor musunuz? Bu alanda son 2 aylık artışın yüzde 6,2’yi aştığından haberiniz var mı?

Kasım ayında kurulan şirket sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10,2 artış kaydetti. Konut ve otomobil piyasasında canlanmayı herhalde görmeyen yoktur. Mal ihracatında elde ettiğimiz 180 milyar dolarlık gelirin yanı sıra, hizmet ihracatımızdan elde ettiğimiz tarihi başarıyla cari fazla verdik. Ekim ayı itibariyle cari fazla rakamı 4,3 milyar dolar oldu.

Ya kapasite kullanım oranı? İşte orada da son 15 ayın zirvesine ulaşarak yüzde 77,2 seviyesini yakaladık. Sanayi üretim endeksi yüzde 3,8, perakende tüketim endeksi ise yüzde 5,9 arttı. Ekim ayında 10,4 milyar liralık yeni yatırım teşvik belgesi de düzenlendi.

Borsamız ise 110 bin puanın üzerine çıkarak son 1,5 yılın zirvesini gördü.

***

Bu yazıyı yazarken yan ekrana bir tablo hazırladım. 1980-2019 yıllarını kapsayan 15+ yaş üstü nüfus ila işsiz sayısı.

Mesela darbenin yapıldığı 1980 yılında 15+ yaş üstü nüfusumuz 25 milyon 612 bin kişi. Buna karşılık 1 milyon 342 bin işsiz var. Yani yetişkin nüfusun işsizlik oranı %5,2.

80’li yıllarda bu oran bir daha 1989’da görülüyor. O yıl yetişkin nüfus 32 milyon 599 bin kişiye, işsiz sayısı da 1 milyon 660 bine ulaşıyor. Böylece yetişkin nüfusun işsizlik oranı %5,1’e çıkıyor.

Hatırlayın 89 yılını. O dönem iktidarda olan ANAP tarihi bir yerel seçim hezimeti yaşıyor.

1994 krizinde ise yetişkin nüfus işsizliği yüzde 4,8’e çıkıyor ama 1996-97-98 yıllarında tarihi bir düşüşle yüzde 3,7’lere geriliyor.

2001 krizinin ardından 2002 ve 2003 yıllarında da işsizlik artıyor ve yetişkin nüfusun işsizlik oranı yeniden yüzde 5,1’i görüyor.

Dikkat ederseniz eskiden “Yetişkin Nüfusun İşsizlik Oranı” %5,1’e ulaştığında ülkede siyasi değişimler yaşanıyor.

Şimdi size yetişkin nüfusun son yıllardaki oranlarını aktarayım. Ama bir noktayı daha hatırlatarak: 2014 sonrası açıklanan veriler eski seriye göre işsizliği yüzde 10 civarında daha düşük göstermektedir.

Şimdi oranlara bakalım: 15+ yaş üstü yetişkin nüfusun işsizlik oranları:

2014 %5,0

2015 %5,3

2016 %5,6

2017 %5,8

2018 %5,8

Ve 2019 yılı ilk 9 ay ortalaması: %7,3

Tabii ki burada bir ekleme daha yapmamız gerekiyor. TÜİK bu yıl nüfus artışını verirken işgücüne katılım oranında ciddi bir kesilme olduğunu kabul ediyor. Dün bunu da yazımda daha detaylı aktarmıştım.

Az önce 2014 sonrası yeni işsizlik serisinin de yüzde 10 civarı eski seriye göre düşük olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Kısaca bugün her iki seri ve düzeltme gelseydi muhtemel işsiz sayımız 4,6 milyon yerine resmi olarak 5,6 milyon kişi olacaktı. Bu sonuca göre de yetişkin nüfusun işsizlik oranı da yüzde 9,0’lara yükselmiş olacaktı. Aslında gerçek durumumuz eskiye kıyasla budur.

***

Şimdi ikinci tabloya bakıyorum. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı ve işsizlik oranı...

Seri Ocak- 2005 tarihinden başlıyor. 1 milyon 971 bin işsiz ve %9,2 işsizlik oranı var. Temmuz 2008’e kadar işsizlik oranı tek hanede kalıyor. Ama hep yüzde 9,0 civarında seyrediyor.

Küresel kriz esnasında tam 29 ay işsizlik oranı çift haneli geliyor. Ve nihayetinde işsizlik tek haneye ancak Ocak 2011’de düşüyor.

Yani demem o ki; işsizlik kriz sonrası hemen düşmüyor ve hızlı büyüme bile telafi ederken 1-2 yıl geçiyor.

Ve gelelim Haziran 2014’e.

Tek haneli işsizliğe veda ettiğimiz yıla. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı Mart-Nisan 2016 ve Aralık 2017; Ocak Şubat-Mart 2018 ayları hariç tam 57 ay çift hanede seyrediyor.

Aslında işsizlik sorunumuz Haziran 2012’de yüzde 8,0 taban seviyesinden sonra nerede ise istikrarlı bir artış gösteriyor.

***

Sonuç mu?

Tarihi bir işsizlik sorunu ile karşı karşıyayız. Bu sorun öyle kısa vadeli önlemlerle çözülebilir bir sorun da değildir. Hatta 2014 sonrası kronikleşen çift haneli işsizliğin getirdiği sosyal bunalım artık dayanılmaz noktalara geldi.

Geçmişte Din ve Milliyetçilik söylemi olmadığında derhal değişen iktidar şimdilik bu değişimi beka söylemi ile durduruyor. Ama bu duruş veya sorunları görmezden gelme hali gerçekleri örtmüyor.  Sorunumuz bir Ekonomik Buhran ve çok ciddidir. Bunu bilesiniz.

  • Abone ol