Kurumsallık kabiliyetini yitirmiş bir ülke olarak bunun sıkıntılarını dış politikada da çekiyoruz.

Bir o kanattan bir karşı kanata savrulup duruyoruz. Gittiğimiz yeri kurtarıcı ve büyük dost görüyor, karşı tarafı ise hain ve düşman ilan ediyoruz.

Hatırlayın hele... Rusya ile daha S-400’lerle beraber 2-3 ay önce Akdeniz’de NATO ve AB ülkelerini temizleyecektik. Araya Suriye girmeseydi.
İran büyük dostumuz, karşı çıkanlar ise gizli ajandı.
Çin ile 40 milyar dolar pazarlık ise her an bitti bitiyordu.
Şimdi ise tablo değişti.

Ama neyse... Bugün meselemiz dünden kalan konumuz.

BOTAŞ öyle sanıyorum ki Türk Akım’ı üzerinden gaz alım anlaşmasını imzalamadı. Hatta Enerji Bakanımız Rusya ziyaretine gidince karşısında Rus Bakan değil, Gazprom yetkilisi oturmuştu.

Sorun şuydu: Neden gaz almıyorsunuz?

Bakınız daha önce tam sayıları da vermiştim: Biz 2019 yılında özellikle boru hatları üzerinden doğal gaz alımını asgari düzeye indirmiştik. Mesela doğal gaz ile çalışan termik santrallerde kullanımı yüzde 40’dan yüzde 20’lere çekmiştik.

Hem Rusya hem de İran üzerinden en alt düzeyde gaz aldık. Zaten İran Rusya’dan da daha pahalı gaz satıyor.

***

Bizim gaz alımımız 25 yıllık kontratlar ile yapılıyor.

Dün 2026 olarak verdiğim Mavi Akım kontratının 2025 yılında biteceğini öğrendim. Düzeltirim..
Bu çok önemli, çünkü Mavi Akım kontratı 16 milyar m3 büyüklüğünde. İran ile 9,6 milyar m3 kontrat 2026 yılında bitiyor. Rusya ile ayrıca ilk boru hattımız olan Batı Hattında ise kontratlar

2021 yılında bitiyor. Azerbaycan ile de 2022 yılında.
Yani önümüzdeki kısa dönem Türkiye için ucuz enerjiye ulaşma fırsatı veriyor. Dün izah ettim, Avrupa’da doğal gaz fiyatı şu sıralar 70-80 dolar arasında ama biz o gazı Rusya, İran üzerinden 250 dolardan daha yüksek bir fiyata alıyoruz.

Ve her iki ülke de bizden kazandıkları para ile bize askeri operasyonlar çekebiliyor.
Kendi askerimize sıkılan merminin parasını biz ödemiş oluyoruz bir bakıma. Bu çok ama çok acıdır.

***

17-25 Aralık sürecinde FETÖ’cüler iki büyük projeye saldırmıştı. İran üzerinden Türkmenistan gazının Türkiye’ye getirilmesi projesi ve Irak gazının getirilmesi projesi.
Her iki proje de ucuz enerji projeleriydi.

Bakınız Türkiye çok enteresan bir ülkedir. Biz üretim merkezi olabilecek kabiliyette güçlü bir ülkeyiz.

Bugün solunum cihazlarının acil üretilmesinde Arçelik başta olmak üzere gösterdiğimiz kabiliyet çok önemlidir.

Meselemiz yönetim yapısıdır. Daha önce de yazdım, bizde helva yapmak için bütün malzemeler mevcuttur ama helva yapacak yönetimi ve sistemi bir türlü kuramıyoruz.

İşte bu kabiliyet açısından ucuz enerji bize çok acil gereklidir.

Ucuz enerji derken aslında dünya fiyatlarını kast ediyorum. Petrol 30 doların altında seyrediyor. Bir bakıma sudan ucuz oldu. Doğal gaz fiyatları dersen bizim için bir dönem 400 dolar ödediğimiz fiyatlar şu an Avrupa’da 70-80 dolara düştü.

Bu fiyatları veya ucuzluğu elde etmemiz gerekiyor.

BOTAŞ ve Enerji Bakanlığı umarım bu konuda direncini ve ülke çıkarlarını korumayı sürdürür.

Umarım eski dönemlerde yapılan hatalar yapılmaz ve küçük çıkarlara koca Türkiye çıkarları heba edilmez.
İşte bu nedenle iki gündür bu konuya ısrarla değiniyorum.
Dört güzümüz bu işte olsun.

Ucuz enerji fırsatını ve sonrasında da üretim merkezi Türkiye imkanını kaçırmayalım.
17-25 Aralık sürecinde durdurulan projeleri de hatırlarsak eminim operasyonun başarısız kalmasını sağlamış oluruz. Aksi halde şu durumda 17-25 operasyonu Türkiye’nin ucuz enerji projelerini durdurmuş durumdadır.

  • Abone ol