"Kızmayın sakın bir şey söylicem... İnsan kendi ömründen vazgeçebilir ama... bazen diyorum ki çocuklarımın ömründen alsın size versin. Çünkü bu ülke için o kadar önemlisiniz.” 

Bu cümleler AK Partili bir kadının Sn Cumhurbaşkanına karşı kurduğu cümlelerdi. Çok tartışıldı elbette. 

Tabii ki hiçbir annenin evladı hakkında gerçekten böyle düşünebileceği akıllara gelmez. Bir önem arz etmek için bu cümleler kullanılmış olmalı. 

Ama iş tabi gerçekten öyle değil.

18 Mayıs tarihinde “Daha ne olsun” başlığı ile ülkemiz nüfusunun ekonomik krizden dolayı azalma durumunu yazmıştık. Şimdi biraz daha açarak konuyu seçim tablosu ile ele alalım.

Son birkaç yazıda da tekrar tekrar verdiğim 15+ yaş üstü nüfusun işsizlik oranı ile ülkemizin aslında 2015 yılından beri bir ekonomik buhran yaşadığını görüyoruz. 

İşsiz sayısı ve işsizlik oranı maalesef 2015 yılından bu yana baraj seviyesi dediğimiz yüzde 5,0’in üzerinde. 

Ve kriz özellikle 2018 yılından sonra çok daha derinleşti.

1980 sonrası nerede ise kendi krizlerinde yüzde 5,2’yi geçmeyen 15+ yaş üstü işsizlik oranı son olarak 2019 yılında yüzde 7,3 ile inanılmaz bir yüksekliğe ulaştı. 

Daha eskilerde 5,1 oranında iktidarı tasfiye eden seçmen, bu sefer benzer tepkileri vermiyor. Hatta FAKİRLİK ARTIŞI İLE İKTİDARIN OY ARTIŞI ARASINDA BİR BAĞ BİLE VAR. 

Seçmen adeta fakirlikte iktidara daha çok bağlanıyor. Bunu defalarca bu sayfada verilerle aktardık. Şimdi bir kez daha EVLAT durumu üzerinden konuya bakalım. 

***

TÜİK verilerine göre 2019 yılında doğurganlık hızı 2,0 seviyesinden 1,88’e geriledi. Bunu şöyle ifade edelim: 2018 yılında 100 kadın 200 çocuk doğumu gerçekleştirirken, bu sayı 2019 yılında 188 çocuğa geriledi. 

100 kadının evlat sayısı bir yılda yüzde 6,09 azaldı. 

2014 yılında doğurganlık hızı 2,19 seviyesindeydi. Düşüş kademeli şekilde devam ederken, özellikle 2019 yılında sert gerileme yaşandı. 

Burada “Daha ne olsun” yazımda belirttiğim gibi, doğurganlık hızı ile işsizlik oranı arasında sıkı bir bağ olduğunu tekrar edelim. Mesela ekonominin canlı olduğu 2011-2014 arasında doğurganlık hızı da artış gösteriyor. 

Aslında buraya kadar yazdıklarımı önceki yazılardan bulabilirsiniz. 

Yeni konuya gelelim: 

 24 Haziran 2018 ve 31 Mart 2019 seçimleri arasında iktidar partisi AK Parti ve ittifak ortağı MHP oyları yüzde 53,66’dan yüzde 51,64’e geriledi. 

2018 Haziran ayında henüz dolar zirve yapmamış ve ekonomi büyümeye devam ediyordu. Oysa 2019 Mart seçimleri tam bir ekonomik kriz içerisinde gerçekleşti.

Ama iktidar ve küçük ortağının oy kaybı sadece 2,02 puan oldu. 

Oysa 2018-2019 arasında evlat sahip olma oranındaki kayıp yüzde 6,09’a ulaşarak tarihi bir düşüş göstermişti. 

2018-2019 seçimlerinde iktidar, kent merkezlerinde oy kaybına uğrarken, kırsal seçmen ile bu kaybı telafi etmişti. 

***

Şimdi toplam çocuk sayısı üzerinden eğitim durumuna göre gelişmeye bakalım:

2018 yılında 1 milyon 253 bin olan doğan çocuk sayısı, 2019 yılında 1 milyon 184 bine geriliyor. Çocuk doğumundaki azalış tam yüzde 5,52...

Peki kimler evlat sahibi olmaktan vazgeçmiş? 

Okuma-yazma bilmeyen veya ilkokul bitirmemişlerin çocuk sayısı 136,6 binden 112,8 bine yüzde 17,41 azalış göstermiş. İlkokul bitirenlerin çocuk sayısı ise 128,5 binden 99,8 bine yüzde 22,33 azalış yaşamış. 

Oysa eğitim seviyesi ile evlat sahibi olma arasında kısa vadede bilinenin tersine bir ilişki var. Mesela ortaokul ve lise mezunlarının çocuk sayısı sadece yüzde 2,47 azalış göstererek 638 bine düşüyor. 

Ve son nokta: Üniversite mezunlarının çocuk sayısı ise bırakın düşmeyi, yüzde 0,04 gibi çok küçük de olsa bir artış yaşıyor.

Acaba neden bilinenin tersine okuma oranı ile çocuk sahibi olma arasında doğrusal bir ilişki var? 

İşte bunu da istihdam verilerinden buluyoruz.

Şubat 2018-2020 arası iki yılda toplam çalışan sayısı 1 milyon 412 bin azalarak 26 milyon 754 bin kişiye düşüyor. Ama işini kaybedenlerin nerede ise tamamından fazla ilkokul ve okuma yazma bilmeyenler. Eğitimin düşük seviyesinde işini kaybedenlerin sayısı tam 2 milyon 126 bin kişi. 

Lise ne dengi kesimde işini kaybedenlerin sayısı ise sadece 126 bin kişi. 

Ve son nokta: Üniversite mezunları bırakın işsiz kalmayı, 840 bin yeni istihdam ile iş sahibi oluyor. 

Şimdi sonucu özetleyelim mi? 

İşini ve çocuk yapma imkanını kaybeden düşük eğitim seviyeli kırsal kesim, iktidarın gücünü korumasını oyları ile devam ettiriyor. Krize rağmen iş bulan ve çalışan ve de çocuk sahipliğini koruyan üniversite mezunları ise şehir merkezlerinde iktidara daha az oy veriyor. 

  • Abone ol