Kapitalizm nedir?  Herkes kapitalizmden söz olarak kötü bir şekilde bahseder ama bütün faydalarından da yararlanır. 

Benim kapitalizm nedir sorusuna ilk cevabım: Rekabet olur. 

Şimdi düşünün: Aile büyükleriniz birikimleri ile bir tarla satın aldı. Zamanla buradan ekip biçerek geçim sağlamak istiyorsunuz. Ama şehir büyüdü ve artık tarlanız arsa haline geliyor. Belediye imar değişikliği yapacak. Ama bu imar değişikliğinden sizin haberiniz yok. 

Ve bir açıkgöz yatırımcı sizden tarlanızı satın almak istiyor. Tarla olarak değeri 1 milyon lira ama imar geçince arsanın değeri 20 milyon liraya çıkıyor. 

Kapitalizm, pazarın şeffaf olmasını ister. İlk ana kural şeffaflık ve bilginin alıcı-satıcı tarafından bilinir olmasıdır. Aslında İslam’ın pazar şartları ile çok örtüşüyor. 

Bir açıkgöz imar değişikliğini öğrenip sizden tarlanızı 1,5 milyon liraya almaya çalışması kapitalizm değil, hırsızlıktır. 

***

İktidar veya ülkeyi yöneten kadrolar çeşitli icraatlarda bulunuyor. Milletten toplanan milyarlarca lirayı sizin adınıza harcıyor. Yaptıkları işleri de her nasılsa bir avuç müteahhit alıyor. 

Kimin ne kadar bilgisi oluyor? 

Ya da politik tercihle korona salgınında size hibe yerine banka kredisi kullandırıyor. Aslında zor günde borç batağına gidiyorsunuz. Acaba bunun tehlikeli olduğunu, ileride sizi daha büyük zora sokacağını kim anlatacak? 

Pazardaki rekabet size nasıl yüksek refah sağlıyorsa, siyasetteki rekabetin de size daha yüksek refah sağlayacağı bilinmelidir. O nedenle toplumların refahı siyasi bağımlıkla değil, siyasi rekabetteki kalite ile artacaktır. 

***

Dün Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve ekonomi kurmay ekibi İbrahim Turhan, Serkan Özcan, Kerim Rota ve Mustafa Mente “Ekonomide Gelecek Modeli” bilgilerini paylaştılar. 

Bazı tespit ve önerilerini notlarımdan aktarmak istiyorum: 

-Dünya zaten krizde ve bu ortamda çıkış yolu otoriterlik değil “Kapsayıcı demokrasi”dir.

-Türkiye salgına hem içsel kriz hem de dışsal kriz olarak yakalandı.

-2001 krizine nasıl yanlışlarsa gidildi ise aynı yanlışlar şu anda da yapılıyor. 

-Hukuka ve sisteme güven olmayınca sadece yabancı yatırım değil, yerli yatırım da olmuyor.

-Türkiye yoksulluk bakımından AK Parti öncesine geri dönüyor. Yoksulluk hızla artıyor. Ama yoksullukla mücadelede kalıcı sosyal yardım yerine üretim ve iş sağlanacak. 

-Girişim Sermayesi Ortaklığı modeli ile öz girişim ve yüksek teknolojik alanlara sermaye desteği verilecek. 

-Vergisel istisnalar ve indirimler yüksek katma değer ve istihdam da gözetilecek, diğer alanlarda kaldırılacak. 

-Enflasyon dar gelirlinin en büyük sorunu. Enflasyon kesinlikle indirilecek. 

-Vergi bilinci ve vatandaşlık bilinci açısından doğrudan vergiye geçilecek. Vergi veren vatandaş bunu beyan ederek ödeyecek. 

-Ülke asgari ücret ve asgari ücret etrafında yoğunlaşan düşük ücret seviyesinden kurtarılacak. 

***

Gelecek Partisi ekonomi modelinin satırbaşlarını açıkladı. Mesela detaylarda yer alan EYT konusu gibi, tarım gibi noktalar adım adım açıklanacak. 

Mesela Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) yatırımlarına yaklaşımları yeniden masaya oturmak şeklinde. Oysa CHP bunların kamulaştırılmasından yana açıklamada bulundu. Ama her iki parti de açıklanmış fiyatları kabul etmiyor. 

Bir köprü geçiş ücreti 45 dolar olabilir mi? 

Hazine garantileri ABD enflasyonu oranında dolar bazında artırılabilir mi? 

Elbette sorgulama olmazsa, rekabet olmazsa vatandaşa köprü geçiş fiyatı 45 dolar olarak dayatılır. İster geçersin ister geçmezsin ama o köprünün 45 dolarlık ücretini ödersin. 

İşte buna ve benzeri her türlü israfa dur demenin yolu rekabettir. 

Asıl tehlike rekabetten kaçıştır. 

Hamaset ile 45 dolarlık köprü ücretini örtebiliriz. Beka söylemi ile parayı devreden çıkartabiliriz. Ama sorun bakalım kendinize: Biz bu milli mücadeleyi verirken paramızı bir elin sayılı müteahhitleri neden alıyor? Paramızı bu bir avuç müteahhide kim veriyor? 

Sormazsan fakir kalırsın. Sorgularsan çıkış yolu bulabilirsin. KARAR sizin. 

  • Abone ol