Şeffaflık! Bu cümle mazide bir hatıra olarak kaldı. Hazine garantili işleri soruyorsunuz, “Ticari sır” diye bilgi verilmiyor. Kurumlar veri açıklamayı bırakıyor; açıklanan verilerin güvenilirliği de bir başka sorun olarak karşımızda duruyor.

Dün ekonomi basınında kamu bankalarının net döviz pozisyonu yer aldı. Ocak 2019’da sadece -1.246 milyon dolar olan açık pozisyonu, 10 Temmuz haftası itibari ile -9.729 milyon dolara yükselmiş. Bu açık pozisyonu 40 milyar dolarlık öz kaynağın yüzde 24’üne karşılık gelmektedir.

Fakat asıl açık pozisyonu Merkez Bankası ile beraber kamu bankaları birlikte ele alınarak düşünülmelidir

Merkez Bankası’nın “Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Tablosu (29 Mayıs 2020)” verisinde şu noktaya dikkat çekelim: Resmi rezerv varlıklar: 90 milyar 914 milyon dolar Döviz varlıkları: 52 milyar 758 milyon dolar Aradaki farkın büyük kısmı altın varlığından geliyor. MB’de 36 milyar 667 milyon dolarlık altın bulunmaktadır.

Ama tablonun biraz altına inince şunu görüyoruz: “Yurt içi para karşılığında döviz forward ve future’ların toplam açık ve fazla pozisyon büyüklükleri : -51 milyar 884 milyon dolar”

Fakat biliyoruz ki, Merkez Bankası sadece yurt içinden swap yolu ile döviz almadı. Sadece Katar ile yapılan swap anlaşmasının 5 milyar dolardan 15 milyar dolara artırıldığı söylenmişti. Çin ile swap ne kadar bilemiyorum. O zaman mesele nedir? Acaba kimin dövizi kimdedir? Merkez Bankası swap yolu ile dahi aldığı dövizleri ne yapmıştır? Dövizler nerededir?

Merkez Bankası döviz piyasasında işlem yapıyor mu? Kamu Bankalarının döviz piyasasındaki işlemi ile Merkez Bankası arasında bir bağ var mı? Kim nerede nasıl pozisyon alıyor? Sorular oldukça fazla tabii. Ama bu sorunların cevabı önümüzdeki dönemde bütün ülkeyi ilgilendirecektir. Bugün döviz varlıklarımız ne kadar reeldir? Yarın realite ne olacaktır? Bir çıkmaz durum, ihtiyaç durumu ne orandadır?

İşte sorular ve sorunlar aslında halının altında öylece duruyor ve hatta birikiyor. Ama yarın ne olacak? Dün Sayın Cumhurbaşkanı Başkanlık Sisteminin 2. yıl dönümünü anlattı. Konuşmasında kur hareketini yine şer güçlere yıktı.

Acaba bugün şeffaflığını yitirmiş piyasalarda, dengesiz fiyatlandırmaların yarın oluşturacağı sorunları ne yapacağız? 2017 yılında sadece 200 milyar liralık Kredi Garanti Fonu ile sanal büyümenin enflasyon ve kur etkisini bugün şer güçlere yıktığımız gibi yine yıkabilecek miyiz?

Bu ülkede bizim hiç mi sorumluluğumuz olmayacak? Bizim yaptığımız yanlışların sonuçlarını hiç mi üstlenmeyeceğiz? Hep şer güçler mi galip gelecek?

  • Abone ol