Nasılsa bugün “Müjde” açıklanacak. Neden müjde öncesinde Merkez laf dinlemez duruma düşüp faiz artırsın ki? Hiç riske girmeye gerek yok. 

Nasılsa ekonomi politikalarında bütün yanlışları yüklenen meçhul yabancı düşmanımız elimizde duruyor. Bizi bütün yanlışlara karşı koruyan bir düşman bu.... 

Evet, evet düşman ama bizi koruyan düşman. 

Politikanın çözülemez ilişkiler ağı böyle değil midir? Politikada aslında kim dost kim düşman çok karışıktır. Mesela çok zorlandığınızda düşman gözüken ama sizi bütün günahlardan koruyan gerçek dostunuz devreye girer ve işi bitirir. 

***

Olayları ekonomi gündemi ile şöyle izah etmeye çalışalım: 

En sonuncusu dün yapılan 10 milyar liralık repo ihalesinde faiz 11,72 oldu. Önceki gün ise aynı ‘geleneksel ihalede’ faiz 11,30 olmuştu. 

Merkez Bankası değişik kanallardan piyasaya para veriyor. Hepsinin ortalamasına toplam fonlama faizi diyoruz. 1 ay önce toplam fonlama faizi 7,34’e kadar düşmüştü. Dün itibari ile bu oran 9,37’ye çıktı. 

Bu ne demek? Merkez son günlerde faiz oranlarını o kadar yukarı çekti ki; toplam fonlama faizi de 200 baz puan arttı bile. Hatta haftaya bu oran çift haneye bile çıkabilir. 

Ama bütün bunlara rağmen Merkez dün politika faizini 8,25’de sabit bıraktı. 

Hani mağazanın kapısında tabelada fiyat 8,25 gözüküyor ya; içeri girip o ürünü istediğinizde size “kalmadı” diyorlar. 

Tabela faizi ile fiili faiz yine çok farklı oldu. Bunu önceki Başkan I. Murat döneminden hatırlıyoruz. İşaret gelmeden iş yapılamıyordu. Şimdi II. Murat benzer dönem yaşanıyor. Hayırlısı bakalım... 

Nasılsa bütün günahları üstlenen meçhul yabancı düşmanımız hizmetimizde. 

***

Bir ülkede kurumlar ve kurallar çalışmaz ise o ülke içten içe çöker. Bu çok önemli bir uyarı sistemidir. 

Merkez Bankasının ekonomik şartlara göre karar alabilmesi ve para politikasını sürdürmesi en azından kısa vadeli dengelenme açısından önemlidir. 

Kısa vade neden diyorum, izah edeyim: 

Ekonominizi üretken ve değer yaratan bir hale getirdiniz. Mal ticaretinden ve hizmet ticaretinden açık vermiyorsunuz. Yani dövize ihtiyacınız yok. O vakit faiz konusunda daha özgür hareket edebilirsiniz. Ama yine de sermaye akımının kontrolü açısından faiz kararlarınız hayati önemdedir. 

Ya bizim şimdi yaptığımız nedir? 

Mal ticaretinden hayati derecede açık veriyoruz. Bu yıl hizmet ticareti de minimum düzeyde. Zaten bu nedenle yılın ilk altı ayında rezervlerimiz 30 milyar dolar eridi. Kısaca yabancının parasına ihtiyacımız oldukça fazla. 

BOTAŞ doğalgaz ithal edecek, döviz lazım. TÜPRAŞ petrol ithal edecek, döviz lazım. Nereden bulacağız bu dövizleri? Ya da kışın ne doğalgaz kullanacağız ne de yakıt alacağız. 

Bu işin bir düzeni olmalıdır. Politikalar “Saldım Çayıra Mevla’m Kayıra” düzeni ile sürdürülemez. Elbette bir yönetim sorumluluğu ve yönetim ilişkisi olmalıdır. Aksi halde bütün suçları meçhul yabancıya atarak daha ne kadar sorumluluktan kurtulacağız? 

***

Dün Merkez Bankası kararı aslında Türkiye gerçeğinin bir aynası oldu. Merkez Bankası alanda, yani fiiliyatta para musluklarını kısıyor, faizleri yükseltiyor. Kısaca 1 ay önce ne yapmış ise bugün tam tersini yapıyor. 

Ama aynı Merkez Bankası gösterge, yani tabela faizlerine okunmuyor. Sanki 1 ay öncesi ile aynı durumdayız. 

Ülkemizin de bir dönem NATO ve Avrupa Birliği yerine Rusya ve Şanghay 5’lisi hayalleri gibi. Hatırlayın o günleri... Bu hayaldir, Türkiye’yi yalnızlaştırır diyenler de hain ilan ediliyordu. 

O gün Ülkenin yeni eksen kurduğunu ilan edenler bugün Trump için methiyeler diziyor. Maalesef bu ciddiyetsizlik ve büyük bir devlete yakışır olamayan duruma dün Merkez Bankamız da bir örnek vermiş oldu. 

Umarız bütün günahları üstlenen meçhul yabancı düşmana yeniden büyük iş düşmez. Ya da “Sizi daha ne kadar ben kurtaracağım; birazcık da siz doğru iş yapın” demez. 

Bekleyip göreceğiz. 

  • Abone ol