Bir devir kapanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kapanış için “Küresel düzeyde yaşanan siyasi ve ekonomik değişimlere uygun şekilde ülkemizde de hukuk ve ekonomi alanında köklü reformlara hazırlık yaptığımız bir dönem...” dedi.

Bu değişim nedir? Akla gelen tek önemli değişim ABD’de seçimleri Joe Biden’ın kazanmasıydı.

Kime karşı kazandı seçimleri Biden? Popüler liderlik yapan Trump’a karşı...

Popüler liderlik dediğimiz şey aslında Milletin hoşuna giden ama devleti yıkan liderlik... Mesela İngiltere, mesela Fransa, mesela Polonya, mesela Macaristan, mesela Brezilya... Bu ülkelerin liderleri de popüler liderliğe örnek gösterilir.

Ama eskiden beri popüler liderlik gösteren bir örnek ülke var karşımızda: Venezuela…

Babadan oğula geçen liderlik gibi Hugo Chavez’den popüler liderliği devralan Maduro var orada. Ama 6 Aralık seçimlerinde muhalefet seçimi kazanırsa görevi devredeceğim diyor.

Oysa Venezuela Halkı özellikle ABD’ye karşı müthiş bir bağımsızlık mücadelesi verdiklerini sanıyordu. Hatta bu uğurda açlık, sefalet, yoksulluk içinde toplum olarak 6-7 kilo bile zayıflamışlardı.

Venezuela dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen halk tam bir sefalet içinde yaşıyor. Orta sınıf dediğimiz eğitimli kesimden gidebilen zaten 4 milyon civarından nüfus ülkeyi terk edeli yıllar oldu.

“Onlar ABD’de tuvalet temizliyor” diye suçlamada da bulunmuştu kamyon şoförü Başkan Maduro...

Gerçekten bir ülkeyi cahiliye noktada bir lider bu yokluğa nasıl taşıyabiliyordu? Sn Ömer Dinçer “Demokrasinin zaafları” diye sıralıyor bu süreçleri. Ama buna rağmen “henüz demokrasiden de daha ideal sistem bulunmadı” diyordu.

Dünya popülist ve popüler liderliklerle gelir dağılımı bozulunca 1900’ler sonrasında tanışmıştı. Seçimle gelen diktatörler devriydi aslında bu süreç... İtalya, İspanya, Almanya en bariz örnekleriydi.

Sonra ne oldu? Bu popülist ve popüler liderler varlıklarını sürdürebilmek için müthiş bir faşizm devrini oluşturdular.

Faşizm sürecini de rakiplerini faşistlikle suçlayarak kurdular.

Ne yapıyorlarsa rakiplerini onunla suçladılar ve ülke varlıkları ile kendi varlıklarını eşitlediler. Böylece artık o ülkeler sadece o liderlerin bekası haline dönüşmüş oldu. Muhalefet ise bir sonraki adımda tamamen gereksizleşerek silinip gitti.

Ve dünya iki tane büyük savaş yaşadı. Din ve milliyetçiliği kullanan birkaç liderin hırsı uğruna kan ve gözyaşı hakim oldu.

***

Küresel düzeyde yaşanan değişimler artık kaçınılmaz olarak her ülkeyi etkiliyor.

Bizde durum biraz daha karmaşık. Kasamızda para yok...

Kovid-19 nedeniyle kapanamıyoruz bile. Kısmi kapanmada bile herkes başının çaresine baksın diyoruz.

Damat Grubu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu yurtdışında pandemi nedeniyle kapatılan mağazalarının cirosunun yüzde 70’inin kendilerine ödendiğini açıkladı. Bizde ise zırnık yok...

Paralar ülke yönetiminin itibarına gidiyor. Başkan yardımcımız 10 milyon liralık arabası için “Bisiklete binerek şov yapmam” diyor.

Burası da böyle bir ülke.

Biz seçtik ve biz onay veriyoruz.

Demokrasi böyle bir şey.

***

Artık asgari ücret görüşmeleri başlıyor. Bakalım siyaset ne karar verecek?

Maaşlar iki dudak arasında ise, ülkede bireyselleşmek ne kadar mümkün olabilir ki?

Hepimiz için hayırlı olsun.

  • Abone ol