Bir grafiğimiz var. Siyaset ve yoksulluğu açıklayan bir grafik bu. 15+ yaş üstü nüfusun işsizlik oranı.  

1980 yılında %5,2 ve askeri darbe.  

1989 yılında %5,1 ve ANAP’ın yerel hezimeti 

2002 yılında %5,1 ve koalisyon partilerinin hepsinin baraj altında kalması 

2009 yılında %6,0 ve AK Parti yerel seçimlerde yara alır. (Bu kriz küreseldir ve daha öncekiler gibi Türkiye’ye özgü değildir. Seçmen bize ait olmayan krizde iktidara sert uyarı vermemiştir) 

2015 yılında %5,1 ve Haziran seçimlerinde AK Parti tek başına yönetimi kaybeder...  

2018 yılında %5,8 

2019 yılında %7,3 

İktidar hala güçlü liderliğini sürdürür. 2018 yılından 2019 yılına sadece 2 puan kaybeder.  

Kısaca 6 Haziran 2015 seçimlerinden sonra seçmenin sandık tercihinden ekonomik nedenler uçar gider.  

Daha önce 5,1 oranında iktidarları sandığa gömen seçmen artık yoksulluğu kabullenmiş olur.  

Nedenleri elbette oldukça fazladır. Mesela 15 Temmuz 2016 FETÖ hain darbe girişimi seçmenin iktisadi tercihinin ortadan kalkmasına büyük katkı sunmuştur. Benzeri bir gelişme daha eski yıllarda Venezuela’da yaşanmıştır.  

Venezuela’da sonuç ortada... 

Kuyruğa girecek ürün bile yoktur. Oysa ülkemizde mesela kuyruğa girecek ekmek vardır. Mesele sadece kuyruğa girip 2 km kuyrukta beklemektir.  

*** 

Seçmen neden fakirliği, yoksulluğu görmek istemez?  

2018-2019 seçim tercihlerinde 3 önemli değişim dikkat çeker. 1- Terörün azalmasına bağlı G. Doğu illerinde Cumhur ittifakının oy artışı. 2- Din ve Milliyetçiliğin etkin olduğu küçük Anadolu illerindeki oy artışı ve 3- Yerel yönetimi muhalefette olan illerde iktidar ittifakının yine oy artışı.  

İktidar bloğunun oy kaybı ise kendi kalelerinde yaşanır. Kaleler olarak kabul edilen büyük Anadolu illerinde kayıp 10 puan civarındadır. Yani din ve milliyetçilik söylemi bile muhafazakar denilen bu illerde büyük çöküşü önlemez.  

*** 

Türkiye 2015 yılında başlayan yüksek işsizlik kıskacında 6. yılını dolduruyor. Yakın tarihte bu derece yüksek işsizlik ve asıl önemlisi bu derece uzun süreli işsizlik hiç yaşamadı.  

Tarihi bir BÜYÜK BUNALIM dönemi yaşanıyor.  

Kağıt üzerinde sanal gelirlerle yaratılan sanal zenginlik iktidar tarafından sıkça kullanılıyor ama sokaklar bu söylenenlerin ama tersini gösteriyor.  

Sadece bir örnek: GSYH eğer revizyonda eski yıllara eşit artış gösterseydi şu an 1998 yılından daha fakir olduğumuzu görecektik.  

Ama göremiyoruz; çünkü göstergeleri de ona göre ayarlıyorlar ve gerçeği toplumun görmesini istemiyorlar.  

İyi ama toplum gerçeği görmese de yaşamıyor mu? Ekmek kuyrukları dahi bunu göstermiyor mu? Yoksulluk intiharları bunu anlatmıyor mu?  

O zaman diğer meşhur göstergemize bakacağız. 

2015-2019 arasında Lise Altı Eğitimlilerin çocuk yapma sayıları %23 gibi muazzam bir düşüş gösteriyor.  

Lise altı eğitimliler neden çocuk bile yapamaz noktaya geldi? 

Çünkü bu büyük ekonomik bunalımda onlar işlerini kaybettiler. İş yoksa gelecek de yok; gelecek yoksa kim çocuk yapar ki?  

Aynı dönemde üniversite mezunlarında çocuk sayısı %17 arttı, çünkü 700 bin üniversite mezunu iş bulmuş. Lise altı eğitimlilerde ise 2,5 milyon kişi işini kaybetmiş.  

Şimdi soralım: Nasıl oluyor da yiyecek ekmek için bile 2 km kuyruğa giren, çocuk yapma imkanını bile kaybeden kenar semtler ve kırsal kesim iktidara bu derece sarılabiliyor?  

*** 

Aslında sorunun cevabı çok basit.  

Ezilenlerin lideri Mussolini iktidarının sonrasında çıkan ekonomik krizi yatıştırmak için dış savaşa yönelmişti. Roma İmparatorluğu hayalini topluma sunarak, azınlık aydınların sesini kısmış ve hepsini hain ilan etmişti.  

Kısaca iç politikada yaşanan tıkanıklık ülkeyi beka sorunu ile karşı karşıya bırakıp dış politika yoluyla aşılmaya çalışılır.  

Sahi Fatma Betül Sayan Bakanımız sayesinde geçen 2017 referandumunda Hollanda bize ne yapmıştı? Hollanda özür diledi mi? Yoksa işimiz bitti ve yapılan hakareti görmezden mi geldik?  

Ya da liman’da bekleyen Oruç Reis gemisini de sormayalım. 

Özet mi? 

Dünyaya karşı yerli ve milli davamızda açlık, yoksulluk, intiharlar vs ne ifade eder ki? Bağımsızlık mücadelemizde Hazine garantili müteahhitlere 157 milyar dolar garanti vermiş ve tahkimlerini Londra’ya bağlamışız çok mu?  

Ülkemiz için ekmek kuyruklarında biraz daha bekleseniz ne olur ki? 

  • Abone ol