GSYH revizyonu sonrası mucize büyümeler yaşıyoruz. 

Gelin bir örnekle bakalım. 

2017/09 ve 2020/09 arasında GSYH reel olarak %4,57 büyüme göstermiş. Aslında cari fiyatlarla %58,17 olan büyüme reel olarak 4,57 büyümeye karşılık geliyor. Diğeri enflasyona gitmiş diyelim.  

Gelin bir diğer açıdan bakalım şimdi. 

2017/09 döneminde toplam çalışma süresi 44 milyar 536 milyon saat 

2020/09 döneminde toplam çalışma süresi 36 milyar 568 milyon saat 

Çalışma süresi şu şekilde hesaplanıyor: Çalışılan haftalık saat sayısı ile çalışan sayısının çarpılması ile. 

Bizim için önemli olan şu:  

Çalışılan saat sayısı yüzde 17,9 gibi muazzam bir düşüş gösteriyor ama GSYH gelirimiz hem de reel olarak yüzde 4,57 artıyor.  

Biz bu başarıyı GSYH revizyonu ile 2011-2015 yıllarında da sağlamıştık. 

Gelin bakın eski hesapla yeni hesap büyüme farkları nasılmış: 

2012 eski hesap %2,1 (%4,8) 

2013 eski hesap %4,2 (%8,5) 

2014 eski hesap %3,0 (%4,9) 

2015 eski hesap %4,0 (%6,1) 

Böylece 2012-2015 eski hesaba göre toplam büyüme oranı yüzde 14,0 olarak gerçekleşiyor. Ama yukarıda parantez içinde yazılı yeni hesaba göre ise bu kümülatif büyüme bir anda yüzde 26,6’ya çıkış yaşıyor.  

İşte sanal zenginleşme tam da buna diyoruz.  

Kâğıt üzerinde zenginleşme ama bu zenginleşme her nedense istihdama, çalışma hayatına ve gelire yansımıyor.  

Hatta elektrik tüketimine de yansımıyor.  

2017 yılından 2020 yılına elektrik tüketimi yerinde saymaktadır. Ama konutlarda tüketilen elektrik miktarı artmasına rağmen ekonomik durgunluk tüketimi yerinde saydırmaktadır.  

Bu argümanları aslında çok defa yazdım.  

Bugün işsizlik gibi verileri de kâğıt üzerinde sorun olmaktan çıkartınca acaba her şey düzelmiş mi oluyor? 

Bugün bu açıdan meseleye bir kez daha bakılması gerektiği için yazdım.  

Yok kabul ettiğimizde sorunlar gerçekten yok mu oluyor? Görmezden geldiğimizde toz pembe bir dünya kurulabiliyor mu?  

İşte bizim meselemiz tam da bu olmaktadır.  

Gerçekten kaçarak, sorunları gizleyerek hayal dünyamızda yaşıyoruz. Ama Millet sokakta o hayali bir türlü göremiyor.  

En acı tarafı da bu olsa gerek.  

Kendi sanal dünyamıza Milletin de inanmasını istiyoruz.  

Acaba inanan var mı?  

Gerçekle hayali yüzde kaç ayırt edebiliyor? 

  • Abone ol