Türk ailesi kadar çocuklarının başarısı için mücadele eden başka bir ülke görmedim. Bir çocuğun üzerinde baskı kesinlikle kurmamak gerekir. Çocuğum hiçbir şey olamayacak, bir baltaya sap olamayacak diye üzülmemek lazım. Benim çocuğum da belki bir kamyon şoförü olacak yahut liseyi zor bitirecek diye üzülmüyorum. Çocuk eğer kendisinde kapasite varsa mutlaka başarılı olur.İlla hepimizin üniversiteyi bitirmesi gerekmez. Başarının tanımı “merhumu nasıl bilirdiniz” sözüne uyuyor.”

Adnan Kahveci

***

Türk yükseköğretim sistemi ileri bir seviyeye ulaştı. Üniversite sayımızı 77’den 207’ye çıkardık. Almanya’dan çok çok daha ilerideyiz onu söyleyeyim, Merkel’e 8 milyon 400 bin üniversite genliğimiz var deyince şöyle bir üfff dedi.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

***

Meseleler özellikle sağduyu ve akılla çözülmeyince, sorun çözeyim derken sorunu büyütebilirsiniz.

Örneğin Üniversite eğitimi.

Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği-SSCB modeli herkesi üniversiteli yapmaya dayalı bir modeldi.

Hatırlarım 90’lı yılları. Beykoz’da bir akrabamın bodrum katında bir Rumen vatandaşı kalıyordu. Bahçe ve inşaat işlerinde çalışıyordu.

İşte o Rumen vatandaşı bir mühendisti.

***

Bugün Almanya ile nüfusumuz yaklaşık olarak aynı seviyelerde yer alıyor. Ama Almanya’da üniversiteli öğrenci sayısı -yabancı talebine rağmen- Türkiye’nin 1/3’ü civarındadır.

Acaba kim yanlış yapıyor?

Eski Maliye Bakanı Zekeriya Temizel “Bir ülkeye yapılacak en büyük kötülük insanların çalışma kabiliyetlerini bitirmektir” demişti.

Türkiye’de 2015’den beri yüksek işsizlik yaşanıyor. Toplumun önemli bir kesimi yıllardır çalışmıyor ve çalışmayı unutma noktasına geldiler.

Ama çok daha önemli sorun eğitim sistemimizdir.

2009 yılında Yeni Şafak Gazetesinde Koç Grubu’nun “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” projesine çok ciddi destek vermiştim. Neden mi? Çünkü Ülkemiz açısından tarihi bir projeydi ve geleceğimizi kurtaracak bir çalışmaydı.

O günlerde Ali Koç bu proje ile ilgilendiğimi görünce bana daha detaylı bilgiler de vermişti.

Bugün de ülkemize bu şekilde yeni ufuklar gerekiyor. Hatta şunu unutmamam; yine Ali Koç’un “Kümelenme” çalışması vardı.

Neydi o günler ama...

Ülkemiz için umutların ve geleceğin iyi olması için çalışmak.

Şimdi hepsi bitti ve gitti.

***

Bugün ne yapıyoruz?

Mesela hatırlayın Berat Albayrak’ı Millete nasıl sattıklarını. Hani Sn Albayrak Yerli ve Milli Ekonomi politikası inşa ediyordu.

Herkes Berat Albayrak’ı ‘Yedirmeyiz’ mesajları atıyordu.

Sonra görüldü ki, meğerse kasada döviz bırakmamış. Ne var, ne yoksa hepsini satmış. Yetmemiş Milletin dövizini alıp yine Millete satmış.

Bugün Berat Albayrak’ı hatırlatmak bile Reis’i yıkmaya çalışan şer güçlere hizmet gibi algılatılıyor.

Kısaca Milli, Dini duygularla satılan bazı programların Ülkemizi uzun vadede nasıl bir felakete taşıyacağını gündeme getirmek yine bize düşüyor.

Herkesi üniversiteli yapmak da işte böyle bir şey.

***

Bu ülkenin kamyon şoförüne de ihtiyacı var, tamirciye de... Hatta teknikerine, uzmanlarına, ustalarına da ihtiyacı var.

Şu soruyu soralım: “Bu ülkede Almanya’nın iki katı üniversiteli okuyorsa neden işverenler “Vasıflı eleman bulamıyoruz” diyorlar.

Yılda 3-5 bin ihtiyacımız olan bir alanda 60-70 bin mezun vererek kime hizmet ediyoruz? Atanamayan öğretmen kavramı mı olur yoksa boşu boşuna okutulmuş öğretmenler mi?

Küçük ilçelerde dahi üniversite fakültesi açarak aslında işsizlik kampları oluşturuyoruz. O gençler orada boşu boşuna 4-5 yıllarını geçiriyorlar. Mezun olduklarında da okudukları alanda iş bulmalarına imkan olmayacak.

Oysa o yılları meslek öğrenilecek yıllardı.

Okuyarak geleceklerini kaybettiriyor ve bir ömür boyu mesleksiz bir gençlik yetiştiriyoruz.

Aslında herkesi müdür yaparak fabrikada çalışacak işçi bırakmıyoruz. Ve böylece meydanlara “herkes müdür oldu” lafını satarken aslında fabrikayı batırdığımızı biz biliyoruz.

  • Abone ol