Bir tarafta ideolojik gruplar, diğer tarafta ideolojik olmayan birliktelikler. Ne diyor sayın Bakan?  

“150 tanesinin ailesini bilgilendirdik. Bazı ideolojik aileler ‘Siz bu işe karışmayın’ dedi”.   

Gerçekten de bu işe karışmamak gerekiyor. Aslında karışmak isteseniz de karışamazsınız. Çünkü karışacak bir bilgi yok... 

Bilgi olmayınca değer de yok. Değer olmayınca toplumda bir önemi de yok... 

*** 

Toplumun yarısını terörist ilan eder noktaya geldik. PKK ile HDP; HDP ile CHP; CHP ile İYİ Parti ve Saadet Partisi. Ve devamında DEVA ve Gelecek Partisi. 

Kimi direk işbirliği ile, kimisi de dolaylı işbirliği ile bir şekilde terör tarafına yıkılıyor.  

Terör tarafına yıkılanlar sadece ülkemizin meşru siyasi partileri değil elbette... Mesela soğan-patates teröristleri de vardı. İki yıl önce soğan ve patates fiyatlarını artırarak ülkenin seçilmiş liderini zora sokmaya çalışan hainler... 

Şimdilerde ise esnaf suçlu. Zam yaparak ülkenin seçilmiş liderini zora sokmaya çalışıyorlar.  

Bir de Boğaziçili öğrenciler. Ülkenin seçilmiş liderinin atadığı rektörü tanımayarak seçilmiş lideri zora sokmaya çalışan hain teröristler.  

Elitler ve teröristler bir arada... 

Kısaca bir kafa-anlayış var ki, kendilerinden olmayanları terörist ilan etmekte hiç zorlanmıyorlar. Aslında ülkenin en az yarısını terörist sınıfına sokarak asıl büyük ayrımcılığı besliyorlar.  

*** 

Beslenmek denilince tabi-doğal durum değişiyor.  

Diğer taraf terörist diye ayıklanınca beri taraf bir güzel beslenebiliyor. Kaynaklar, kamu imtiyazları,kamu ayrıcalıkları bu tarafta bahar bahçe havasını estirebiliyor.  

Kovid geldi ve zora düştüler diye muhteşem 5’li müteahhidin kiraları bir anda okus-pokus ile yok oluveriyor.  

Kim bu imtiyazları bu derece koruyor? Nasıl bu bahar bahçeler ülkedeki yokluk ortamında yemyeşil olabiliyor?  

Şimdi İGA İstanbul’da yeni havalimanını işletiyor. İGA her yıl devlete 1 milyar 45 milyon euro kira ödemek zorunda.  

Soru1: İGA kaç yıldır işletmeye başladı ve şimdiye kadar ne kadar kira ödedi?  

Ulaştırma Bakanı açıkladı: 2020 yılı kira ödemeleri sıfırlandı, yani alınmayacak. 2021 ve 2022 kira ödemeleri ise yüzde 50 indirimli alınacak. İşletme süresi de 2 yıl uzatılacak.  

Konuyu biraz daha İGA üzerinden açalım: İGA havalimanında THY’den ve müşterilerinden hizmetler karşılığı gelir elde ediyor. Havalimanında dükkanları satıyor veya kiralıyor. Bunun karşılığında da Devlete kira ödeyecekti.. 

Ama aynı İGA’ya devlet müşteri garantisi vermiş. Şu kadar müşteri gelmez ise, müşteri türüne göre ben de sana geri ödemede bulunacağım demiş.  

Soru2 : Acaba kira ödemeleri iptal edilirken, devletin ödeyeceği müşteri garantileri ne oldu? Karşılıklı alacaklar mı mahsup edildi? 

Örnek verelim: 70 milyon yolcu değil de 25 milyon yolcu geldi. İGA’nın 25 milyon yolcu üzerinden bir kira ödemesi yapması gerekirken tüm kira ödemesi mi iptal edildi?  

*** 

Ülkemizde bir taraf terörist ilan edilirken, diğer tarafa açık olmayan milyarlarca dolarlar akabiliyor.  

Bir taraf ideolojik ayrıma tabii tutulurken, diğer taraf iktisadi-parasal birliktelik yaşayabiliyor. Hem de şeffaf olmayan bir parasal birliktelik.  

Hazine garantili müteahhitlerin bu ilişkilerinin tepkiselliği nasıl önlenebilir? İşte tam da bu ideolojik karşı ayrımla.  

Gelin bunu “Mutluluk” verileri üzerinden izah edelim.  

2004 yılında yayına başlanan verilerde okumayanlar, ilkokul mezunları ve ortaokul mezunlarının ortalama mutluluk düzeyi yüzde 56,8 ediyor. 2009 krizinde bu mutluluk oranı yüzde 53,5’e geriliyor.  

Yani 2009 küresel krizde lise altı eğitimlilerin mutluluk seviyesi 3,3 puan düşüyor. Oysa aynı dönemde üniversite mezunlarının mutluluk düzeyi de yüzde 66,8’den yüzde 63,2’ye geriliyor. Yani ülkeye ekonomik bakışta bir birliktelik var.  

Geliyoruz son krize veya buhrana.  

2015-2020 arasında lise altı eğitimlilerin mutluluk düzeyi yüzde 56,6’dan 49,6’ya düşüyor. Düşüş tam 7,0 puan. Ama aynı dönemde üniversite mezunlarının mutluluk düzeyi ise yüzde 59,5’den yüzde 46,1’e geriliyor. Düşüş tam 13,4 puan... 

2015 yılına kadar lise altı eğitimlilerden daha mutlu gözüken üniversite mezunlarının seviyesi ilk kez lise altı eğitim gruplarının gerisine düşüyor.  Alt eğitim grubunda 7,0 puan düşen mutluluk oranı üniversite mezunlarında 13,4 puana ulaşıyor.  

Kısaca 2009 küresel krizinde birlikte bakılan karamsarlık 2015 sonrası ayrışıyor. Üniversite mezunları hızla karamsarlaşırken, lise altı eğitimliler ideolojik yaklaşıma yenik düşüyor. Birilerinin dava diye sattıkları parasal ilişkileri artık eskisi gibi görmez oluyorlar.  

Şimdi burada ayrıştırmanın başarısını anlıyor musunuz? Sizin dava bildiğiniz şey birilerinin parası haline dönüşüveriyor.

  • Abone ol