Kasa dikiş tutmuyor.  

Ekonomide güven olmayınca üretim bir türlü artmıyor. En küçük talep artışı ithalatı ve cari açığı patlatıyor.

Yatırım yaparak, istihdamı artırarak, çalışarak döviz kazanamayınca tek çare yüksek faiz vererek döviz çekmekte kalıyor.  

Yatırımların 2015’de durduğu ülkemizde istihdam da artmıyor. İstihdam artmıyor ama emekli sayısı ve kamuda istihdam sürekli artıyor. 2020 yılında vergi gelirlerinin yüzde 70’inden fazlası SGK açığına ve memur maaşlarına gitti. (SGK’nın topladığı prim hariç tabii) 

Diğer yandan Hazine garantili müteahhitlerin ödemeleri bekliyor. Bir yerde bomboş yollar ve köprüler varken, diğer yollar ise trafik tıklım tıklım.  

Boş yatırımların faturasını da yüksek fiyattan dolayı kullanamayan Millet ödemek zorunda. 

Kısaca gider çok, gelir az. Ya da topladığımız gelirler artık savurgan giderleri karşılamıyor. 

Gelir aslında az değil. Çünkü AK Parti bugüne kadar 2009 ve 2019 yılları hariç hedeflediği gelirlerin hep üzerinde para topladı. Ama savurganlık öyle bir noktaya geldi ki, bu fazladan toplanan paralar da yetmiyor.  

Şimdi yeni bir reform açıklanacak.  

Muhtemelen bir taraftan sermaye teşvikleri içerecek ama asıl diğer taraftan Milletten para toplanacak.  

Mesela akıllarından hiç çıkmayan kıdem tazminatı fonu bir başka isimle hayata geçirilebilir. Para toplansın da, nasıl olursa olsun.  

Başka vergi artışları ve vergi benzeri adımlar da gelebilir.  

Sermayeye verilecek teşvikler için de ayrıca kaynak bulunmak zorunda. “Sermaye teşvik edilmeli ki, yatırım ve istihdam artsın” görüşü çerçevesinde bir reform paketi bekliyorum.   

Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan bilgiler paketin hukuki tarafları olacağı gibi teşvik ve vergi tarafları da olacakmış. Yargısal kolaylık ve yatırımcı güvencesi hukuki tarafta yer alıyor. Diğer tarafta ise özellikle vergisel ve benzeri kaynak toplama işleri gelecek.  

Burada bir noktayı belirtmem gerekiyor. 2009 ortasında da benzer bir paket açıklanmıştı. Krizden yeni çıkarken özel sektör üzerine ciddi yeni yükler getirilmişti. O zaman da bu pakete ciddi şekilde karşı çıkmıştım.  

Burada net olarak şunu kendimize soralım: Ülke yönetimi elde ettiği hangi kaynağı verimli kullanıyor? Hangi yatırımı ülkemizde ekonomik hayata büyük katkı sunuyor?  

Mesela kamu istihdamını artırarak boşa kaynak israfı yapıyoruz. Oysa kamusal yatırımları artırarak kamu istihdamını artırsak işin rengi başka olur.  

***

Varlık üzerinde yokluk çekiyoruz. Tarihi imkanlarımız var. Bölgenin üretim üssü olabilirdik ama trenler bir bir kaçıyor.  

Çalışmayı ve kazanmayı içeren bir program maalesef hayata geçemiyor. En büyük sorunumuz güvensizlik.  

Bakın bir de şu sorun var: Ankara o kadar şişman ki, bir türlü doymuyor. Müthiş bir şatafat ve savurganlık halinde... 

Bir başka gözle bakıldığında Millette de acayip para var. Pandemiye rağmen lüks araç satışları dahil kuyrukları sürüyor.  

İyi ama aynı zamanda ülkemizin dört bir yanında vatandaş ekmek kuyruklarında bekliyor. Açlık, sefalet, işsizlik, yoksulluk ülkeyi dört bir yandan sarmış.  

Hem varlık kuyrukları 

Hem de yoksulluk kuyrukları 

aynı anda ülkede yaşanıyorsa sorun çok daha ciddi demektir. Kim bu varlıklılar? Neden yatırım yapmıyorlar?  

***

Tezatlar ülkesiyiz ya.  

Mesela gıda fiyatları uçuyor ama aynı ürünler tarlada hasat masrafını bile karşılamıyor. Veya elektrik üreticilerinin 2 yıldır 30 kuruşa satabildikleri ürünü tüketicilere zam üstüne zam yaparak satıyoruz.  

Bu işte bir terslik var.  

Bir el ülkemizde üretimi ve istihdamı cezalandırıyor. Ama o el yönetimin yanlış hamlelerinden başkası da değil.  

İşte bu ortamda yeni bir reform paketi daha geliyor; pardon vergi paketi... 

Hepimize müjdeler olsun. Ülkemiz için hayırlı olsun.  

Eser siyasetimizin de elbette bir maliyeti olacaktır. Geçmediğin köprünün, gitmediğin yolun parasını nasıl mı ödersin? Bir hafta sonra nasıl ödediğini bir kez daha öğrenmiş olursun.  

Adına da reform diyerek. 

  • Abone ol