Yerel seçimleri de gölgede bırakan bir gerilim ve tartışmanın içindeyiz.

Çukurca'da 4 askerin şehit edilmesi, CHP Genel Başkanı KemalKılıçdaroğlu'na yönelik saldırı ve doğal olarak bu zemini yaratan bir terör-siyaset ilişkisi var.
Türkiye bu kısır döngüden bir türlü çıkamadı. Geriye dönüp bakın, döne döne hep aynı şeyler yaşandı. Peki buradan nasıl çıkılacak?
Önceki gün  Süleyman Soylu, Habertürk televizyonunda HülyaHökenek'in sunduğu programa konuk oldu.
Bakan Soylu, benim de aralarında bulunduğu gazetecilere, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun cenazeye katılmak için haber verip vermediğinden, İstanbul seçimlerinde dönen organize işlere kadar bir dizi konuda önemli açıklamalar yaptı.
Ancak içinden geçtiğimiz sürecin en kritik ve çok tartışılan konusu PKK-ilişkisi ve CHP-HDP işbirliği üzerinde ise ısrarla durdu. Bu hem seçim sürecinde, hem de seçim sonrası çok tartışılmış ve gerekçe olarak da şu söylenmişti: "HDPlegal partiyse CHP de onunla ilişki kurabilir?" Bakan Soylu, buna itiraz ediyor ve "Şiddeti reddeden Venedik Kriterlerini" hatırlatıp şöyle diyordu:
"Bunu en iyi CHP'nin anayasa profesörleri biliyor. Tayyip Erdoğandüşmanlığı, nefreti öyle bir noktaya gelmiş ki, geçmişte savunduklarıAvrupa sosyal demokrasisi, Venedik Kriterleri, yani şiddeti dışlayankriterleri, AİHM kriterlerini görmüyorlar bile. Avrupa'nın hiçbir yerinde HDP gibi bir partiye siyaset hakkı vermezler. Hadi Alman devleti desin 'Şu partinin PKK ile ilişkisi var'. Bakalım yaşıyor mu, yaşamıyor mu? Teröre karşı bütün ülkeler, gelişmiş ülkelerin hepsinde aynı reaksiyonlar söz konusu."

Akılla izah edilemez
Bakan Soylu, terör ve şiddete karşı siyaset ve sivil toplumun ortak tepki vermesiyle ilgili de şunları söylüyordu:
"Türkiye milli gelirde 12 bin dolar seviyesine geldi. Orta üstten, üst gelir seviyesine geçmeye çalıştığımız andan itibaren de başımıza gelmedik şey kalmadı. Türkiye'yi hiç rahat bırakmadılar. Bu konuda Sayın Erdoğan'ın gayretleri ortada. Gezi, 17-25 Aralık, 6-7 Ekim. HDP niye yakıp yıkıyor?
Niye çukur açıyor? Derdi ne?
Meclis'e girmişsen sen niye böyle bir değerlendirme yaparsın. Bu işin akılla izah edemeyeceğimiz tarafları var."

CHP burada yanlış yaptı
"Son 2-2,5 yılda görevim icabı Doğu ve Güneydoğu'ya çok gittim. Bana diyorlar ki 'çok sert konuşuyorsun'. Ben Kürt kardeşlerime mi sert konuştum, PKK'ya konuşacağım tabi.
Eğer o iklimi orada yakalasınlar bir tek yatırımın oraya gelmesine müsaade etmezler. Niye kafamızı bir daha duvara vuralım. Ben bunu siyasetçi olarak değil vatandaş olarak söylüyorum. CHP burada yanlış yaptı. Biz de 6-7 puan için yapabilirdik ama yapmadık."

Kılıçdaroğlu'nun korumaları
İçişleri Bakanı Soylu, o yayında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun korumalarıyla ilgili de ilginç bir açıklama yaptı. Şöyle diyordu:
"Kılıçdaroğlu korumalarının ne iş yaptığına bir baksın. O korumalar bana bağlı. Koruma işiyle mi ilgileniyorlar, yoksa başka işle mi ilgileniyorlar, bir baksın. Yarın, öbür gün müfettişlerimiz gidecek.
Ben bunun hesabını sorarım. Öyle adam koruyarak, adamcılık yaparak bu işler olmaz, devlet işi ciddi işlerdir. Bir korumanın işi koruma olması lazım. Bir baksınlar. Orada haber verdik dediler, hayır haber yok."
Kılıçdaroğlu'nun korumaları meselesi CHP içinde de tartışılıyor ve kulislerdeözellikle belediyelerle ilişikleri konusunda ciddi iddialar var.

  • Abone ol