Eline kalem alan veya söze yeni başlayan kimileri daha işin başında hemen insanları ve onun üzerinden toplumu suçlamaya,daha ileri giderek aşağılamaya başlıyorlar.Neymiş efendim;bunlar cahil,eğitimsiz,doğru karar veremezler,korkak,baskıya boyun eğer,otorite karşısında suspus olur,zaten bugüne kadar ne çektiysek hep onların yüzünden çekiyoruz sızlanmalarını duyarız.

 Bunları söyleyenler kendilerini yüksek bir yere çıkartırlar,olan bitenden sorumlu olmadıkları için gönül rahatlığı ile işin içinden sıyrılmaya çalışırlar.Ama hiçbir zaman bu insanlar niye böyle davranıyor diye düşünme zahmetine  girmezler.Nedenlerini bilseler bile onun yükleyeceği    sorumluluktan kaçmak için bu yolu seçerler.

  Psikolog değilim, yalnız 44 yıldır öğretmenlik yapmaya çalışıyorum.12 yaşından,20 yaş arası çocuk ve gençlerle beraberliğim söz konusu. Onlara ders konusunda bir şeyler verirken onlardan da çok şeyler öğreniyorum. Öğrendiğimin temeli şu; yaşı ne olursa olsun, eğitim düzeyi ne olursa olsun insan her zaman insan. Acıktığı zaman, korktuğu zaman, başardığı zaman, başarısız olduğu zaman, güçlü, güçsüz olduğu zaman doğal tepkileri hemen hemen aynı.

 Yalnız şunu iyi bilmekte yarar var. Her insan aynı koşullarda yetişmiyor(.Geçenlerde Amazonlarda bugüne kadar toplumla birlikte beraber olmamış bir kabile bulunmuş.)Bu yüzden tepkiler farklılaşıyor.

 Türkiye'de  de okumuş yazmış insanımızın hastalık derecesinde bir saplantısı var. Kendisinden az eğitimli olanını bilgisiz, hiçbir şeyden anlamaz olarak görür, onların kararını önemse mez, onlarla yasalar karşısında eşit olmaktan şikâyet eder. İşlerine ve çıkarlarına geldikleri zaman yüce Türk Milleti, sağduyulu, âlicenap halkımız der, kutsal bir makam olan şehitlik rütbesiyle ödüllendiririz. Velhasıl kelam yıllardır izlenen bu anlayışla ne biz  h alkı anlayabildik, nede  halk bizlere  sahip çıktı.

 Artık deniz bitti deyimi vardır ya. Şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı gelmiş de geçmektedir. Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok. Bilimin alabildiğince geliştiği dünyamızda toplumu çok iyi okumamız gerekir. Öncelikle maddi sorunlarını iyi tesbit ederek somut projeler üretilmeli, bunu en iyi şekilde anlatıp kitlelerin dikkatinin yoğunlaştırılması gerekir. Ayrıca manevi değerlerin önemini kavramadan ve onlarla beraber yaşamadan salt mideyle insanlara ulaşamayız.

 Sınıflar ve katmanlar arasındaki çelişkiler eskisi gibi uzlaşmaz değiller, sınıflar birbirlerine yaklaştı, uzlaşabileceği konular bir hayli arttı. Bu yüzden sert, uzlaşmaz, marjinal tavırlar destek görmüyor. Uzlaşmacı(boyun eğen değil),barışçı, her türlü şiddete karşı, tüm kimliklerin kendini ifade edebileceği  oluşumlara ihtiyaç var.

 İnsanlar haklarını aradıkları zaman devlet tarafından baskı görmeyeceklerini anladıkları zaman bu toplum çok kısa sürede inanılmaz şekilde yol alacaktır. Biz yeteri kadar aydın olamamışlar siyasi iktidarlara karşı gelerek sistemi değiştiririz zannediyoruz. Bugüne kadar ne iktidarlar geldi geçti. İdeolojik olarak herkes kafasına göre bazılarını destekledi, bazılarına karşı çıkıldı.9 taş oyunu gibi her zaman oyunun galipleri değişmedi. Sağ hükümette gelse kazanan onlar oldu,'sol hükümetler gelse yine kazanan onlar oldu. Fakat oyun eskisi gibi kolay oynanmıyor.

 

 Bugüne kadar yanına yaklaşılmayan bir takım kişi ve gruplara dokunulmaya başlandı.

Gücü elinde tutanlara söz söylenmeyince pervasız bir şekilde hareket etmeye başladılar, amaçları halka gözdağı vermekti bunda da uzun zaman başarılı oldular. Ondan

Sonra halkı suçlamanın bir anlamı yok. Yıllar boyu halk kandırıldı. Her gelene sıkı sıkı sarıldı, artık şunu görmeye başladı diyebilirim, önce kendine sarılmasının önemine.

Geçen yazımın sonunda barış yakında demiştim, yazıdan sonra bir ara göz gözü görmez hale gelmişti. Son günlerde durum sakinleşmeye başladı, BDP’liler de yemi edip meclise gelerek, yeni anayasa yapılmasında tüm partiler sorumluluklarını yerine getirmezlerse tarih onları gün gelip yargılayarak tarihin çöplüğüne gönderecektir.

      

 

 

 

  • Abone ol