Seçimlerden sonra yazdığım yazının sonunu şöyle bitirmiştim.Barış çok yakında.Geçen yazımda da  ise önümüzde yapılacak daha çok işler var diye noktalamıştım.

Hem dünyada,hem de ülkemizde olaylar öyle hızla gelişiyor ve değişiyor ki gündemi takip etmekte zorlanıyoruz.Yazıya başlarken ülkenin havası açık ve güneşli iken,yazının sonuna geldiğim zaman gökyüzü kapkara bulutlarla kaplı,gökgürültüsü,şimşeklerden geçilmeyen bir duruma dönüşüyor.Çok kısa bir süre içersinde  havanın rengi değişirken toplumun rengidedeğişiyor.Seçimlerden çıkalı yaklaşık 2 ayı geride bıraktık.AK PARTİ %50 ye yakın oy alarak tekrar iktidar olma  hakkını elde ederken,statükoyu savunanlarının yenilgiye uğraması reformcuları ve demokrasi yanlılarını ümitlendirdi.Ayrıca BDP ve EMEK BLOKU’nun seçimlerde önemli bir başarı göstermesi KÜRT SORUNU’nun çözülmesi konusundaki beklentileri de artırdı.FakatBDP’nin meclise girmeyip yemin etmemesi,Hatip Dicle ve diğer milletvekillerinin geleceğinin belirsizliği,Erdoğan’ın bu konuda ki yapıcı olmnemli ayan yaklaşımları havayı gerdi.Böyle olmasına rağmen,  İmralı’da görüşmelere devam edilmesi,bazı konularda uzlaşmaya varılması (Öcalan’nın ev hapsine konulması gibi)sevindirici gelişmeler de yaşanıyordu.Hatta Öcalan bir hafta içinde PKK lıları yurtdışına çıkartırım güvencesini veriyordu,bu konu da hükümetin sessiz kalması,hem silahlı kuvvetlerin,hem de PKK’nın eylemlere devam etmesi sonucu Silvan,Çukurca saldırıları savaş  isteyen seslerin artmasına neden oldu.Saldırılardan sonra yetkililer genelde şöyle açıklama yaparlardı,terörle hiçbir şey elde edemezsiniz,bu sorun şiddet yoluyla çözülmez,bizi oyuna getirmek isteyen bir takım güçlerin oyununa gelmeyiz gibi sağduyulu yaklaşımlar sergilerlerdi.Fakat bu sefer böyle olmadı,başta Erdoğan olmak üzere bazı sözcülerin açıklamalarından ürktüm,nereyegidiyoruz,ne yapıyoruz diye.Bir de bugüne kadar bu sorun hakkında yapılan demokratik reformlara bırakın destek vermeyi,köstek olanlar hükümetin şahin yaklaşımına destek olmaları  AK PARTİ’nin daha sağduyulu düşünmesi için önemli bir fırsattır.

                                 İçerde bunlar olurken Suriye’de muhalefetin sokaklara çıkması,Esad yönetiminin halkın üzerine silahla gitmesi,İran’ınPEJAK’asaldırması,İran’ın Suriye’yi desteklemesi,buna karşılık ABD,AB ve Türkiye’nin Esad yönetişınamine karşı açık tavır koyması,kafalarda bir çok soru işaretinin oluşmasına yol açıyor.PKK olayı yalnız başına Türkiye’ye ait bir sorun değildir,aynı zamanda bir Ortadoğu sorunudur.Olaylara geniş perspektiften bakmalıyız.PKK olayını biz çözmek zorundayız,bu sorun birkaç yılın sorunu değil yılların sorunu.Taraf yazarı köşesinde şunları söylüyor.”Devlet bu savaşı istediği için Kürt gençleri kendilerini bu savaşın içinde buldular.PKKyle savaş Kürt’lerle savaş değildir diyenlere inanmayın.”

                Biz barış isteyen yurttaşlar olarak;Bubu çatışmanın ana nedeni olan kürt sorununu mutlaka çözmelisiniz.Barış görüşmelerini ısrarla devam ediniz,Öcalan’ı muhatap ilgilendirinizalarak görüşmelerden kamuoyunu bilgilendiriniz.Göreceksiniz çok kısa bir süre içinde barış rüzgarları tekrar esmeye başlayacaktır.Gazetelerde barış anneleri beyaz tülbentlerini asker kardeşlerimizi kaybettiğimiz yere bırakarak savaşın sona ermesini istemişler.Savaş çıkmaz sokaktır,yıllarca bu sokaklarda hem Türk,hem de Kürt gençlerimizi kaybettik.Umarım tekrar çıkmaz sokaklara geri dönmeyiz

  • Abone ol