Geçtiğimiz günlerde gazetelere Sayın Demirel’in başkanlığında,Erbakan’lı,Çiller’li,M.Yılmaz’lı,Baykal’lı ve

M.Yazıcıoğlu’nun yer aldığı toplantının  fotoğrafıyla,toplantı tutanakları basına yansıdı.Toplantıda konuşulan esas mesele,kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal’ın öldürülmesi olayıydı.Sayın Demirel ve Sayın Erbakan, dönemin İstanbul emniyet müdürü Kemal Yazıcıoğlu’nun kendilerine bu cinayetin kimler tarafından işlendiğine dair bilgiler verdiğini,bu durumun kamuoyundan gizli tutulması gerektiğini bizzat Başbakan N.Erbakan tarafından rica ediliyor.Gözaltına alınan özel hareket elemanları Ankara’dan gelen emirle serbest bırakılıyor.Bunu takibeden günlerde Susurluk kazası meydana geliyor.Türkiye’de ilk defa derin devletin açıkça afişe olduğu bir durum söz konusu.Kamuoyunda tepkiyle karşılanan olay,her yerde “Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eylemiyle köşeye sıkıştırılan sistem egemenleri,yıllardan beri toplumu çeşitli provakasyon ve manipülasyonlarla kutuplaştırılan(Gerçi bu kutuplaşma hiç yok olmadı.) kitleler şeriat geliyor,İran olacağız gibi kışkırtmalarla ,derin devlete karşı oluşan tepkiyi Refahyol hükümetine kanalize ederek, 28 Şubat Post Modern darbeye gidişi hızlandırdılar.

       Bütün bunları niye anlatıyorum.Gerçi kamuoyu üç aşağı,üç yukarı bunlardan haberli.Esas benim dikkat çekmek istediğim mesele,28 Şubat Darbesine karşı çıkan “Halkın seçtiklerine,tankın namlusunu çevirenlere selam duramam”diyen BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasıyla ilgili yeni  gelişmelerin ortaya çıkması.(Bu konuda Sayın Abdullah Gül’ün katkıları önemli) Yapılan araştırmalar sonucunda;olayın normal kaza olmadığı,sabotaj olabilme olasılığının fazla olduğuna dair raporların hazırlandığı bilgisi basına yansıdı(.Bu iki haberin basına yansıması rastlantı mı bilemem ama,bildiğim bir şey var.O zamanın Cumhurbaşkanı ve Başbakanı olayı kamuoyuna sızdırmayalım kararı alırken,Sayın Abdullah Gül olayın aydınlatılması için gereken titizliği gösteriyor.)

         Şeytanın avukatlığını yapalım;28 Şubat’a karşı çıkan,ayrıca Ergenekon davasında gizli tanıklık yapması beklenen(Derin yapıyı çok iyi bilen,12 Eylül mağduru) rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ilerde daha fazla tehlikeli olmadan cezalandırıldı mı acaba diye soruyor,bu olayın üzerindeki sis perdesinin kaldırılması,demokratikleşmede önemli bir adımın atılması olarak görüyor ve size de bizi bugünlere kadar kimler yönetmiş demekten kendimi alamıyorum.

 

  • Abone ol