Öncelikle saldırılarda hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar, yaralananlara da acil şifalar dilerim.

         Türkiye’de ne zaman Kürt sorunu ve geniş toplum kesimleriyle ilgili yeni politikalar, yeni projeler gündeme gelip tartışılmaya başlasa, hemen bir PKK saldırısıyla karşılaşıyoruz. Daha geçenlerde Murat Karayılan’ın Ahmet Altan’a yazdığı mektupta, bizde savaşı sevmiyoruz diyen anlayışın bugün yaptığına bakın. MİT’le görüşmeler yapılırken, Silvan saldırısı, Tunceli’de ki maç seyreden kadının, Siirt’te yemeğe giden kızların katledilmesinin bir gerekçesi olabilir mi? (Gerçi hiç bir insanın öldürülmesinin gerekçesi yoktur.) Hatta bu saldırılardan sonra bile, Sayın Erdoğan’ın tekrar görüşme yapılabilir demesi, BDP’nin meclise gelip yemin etmesi, batıda Kongre Girişimi adı verilen yeni yapılanmayla BDP’nin Türkiye partisi olma girişimleri sürdürülürken ve en önemlisi mecliste anayasa görüşmelerinin yapılacağı ilk toplantının olduğu zamana rastlamasını nasıl izah edebilirsiniz?

         Yapılan saldırıların ne Kürtlere ne de Türklere faydası var, olamaz da ama birilerine faydası var demek ki hala bu şiddet politikalarına devam ediliyor. Yalnız bu olayla da görüldü, Türkiye’de yaşayan insanlar arasında öyle sağlam bir çimento var ki yıllardan beri bekledikleri iki halkın birbirine girmesini engelliyor. Olaydan sonra bakıyorum; hemen olağanüstü hal ilan edilsin, demokratik açılıma son verilsin gibi tamda PKK’nın arzuladığı uygulamaların yapılmasını istemelerini anlamakta zorlanıyorum. Hatta daha ileri giderek Silivri ve Hasdal’da ki tutukluların serbest bırakılmasını istemeleri, bunun üstüne CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun da hükümeti istifaya çağırması çok ilginç bir yaklaşım gerçekten.

           Bütün bu olaylara karşın soğukkanlılığımızı kaybetmeden, önce şu sorulara cevap aramalıyız.

1) 250 kişi olduğu söylenen PKK’lılar sınırı nasıl geçtiler, neden haber alınamadı?

2) Çok ağır olduğu söylenen silahlar oraya nasıl getirildi.

3) Neden hala profesyonel orduya geçilmekte direniliyor?

4) Kaçakçılığı önlemek için kurulan karakollar hala hedef olarak bulunduruluyor.

5) Yazıya başladığım gün (Cuma) bazı gazetelerde olaydan önce istihbarı bilgilerin geldiğine dair haberler vardı, bunların araştırılması yapılmalı.

6) Heronların neden verimli çalıştırılmadığı.

7) Yardımların neden çabuk yapılmadığı gibi sorulara cevap beklemek en doğal hakkımız.

        Ayrıca demokratik açılımdan vazgeçmeden daha da ileri adımlar atılmalı, PKK’nın politik yönden daha da daraltılması için bugüne kadar verilmeyen evrensel hakların acilen hayata geçirilmesi gerekir. Zaten son saldırıların ana nedeni; demokratikleşmeyle beraber şiddet politikalarının Kürtler tarafından destek bulmaması, bu nedenle devletin eski şiddet politikalarına dönmesini bekliyor. İlginç olan şu ki; PKK’yla Kürtleri aynı gören zihniyet, Kürtlerin en doğal haklarının verilmemesi için, olayı salt bir terör olayı olarak görerek, bölgede devletin şiddet politikalarına geri dönmesini isteyerek, barıştan kaçan PKK’yla aynı hizada bulunmalarıdır. Zaten siz alternatif politikalar üretemezseniz, en çok ben karşıyım demenize rağmen, karşı çıktığınız anlayışla bakmışsınız yan yanasınız. Hani diyorlar ya tarih affetmez.

 

  • Abone ol