Çocukluğumun en az 10 yılını 1944 deki depremi yaşamış anamın anılarını dinleyerek geçirdim.Şimdi daha iyi anlıyorum,o felakette yakınlarını kaybetmiş,dede ve babaannem enkaz altında kalmışlar,şubat ayının sert ayazında derme -çatma barakalarda geçirdikleri o günleri anlatırken,bazen heyacanla,bazen kederle,bazende masal dinler gibi dinliyordum.Daha sonraları yaşanan depremleri de buna benzer şekilde uzaktan vah,vah tüh,tüh diyerek,olanı biteni anlamaya çalışıyordum.Ta ki 17 Ağustos ve 12 Kasım depremine kadar.Ben bu iki depremi de yaşadım,depremin nasıl bir felaket olduğunu iliklerime kadar hissettim.Bizim oralarda bir deyim vardır.Benim başıma geldi,Allah düşmanımın başına gelmesin,deriz.Yüzyıllardan beri Anadoluda yaşanan felaketlerin acısının hiç bir şeye benzemediğini,bu acıların telafisi olmadığını,bu acıları yaşarken,insanın insanlıktan çıkmasının ne demek olduğunu hayat onlara öğretmiş.Ben de deprem haberlerini almaya başladığım andan itibaren,sanki kendimi depremi yaşamış gibi hissettim.Damdan düşenin halinden,damdan düşen anlar,misali.

       Van’da bütün bunlar yaşanırken,bazı haber ve proğram sunucuları,bir nevi depremin olmasını alkışlamaları,doğudaki insanların bunu hakettiğini,ama yine de bize muhtaç olduklarını söyleyerek,içlerinde birikmiş nefret ve düşmanlığı ekranın karşısında kustular.İnsanın tüylerini diken haline getiren,bu ırkçı,bu faşist,bu nefret söylemi ikinci bir deprem olmuşcasına toplumu sarstı,çok şükür toplumun herkesiminden bu ırkçı söyleme karşı tepkiler gelmeye başlayınca,seslerini kestiler.(Yazıyı hazırlarken abuk,sabuk olan bir açıklama yapmışlar.)Bu insanlık dışı davranışta bulunanlara,bugüne kadar hiç bir yaptırımda bulunulmadığı için ağızlarına gelen ne varsa kusuyorlar.En kısa zaman da nefret suçu yasasının yürürlüğe girerek uygulanmalı.

      Yerel gazetelerimizden birinde(İsmi önemli değil) çok ilginç ve o kadar da acımasız,ön yargılı ve kışkırtıcı üslupla bir yazı kaleme alındı.Düzce’de yasal olarak yapılan Kongre Girişimi toplantısının,amacının aslında hiç de iyi niyetli olmadığını,ilerde olayların çıkması için bir nevi hazırlık yapıldığı gibi.Kongre Girişimi’yle ilgili bu köşede daha evvel,bir yazı yazmıştım,bu oluşumun gerçek amacını da belirtmiştim.BDP mecliste gurubu bulunan 4 partiden biri,düşüncelerini beğenirsiniz,beğenmezsiniz ama bu bir realite.Düzce’de de parti temsilciliği açması sıradan bir olayken,ayrıca Cumhurbaşkanı görüşüp,fikir alışverişi yaparken,üstüne üstlük Anayasa Komisyonunda,Anayasayı yapacak partilerden birisiyken,BDP sanki illegal bir kuruluşmuş gibi göstermek,hangi vicdana sığar,anlamakta zorlanıyorum.İnsanların dağa çıkmasını mı istiyorsunuz,cenazelerin gelmesi birilerinin çıkarına gelir ama,barış ve huzur isteyen Türk,Kürt,Çerkez,Laz,Gürcü velhasıl kelam Türkiye’nin çıkarına değildir,olamazda.Bu böyle biline ve herkes ama herkes,yazarken,çizerken,söylerken çok dikkatli olmalı,olmalıyız derim

  • Abone ol