Türkiye son günlerde tarihi ile ilgili konuları hararetle tartışıyor.Çünkü bugüne kadar öğretilen tarih bilgileri kumdan kaleler gibi yıkılıp,dağılıyor.İlkokuldan başlayıp üniversiteyi bitirinceye kadar tarih derslerinde, sözde tarihimizi öğrenmeye çalıştık veya bize tarih öğretildi.Okulda öğrendiklerimi şöyle geriye giderek gözden geçirdiğimde, ne öğrendim dersem kısaca şöyle özetleyebilirim.Biz Türkler Orta Asya’dan Anadoluya,kuraklık nedeniyle göç ettik.(Diğerleri niye göç etmedi bilinmez.) Bizden evvel Anadolu’da kimler  yaşıyorlardıbunu bilmemize gerek yok diye söylemediler galiba.Kısa sürede iki devlet kurduk, ikisinide kendi ellerimizle yıktık.(Öğrenciyken kendi kendime sorardım,niye kurduk,niye yıktık diye.) Sonra, önceleri çok övündüğümüz,son zamanlarında sanki bizim devletimiz değilde,düşmanların  devletiymiş gibi gösterilen Osmanlı Devletini kurmuşuz, sonrada yıkıp yerine yeni  Türkiye Cumhuriyetini kurmuşuz.Devletin kurucuları da Osmanlı Devletinin generalleri ve bürokratları olmasına karşın, bizlere öğretilirken Osmanlıyla hiç ilgileri yokmuş gibi gösterip, Bandırma vapuruyla Samsun’a giderken,gemidekiler  sıkıntı yaşadılar mı bilmiyorum  ama,  bizler onlardan fazla

 

sıkıntı yaşıyorduk.Nerden bilelim,Samsun’a gidenheyetin padişahın emriyle, resmi görevli olarak, ayrıca İngilizlerin bilgisi dahilinde gittiklerini.Amacım, Kurtuluş Savaşının nasıl başlatıldığını bize gerçekçi olarak niçin öğretmediler,neden masal anlatır gibi öğrettiler.Peki tek parti döneminde yaşananlar ve günümüze kadar yaşananlar bizden neden saklandı.

    Son günlerde tekrar gündeme gelen Dersim tartışmaları nedeniyle yakın tarih irdeleniyor.Bugüne kadar Dersim İsyanı olarak bilinen olayın, gerçekte bir katliam olduğunu yeni öğrendik, ve ilk defa Başbakan  düzeyinde bir yetkili Alevi Kürtlerden özür diledi.Tarihe önemli bir kayıt düştü.Bunun üzerine kim ne söylerse söylesin, bu gerçeği hiçbir şey ortadan kaldıramaz.Öncelikle,sayın Başbakan’a gösterdiği bu cesur,açık yürekli davranışından dolayı teşekkür ediyorum.Teşekkür etmek yetmez,geçmişte yaşanmış tüm karanlık olayların aydınlatılması ve  gerçeklerin gün yüzüne çıkartılması gerekir, kadar, kendisine demokratım, ilericiyim, solcuyum diyen gruplar, geçmişte yaşanmış karanlık olayların aydınlatılmasını en çok onlar ister gözükürlerdi, bu olayların üzerine AK Partinin gitmesiyle birlikte bu gruplardan bazıları fevaran koparmaya başladılar.Neymiş efendim, AK Parti samimi değilmiş, Cumhuriyeti yıpratmak için yapıyorlarmış,  o günün koşullarına bakmak gerekir gibi gerekçeler ileri sürerek işin önemini gölgelemeye çalışıyorlar. yaptım ama niye yaptım önce bir sor,İlyas tuzağa düşer sorar.Peki niye yaptın,oda tüm yaptıklarının onun iyiliği için yaptığını söyler,bizim saf buna inanır,lakin sonunda patlar ve ilişki kopar.Gülsüm Toker’in demecini okuyunca bu sahne aklıma geldi. Geçen akşam Siyaset Meydanında Hüsamettin Cindoruk konuşurken dikkatimi çeken şöyle bir ifade kullandı.”Tamam o günlerde bazı şeyler olmuş,fazla karıştırmaya gerek yok,yararıda olmaz,esas bugüne bakalım ,Silivri’de insanlar boş yere yatıyorlar ona tepki gösterelim.” Diye utanmadan tarihi tahrif ederek katliamı gölgelemeye çalışıyor.Yazık bu ülkeyi kimler yönetmiş. Ayrıca kendine solcuyum diyenlerde onlardan farkı yok eski bir arkadaşım aradı; bu konuda görüşümü sordu,bende elimden geldiğince anlatmaya çalıştım.Bana en son şunu söyledi.”Arkadaşım, emperyalizmin oyununa geliyorsun,emperyalizme karşı mücadele verilerek kurulan ulus devletimizi korumak zorundayız.” İlk aklıma gelen faşist ideolojinin propagandası oldu,onlar da son Türk Devletini yıktırmayız diye sağa sola saldırırlardı, sonra aydılar.(12 Eylül Cuntası onları da ezdi geçti.) Yine bugünler de ilginçtir aynı sözleri Suriye için duyar olduk,yılların baskıcı Baasyönetiminidestekliyenlere bakınız aynı çevreler.(Solcuyum,devrimciyim,ulusalcıyım diyenler Esad’a destek için koşa koşa Şam’a gittiler.)

    Geliniz tarihimizi yeniden yazalım, gerçeklerle yüzleşelim, geçmişin yanlışlarını ortaya serelim ki bugün ve yarın aynı yanlışlar yapılmasın.Hala bugün yaşadıklarımız dün yapılan yanlışların sonucudur.Ancak olgun ve güçlü kişilikler kendi geçmişleriyle rahatlıkla yüzleşebilirler.Devletler için de bu geçerlidir.Güçlü toplumlar ve güçlü demokrasiler de geçmişlerini rahatlıkla sorgulayabilirler.Türkiye artık bu kıvama geldi, fazla vakit kaybetmeyelim.Bir de şunu ifade etmeden geçemeyeceğim, geçmişi sorgularken öç alır gibi ve geçmişi yok sayarak yaparsak aynı yanlışlara düşeriz.Bundan Türkiye ve insanlarımız zarar görür.Özür dileme olgunluğunu eski TKP Genel Sekreteri Sayın Nabi Yağcı’da arkadaşları ve kendi adına gösterdi.Gelecek yazımda bu konuya değineceğim.Enseyi karartmayalım.

    NT:1) Mustafa Muğlalı kışlasının isminin değiştirilmesi.

           2) Şike yasasının veto edilmesi.    

     İki önemli umut verici gelişme,gerçekleştirenlere teşekkürler.

  • Abone ol