Geçen yazımın sonunda haftaya solun kendisiyle yüzleşmesi ile ilgili yazacağımı söylemiştim.Fakat olaylar o kadar hızla değişip gelişiyor ki, arkasından yetişmekte zorlanıyorsun.Yazımın sonunda iki not düşmüştüm.Bir tanesi Mustafa Muğlalı kışlasının isminin değiştirilmesi, bir tanesi de ŞİKE yasasının veto edilmesiydi.Bunlar Türkiye demokrasisi için önemli adımlardı, maalesef veto edilen şike yasası meclisden aynen tekrar geçirilerek onaylandı.Bugüne kadar demokrasi konusunda hiç bir araya gelmemiş üç parti şike konusunda nasıl oldu, neler oldu da bir araya geldiler, bunu her üç parti de kamuoyuna açıklamak zorundalar.Bırakalım CHP ile MHP’yi bilhassa AK Partide neler oldu da bugüne kadar çetelerle,mafyayla,darbecilerle mücadele edenler,şikecileri kurtarmak için özel yasa çıkartıyorlar, hem kamuoyu, hemde kendi içinden karşı çıkanlar olmasına karşın, ayrıca parti tabanının onaylamamasına rağmen, hangi akla hizmet ediyorlar anlayamadım, anlayan varsa beri gelsin.

    Türkiye’de bugüne kadar yapılan reformlar sayesinde askeri vesayet geriletildi,fakat bunun yerini dolduracak düzenlemeler yapılmadığı sürece yani kurumsallaşmadığı zaman yapılanlar anlamsızlaşır, biraz sonra herşey eski haline rücu eder.Askeri vesayet geri gelmese bile demokrasi kurumdallaşamaz.Hala bu siyasi partiler yasasıyla,hala bu seçim kanunuyla,hala bu düşünce özgürlüğünü engelleyen  yasalarla,hala bu ihale yasasıyla Türkiye’de demokrasiden söz edilemez.Bırakın milletvekillerinin seçimini(bunun da kabul edilecek yanı yok) ilçenin parti başkanını da genel merkez seçiyorsa o partide ve ülkeyi yöneten o anlayışta demokrasi hak getire.Böyle olduğu için 6 ay önce çıkartılan yasaya parmak kaldıranlar,6 ay sonra bu yasa çok kötü diye aynı parmaklarını tam ters yönde kaldırıyorlar.Buna da sıkılmadan, ıkınmadan parti disiplinine uymak gerekir diye bir kılıf buluyorlar.Sözde bizi kandıracaklar, hadi ordan sende.

      Düzce AK Parti milletvekilerine sesleniyorum; arkadaş sen bu şike yasası için nasıl oy kullandın, eğer hayır oyu verdiysen ellerinden öperim, şayet evet oyu verdiysen(senin takdir hakkındır) basının karşısına çıkarak bunu bize anlatmalısınız.Bilhassa Sayın İbrahim Korkmaz bey,siz konuşmalarınızda ben Düzce’de ezberleri bozacam diyordunuz.Gerçekten bu konuda samimi iseniz (öyle görmek istiyorum) bu görev size düşer diye düşünüyorum.İbrahim bey, bırakın Mozartı, zartu zurtu da gerçek ezber bozma sırası şimdi hodri meydan.

           Sayın Belediye Başkanımız İsmail Bayram’a da bir çift sözüm var.Belediyenin önüne heylkel dikilirken siz belediye meclis üyesiymidiniz, heykel dikilmesi konusunda karar alınırken sizin bu konudaki kararınız neydi, karşımı çıktınız yada onayladınızmı?. Karşı çıktıysanız muhalefet şerhinizi görmek Düzcelinin ana sütü gibi hakkıdır,yok karşı çıkmadıysanız o kadar masraf yapılan bu eseri gece yarısı bir operasyonla niye kaldırdınız, bunu da kamuoyuna açıklamak zorundasınız.Yarın başka birisi gelir oda heykeli tekrar eski yerine getirirse ne olur. Tabi başkanlara birşey olmaz ama halkın vergileri böylece çarçur edilmiş olur.Bu boşa giden paralardan bir kısmı sisli gecelerde sürücülere kolaylık olsun diye bir takım işaretler alınarak yollara koneulabilirdi.(kalıcı konutlar yolunda sürücüler bayağı sıkıntı çektiler,diğer yolları bilmiyorum.) Umarım eleştirilerimiz dikkate alınır,bizlerde daha iyi yönetilmiş oluruz.Yine Çetin Altan’ın sözüyle bitireyim.”Enseyi karartmayın”.

  NOT: Geçen yazımda cümle kaymasından dolayı teknik bir yanlışlık olmuş, okuyuculardan özür dilerim.

 

  • Abone ol