Ulus devletin en önemli özelliği kendi ideolojisine hizmet edecek  daha doğrusu tek tip insan yetiştirmekti. Cumhuriyetin kurulmasından sonra Köy Enstitülerinin açılmasını örnek verebiliriz.Gerçi istediklerinin dışında ürün vermeye başlamasıyla da kapatma yoluna gidilmiş, bu seferde “komünizm tehlikesini” bertaraf etmek için İmam-Hatip okullarını açmaya başlamışlar.Kendi çocuklarını ne Köy Enstitüsüne, ne de İmam-Hatip Liselerine göndermemişlerdir.Bu okullarda hep köy çocukları eğitim görmüşlerdir.Öyle sistemli bir politika uyguladılar ki; iki okuldan mezun olanlar asla birbirleriyle hiç anlaşamadılar.(Kardeş olsalar bile) Biri ötekine komünist, diğeri ise irticacı diye kamplaşmanın iki kutbunu oluşturdular. Konjoktür gereği devlet bazen komünizm geliyor diye dindar-muhafazakar kesimi kullandı (12 Mart,12 Eylül darbelerinde) bazende sözde “modern eğitim” görmüş kitleleri şeriat geliyor, irtica hortladı diye kullandı.(27 Mayıs ve 28 Şubat) 12 Eylül Anayasasına din dersini zorunlu koyan da devlet,28 Şubat’da İmam-Hatip Liselerini de iğdiş eden de aynı devlet.Bu politikaları bazen muhafazakarlar, bazen de laikim diyenler alkışladı.Egemen zihniyet her zaman rahatlıkla atını oynattı ama durum eskisi gibi değil.Şimdi yine gürültü patırtı arasında 12 yıllık zorunlu eğitim reformu mecliste onaylandı.28 Şubat’da askeri darbe sonucu değişen 8 yıllık eğitim reformu, AKP’nin sayısal çoğunluğu ile 12 yıla çıkartıldı.Dün yapılan dini eğitimin önünü kesmekti, bugün buna karşı çıkanlar, o gün bu eğitimde devrimdir diye alkış tutuyolardı.Binlerce öğrenci eğitim dışına itilmişlerdi.Bugün de dünün tam tersi oldu, bırakın İmam-Hatip’in orta kısımlarının açılmasını, Kuran’ın öğretilmesi ve Hz.Muhammedin hayatı seçmeli ders olarak konuldu.Bugün karşı çıkanların samimi olmadıkları, aslında olaya eğitim açısından bakmak yerine, ideolojik baktıkları için toplumdan yeteri kadar destek alamıyorlar. Peki AKP’nin yaptığı doğrumu hayır; dün devletin dayattığını bugün oy çokluğuna dayanarak o da aynı zihniyetin farklı versiyonunu uyguluyor.Peki ne olmalı; işte burada demokrasinin evrensel kurallarını devreye sokmalıyız.

    Artık günümüz dünyasında devlet kendi idelojisini enjekte etmek için çocukları kobay olarak kullanmıyor, herkes anadilinde eğitim alma hakkına sahip olabiliyor, insanlar hangi dinden, hangi mezhepten olurlarsa olsunlar dini eğitim alabilirler, devlet hiç kimseye( Laik devlette) din eğitimi vermez, din eğitiminin koşullarını hazırlar, sivil kurumlarca verilir. Bu reform paketinde bunlar varmı yok, pakete karşı çıkanlar bunlar için mi karşı çıkıyorlar hayır. İşte en önemli mesele bu. Siz hiç duydunuzmu ister iktidardan,ister muhalefet cephesinden, ders müfredat proğramlarının gerçekten çağın dışında ırkçı, şoven,ayrımcı,nefret duyguları üreten, kompleksli kişilikler üreten yapıya karşı tavır aldıklarını ne gezer, al birini vur ötekine.

     Ben şuna inandım ve inanmaya da devam ediyorum, Türkiye demokrasiyi  yaşayacak ve tarihte  olduğu gibi su yatağını ergeç bulacak.Buna taze bir örnek vererek yazımı tamamlayayım.4 Nisan günü 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin yargılanmasına başlanacak.Ben demokratım, liberalim,  sosyalistim,  muhafazakarım, milliyetçiyim, sosyal demokratım diyen tüm darbe karşıtlarıyla adliyede beraber olarak,Türkiye’de bir ilki oluşturalım.(Nerden nereye, ne oldum deme, ne olacağım de.)

     

  • Abone ol