Geçenlerde yazdığım yazının başlığı bu kış hiç bitmeyecekmi idi.O tarihten bu yana fazla bir zaman geçmedi ama, kış yerini bahara bırakmaya başladı.Çünkü bahar kapıda bekliyordu, kış ne kadar direnirse dirensin,baharın gelmesine engel olamadı ,yalnız geciktirmek için elinden geleni yaptı ama boşuna.Doğa olayları nasıl bir seyir izlerse, toplumsal olaylar da buna benzer. Ne kadar engellemeye kalkarsanız kalkın toplumun gelişimini durduramazsınız, tarihin tekeri dönmeye devam eder. Ergenekon,Balyoz, İnternet Andıcı gibi darbe girişimlerinin soruşturulmasıyla başlayan süreç, 12 Eylül Cuntacılarının yargılanmaya başlanması ve arkasından 28 Şubat darbesini gerçekleştirenlerin gözaltına alınıp soruşturmanın başlatılması,Türkiye’ye baharın geldiğinin işaretleridir.Bugüne kadar atılan tüm adımlar,demokrasiye giden yolların alt yapısını oluşturmaktadır.Türkiye darbelerin hesabını sormadan, geçmişiyle yüzleşmeden, devletin çürümüşlüğünden,kirliliğinden arınmadan, gerçek demokrasiyi kuramaz.Hala kafalarını kuma sokarak yaşananları algılamakta sorun yaşayanlar,tarihi okumakta sınıfta kalanlara şunu anımsatmak isterim; ülkemizde ilk defa baskıcı,otoriter,vesayetçi rejime karşı sivil bir hareket olan Anadolu Burjuvasisi baş kaldırıyor,onun siyasi temsilcisi de AKP hükümetidir.Çoğu kişinin çözemediği ise yoksullar ve emekçilerin destekleridir.Halbu ki tarihte de bu böyle olmuştur,örgütlü olmayan emekçiler ve yoksullar baskıcı yönetimlere karşı burjuva sınıfına ve onun siyasi temsilcilerine destek vererek burjuva demokrasisinin kurulmasında rol oynamışlardır.Vesayetçi rejimin oluşturduğu burjuvazi ve sendikalar devletin yedeğinde baskıcı politikalara payanda olmuşlar.12 Eylülün çalışma bakanı Türk-İş genel sekreteriydi.28 Şubattan sonra da işçi sendikalarının başkanları da bu sistemin partileri tarafından meclise taşınmıştır.Gerçekten emekçilerin haklarını savunan örgütler olsalardı bu baskıcı rejimin temsilcileriyle sarmaş dolaş olurlarmıydı.12 Eylül döneminde Disk yöneticilerine her türlü işkence ve baskıyı uygulayanlara destek verenler ne olduda, 28 Şubatta Disk,Türk-İş,TÜSİAD birleşerek sistemin tahkim edilmesinde birleştiler.Demek ki; bizde kapitalist sistem işlemediği gibi,bu sistemin siyaseti ve hukuğu da işlememiş,işte yaşanan  devletin oluşturduğu burjuvazi ile Anadolu’da oluşan burjuvazinin iktidar mücadelesidir.  Bizler bu süreci yaşıyoruz, yeni oluşan burjuvazi muhafazakar yapıda olduğu için bu mücadeleyi kavramakta zorlanıyorlar, bu yüzden bunların amacı demokrasi olamaz, askeri dikta yerine kendi sivil diktalarını kurmak istiyorlar diye, eski vesayetçi rejimi savunarak demokrasi önünde set oluşturuyorlar, bazıları da daha ileri giderek askeri diktalardan ancak biz hesap sorarız diye cuntacıların yargılanmasını hafife alıyorlar.Bilmiyorlar ki; ayaklarının altındaki toprak yok oluyor haberleri yok.Tarih hiç kimseyi beklemez kendi doğal akışını sürdürür,herkes gücü oranında sürece müdahale eder, işte biz bu süreci yaşıyoruz.Demokrasi mücadelesinde kıştan çıkmak üzereyiz, bahar kendini göstermeye başladı.Burada çok dikkatli olmak zorundayız, bahar  aynı zamanda çok tehlikelidir,her an ve her zaman kış geri dönebilir, önlemimizi ona göre almalı, rehavete kapılmamalıyız.

      28 Şubat darbesinin soruşturulmasına

         kimse karşı çıkmadı, yalnız aman fazla genişlemesin,askerler yargılansın yeter diye sivil darbecileri koruma amaçlı yaklaşımlar görüyoruz,hatta bende mağdurum diye şikayet etmeler başladı.(Timsah gözyaşları) Daha düne kadar 28 Şubat devrimdir, az kalsın Şeriatı getiriyorlardı diyenlerin etekleri tutuşmaya başladı bile.Yalnız şunu unutmamak gerekir; böyle haklı bir dava görülürken çok dikkat etmek gerekiyor, davanın önemini azaltacak teknik hatalar yapılmamalı,masumlar gerçek suçlulardan ayırt edilmeli ki; adalet yerini bulsun.Yoksa bu davayı sulandırmak ve çarpıtmak için ellerinden geleni yapacaklarını unutmamak gerekir diye düşünüyorum.

     

  • Abone ol