Eskiden Anadolu’da düğünler  genellikle güz sonu yapılırdı.Düğünler, insanların tek eğlencesiydi, bütün yaz boyunca tarlada, bostanda ve yaylada yorulan  insanlar,  düğünlerde yorgunlukluklarını  çıkartırlar,türkülerle  oyunlarla,halaylarla tam bir festival havası yaşarlardı.Tabii işler her zaman yolunda gitmez, bazı pürüzler kendi eğlenme zevklerini dayattıkları zaman curcuna yaşanır düğün, düğün olmaktan çıkardı.Ne oldu diyene de; canım ne olacak herkes kendi türküsünü söylemeye başlarsa olacağı bu olur derlerdi.

      Gerçi bizde yıllar boyu herkes kendi türküsünü söyledi, son zamanlarda  türküler biraz daha iyi söylenmeye başladı derken yine curcuna başladı.Buna birkaç örnekle değinmek istiyorum.1 Mayıstan bu yana, 1977 1 Mayıs  katliamını  kimler yaptı konusu tartışılıyor. Taraf gazetesi ve Halil Berktay’ın ilk değerlendirmelerine göre bu olayın baş müsepbibi sol gruplardır.( Sonraki açıklamalarında bunu biraz değiştirdiler ama, cin şişeden çıktı.) Bazı sol gruplarda bu tezgahı CİA, MİT ve KONTGERİLLA üçlüsünün hazırladığını ileri sürüyorlar. Kimse burada sütten çıkma akkaşık değil.Eğer bu olay gerçekten aydınlatılmak isteniyorsa devlet; arşivleri ortaya çıkartarak, sorumlular  cezalandırılır. Eğer bu olayda tüm sorumluluk solcularda olsaydı 12 Eylül de bunu çok rahat kullanırlardı.Bazıları da bu tartışmadan yola çıkarak solun insanlık adına ürettiği değerlerin yok olduğunu ileri sürerek, solun şiddeti kutsadığını ileri sürüyorlar.Sanki Karadeniz'de 15 leri boğarak katledenler de solcularmıydı.(Diğerlerini saymıyorum.) Şiddet hem sağda, hem solda ve hemde devletin uyguladığı politikalardan biriydi.(Gerçi her kesimde de şidette karşı çıkanlar vardı, onlarında hakkını verelim.)

 

          28 Aralık gecesi Uludere’de 34 vatandaşımız bombalanarak katledildi.İkinci bir Mustafa Muğla’lı olayı yaşandı.Açılan soruşturmalar sonuca bağlanmadı, yalnız İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin NTV ye yaptığı açıklamaları dinlediğimde ; bunları söyleyen  kişi;  gerçekten  hükümet adına mı, yoksa kendi görüşümü (Gerçi hiç farketmez) diye düşünürken tüylerim diken diken oldu.Bakınız neler söylüyor.”Uludere olayı, güvenlik güçlerimizin tecrübe hanesine işlenmiştir.” Ne tecrübe ya, o insanların içinde sizin yakınınızdan birisi olsaydı, bu tecrübe hakkında ne derdiniz?Alın  size bir açıklama  daha; “Hayatlarını kaybetmemiş olsalar ve sağ ele geçirilmiş olsalar dı kaçakçılıktan yargılanacaktılar. ”Bu sözler söylendikten sonra ben ne diyeyim sevgili okurlar, sayın bakan diyorki; öldüler de yargılanmaktan kurtuldular.Buna en iyi cevap Allah iyiliğini versin!

     Alın size bu seferde medya dünyasından; Zaman gazetesinden bir haber.” Bülent Ecevit’i gizlice  tedavi eden Dr.Mücahit Pehlivan’ın,  eğer istenirse tanıklık ederim diyor" sözleri yer alıyor. Ne var bunda diyeniniz olabilir , bakın neler oldu. Sabah proğramı yapan bir haber kanalında bu konu gündeme gelince, sunucu ablamız başladı anlatmaya.” Aslında bu kişinin AKP’ nin üyesi olduğu, (Bu arada devreye partiye giriş görüntüsü giriyor.) hatta rozeti Sayın Erdoğan’ın takdığı belirtiliyor, sonra adaylık başvurusundan sonra sevgilisiyle jet skiyle gezerken fotoğrafı çekiliyor ve aday olamıyor.” Gözümün içine baka baka; ey aptal seyirci sen bu adamın tanıklığına inanma , hem bu adamdan tanık olmaz.Çünkü on  para etmez biri demek istiyor.Söylermisiniz bunun neresi habercilik, bunun  neresi basın özgürlüğü, buna düpedüz, gerçeği örtme, kişiyi karalayarak olayı çarpıtma ve manipülasyon denir.(28 Şubat döneminde de aynı görevi sürdürmüştü.Huylu huyunda vazgeçmiyor vesselam.)

      Buraya kadar ki bölümde içinizi kararttım.Yazımı  güzel bir fotoğrafla tamamlayayım.Çarşamba günü bütün yurtta eğitim kolundaki sendikalar iş bıraktılar, ilk defa grev yaptılar.Birlik olunursa güçlü olunacağını gördüler , bu yıllardır özlemini çektiğim ve gerçekleşmesi için 25 yıllık  öğretmenliğim boyunca emeğimin (Tabii tüm arkadaşlarımla beraber) ürünü olarak meyveye dönüşmesini  görmekten çok keyif aldım.Düzce’de  ilk eğitim sendikasını kuran beş kişiden, bu gün binlerce kişiye ulaşması insanın göğsünü kabartıyor. Umarım bu birliktelikler yalnız ekonomik konularda kalmasın, eğitimin her alanında devam etmesi dileğiyle, tüm eğitimci ve memurların gazaları mübarek olsun.

  • Abone ol