Türkiye’de olaylar o kadar yoğun yaşanıyor ki; sabah ki gündem akşama kalmadan yeni bir olaya yerini terk ediyor.Daha geçen gün gazeteci Avni Özgürel’in Murat Karayılan’la yaptığı söyleşiden bir iki gün sonra, Dağlıca Karakolunun PKK’lılarca basılıp 8 askerimizin şehit düşmesi, son zamanlarda Kürt sorununda gözlenen yumuşama belirtilerini tehlikeye soktu.Gerçi başta, Başbakan ve BDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın sağduyulu açıklamaları, gerilimin artmasını engelledi, hatta ilk defa BDP’den PKK ya silahların bırakılmasını istemesi, Leyla Zana’nın açıklamaları,barış görüşmelerinin devam edeceğinin ifade edilmesi, bu sırada Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasına karar verilmesi,bu konuda atılan adımların en önemlisi.Böyle bir ortamda savaş uçağımızın Suriye tarafından düşürülmesi bizleri şoke etti.Hemen savaş çığırtkanları ne duruyoruz; Suriye’ye haddini bildirelim, gereken neyse hemen yapalım gibi; toplumu gaza getiren yazılarla ülkeyi savaşa sokmanın derdine düştüler. Ey savaş çığırtkanları; savaşa sizler ve çocuklarınız gitmeyecek, bunu siz biliyorsunuz, biz de biliyoruz. Bu yüzden bizim çocuklarımızı sizin çıkarlarınız için savaşta ölmelerine izin vermeyeceğiz.Bu sorun savaş olmadan da pekala çözülebilir ve çözülmelidir. Ülkemizi savaşa sokmak isteyen hem içerde, hem de dışardaki bazı güçlerin oyununa gelinmemeli, yoksa ülkemize ve bölge halklarına çok yazık olur.

Bir yandan Kürt sorununda önemli gelişmeler yaşanırken akıl almaz bir şekilde KCK soruşturmaları adı altında KESK ve EĞİTİM-SEN yöneticileri gözaltına alınıyor ve tutuklamalar devam ediyor, ayrıca yargı reform paketleri de meclise sevk edilip, Ergenekon, Balyoz gibi darbe girişimi davalarıyla, KCK davalarındaki tutuklular için tahliye hesapları yapılıyor iddiaları dile getiriliyor.

Son günlerde yine kamuoyunu ayağa kaldıran; Ali Bayramoğlu hakkında bir internet sitesinin aşağılık bir kampanya başlatması; neymiş; Bayramoğlu gizli bir Ermeniymiş; bu çağda, bu zamanda, ben "dindarım "diyen bu faşist zihniyet yine bir hesabın peşinde.Bayramoğlu ki 28 Şubat sürecinde, darbecilere karşı mücadele verirken, EMASYA’nın gerçek yüzünü deşifre ederken, bu günlerde ben dindarım diye ortalıkta kasım, kasım kasılan çoğu kişi masanın altına gizlenmişti.Yine Kürt sorununda insan haklarına gösterdiği duyarlılıktan dolayı; PKK’yı savunuyor diye de hedef gösterildi.Allahaşkına; bu ülkede Ermeni olmak, Kürt olmak, Dindar olmak, demokrat olmak, gerçek solcu olmak,Liberal olmak, azınlık olmak, eşcinsel olmak, Lezbiyen olmak suçmu?.Çok şükür, bu kampanyaya her görüşten insanların tepki göstererek Bayramoğlu'na sahip çıkması da önemli bir gelişme.

Yerel bir gazetede gözüme ilginç bir yazı takıldı.Belediye başkanımızın, bakan yardımcısı karşısında ki duruşu Düzce duruşu değil diye eleştiriliyor.Düzce duruşu nasıl oluyor,bir bilen varsa bizde öğrenelim.Yine yerel basında sayın İbrahim Korkmaz eleştirilirken; aslında kendisinin Düzce'li olmadığı gibi gerçekten ırkçı, şoven, ayrımcı yaklaşımlarla sözde sayın Korkmaz'ı yıpratacaklar.Ancak; Korkmaz'ı siyasi düşünceleri ve milletvekili olarak icraatları nedeniyle eleştirirsen yararlı olur. Bu tür yaklaşımlar ancak Düzce'ye zarar verir. Düzce Türkiye'nin küçük bir modelidir,dikkat edilmesinde yarar var.

 

Düzce Üniversitesi ile ilgili sayın Korkmaz’ı ilk eleştiren yazılardan birini ben yazdım; sonrada görüşmemiz sonunda ki değerlendirmemi de yazmıştım.Artık konu öyle bir duruma geldi ki; içinden çık çıkabilirsen.Sayın Korkmaz, bu konudaki mücadelenizi basın yoluyla yaparsanız; önce üniversitemiz, sonra rektörlük,sonra siz ve partiniz zarar görür,Düzce zarar görür.Sayın Rektör Şerifoğlu, lütfen getirilen haklı eleştirilere kulak verin, çevrenizde sizin çalışmalarınıza zarar verebilecek, mesleki ve idari alanda yanlışlıkları, şaibe altında olanlar ve kamuoyunun vicdanında aklanmamış kişilerle artık bir arada olamazsınız veya olmamalısınız. Bu böyle devam edemez, kamuoyunun desteğini alacak uygulamaları biran evvel uygularsanız, Düzce’ye en büyük katkıyı yapmış olursunuz, bundan kaçınmayacağınızı da biliyorum.Ayrıca Düzce siyasilerine bir çift sözüm var; siyaset yalnız siyasi partiye üye olanların işi değildir,bu ülkede yaşayan her kişi; keşke siyasetle ilgilense, belki o zaman işler daha kolay yürüyecektir.

  • Abone ol