Türkiye’nin yaşadığı şu sıcak günler, toplumu alabildiğine sıkıştırmakta, nefes almakta zorlanıyor.Gerçi perşembenin gelişi çarşambadan belli olur derler ya, o hesap.Seçim sürecine girdikten bu güne kadar,Başbakan Erdoğan’ın demeçlerine baktığımızda, yumuşak,sevecen ve rahatlatıcı sözler yerine, hırçın, kavgacı, üstten ve toplumu geren sözler yer almakta.Gerçi diğer siyasilerinde ondan aşağı kalır yanlar yok.Üstelik İçişleri bakanından Allah rızası için güzel bir söz duymayacak mıyız? Sanki toplum barut fıçısı gibi, her zaman sakin,sakin tartıştığımız arkadaşlarla tartışamaz hale gelmekteyiz.Birbirimizitanımasak,sen şunun adamı,bu şunun adamı gibi suçlamalara gideceğiz.Ortada büyük bir kavga yaşanıyor.Ustanın söylediğine göre; bir yerde kavga varsa, orada büyük bir çıkar çatışması var demektir.Fakat bunu kitlelere nasıl anlatacaklar; onun da yolunu bulmuşlar.Bazen dış güçler içimizi karıştırıyor, bazen vatan hainleri tetikdebekliyor,bazen şeriat hemen kapıda, bazen ülke bölünmek üzere, bazen de mezhepçiliği gündeme sokarlar.Savaştan çıkarı olanların çocuklarını cephede göremezsiniz, Teşvikiye camisinden şehit cenazesi kalkmaz, şehit olanlara veya yaralı olanlara verilen paralara baktığımızda bir akşam yemeği tutarında olmadığını görürüz.Bu dünde böyleydi, bugünde böyle.Hiç unutmam teyzeme şehit maaşı bağlatmak için( Onuda anlamış değilim) aldığı ikramiyenin yarısını işlemleri yapan kişiye vermişlerdi.Dememo ki eloğlu; alacağın şehit maaşını bile sana doğru dürüst yedirmezler.

       1 Eylül Dünya Barış Günü olarak yıllardır kutlanır (Tabii kutlansın bir diyeceğim yok) demeçler verilir,hattaöyleki en ön sırada sırada barışı gerçekten istemeyenlerin sesi daha bir gür çıkar.Lamı cimi yok beyler;Savaş değil Barış istiyorsanız, herkes silahları bıraksın.Çünkü insanın katledilmesini hiçbir şey haklı gösteremez.Almina bebeğin bakışlarını hangi vicdan sahibi unutabilir.Hangi kutsal dava Almina bebeği geri getirir söylermisiniz.Mülteci kamplardaki çocukların yemek kuyruğundaki o hüzünlü bakışlarına ne cevap verebilirsiniz.Bağımsız ülkeyiz yalanına sarılarak kendi halkını katleden diktatörlere ne zamandan beri arka çıkıyorsunuz.Ölen bizdense barış olsun,ölen karşı taraftansa haklı mücadelemiz devam edecektir,son kanımıza kadar savaşa devam,kanları yerde kalmayacak haykırışları devam edegelmekte.

        Savaşlar devam ettiği sürece belki birileri kazanır ama, insanlık hep kaybeder, suçsuz çocuklar,gençler,kadınlar yok olur giderler.Artık savaşın sonunda zafer kazanmış gibi kutlamalara bir son verelim.Savaşın vahşiliğini sergileyen resimler,filmler,tiyatrolar, şiirler, müzeler insanların hizmetine sunulmalı, bilmeden savaş çığırtkanlarına destek vermeyelim ve yok oluşumuza engel olalım.Barışa duyulan hasretimiz sona ersin.

    ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN,ŞEKER DE YİYRBİLSİNLER.

  • Abone ol