İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana, yaşamamızda büyük rol oynayan bu kavramlar,birbirleriyle kıyasıya mücadele ederek,bazenbiri,bazen diğeri öne çıkarak toplumların gündelik ve gelecek yaşamlarında etkili olmuşlardır.Sevginin başat olduğu zamanlarda; insanlar yediveren güller misali her tarafı güzel kokularla mest olurken, nefretin başat olduğu zamanlarda ise gökyüzünü kara bulutların kapladığı  fırtına ve felaketlere gebe bir ortamın kasvetini yaşamanın sıkıntısını anlayabiliyormusunuz.

      Ülkemizde seçimlerden bu yana; dün yeterli olmasa da bir sevgi ortamından bahsederken, bugünlerde sevginin kırıntısından bahsedemez hale geldik, getirildik.Gün geçtikçe de nefret söylemi toplumu sarmakta ve sarmalamakta.Rahatlıkla oturup tartışdığımızda,çözülemeyen sorunlar olmayacağını bildikleri için, konuşmanın,dialogun önünü kesmek için nefret söylemleri üreterek, nefreti beslemek içinde şiddet uygulayarak; sanki bataklığı beslemek için habire suyla besliyorlar.Böyle giderse ne bataklık kurur,ne de sivrisinekler yok olur.Aslında bazıları(bataklıktan beslenenler) bataklığın kurumasını da istemiyorlar.Vicdan sahibi olanlar ağızlarını açıp sevgi,barış konusunda bir iki söz etmeye kalkıştıklarında her iki taraftan nefret içerikli sözler ortalığa saçılıyor.Hainliktentutun,işbirlikçiliğe,uşaklıktan, dönekliğe, hatta din düşmanlığından,terörüdesteklemeye kadar ne varsa, insanları öteleyen,hedefgösteren,toplumda itibarsızlaştırıp yalnızlaştırarak, linç yapmaya dönük girişimler aldı başını gidiyor.

     Bugünlerde gündemde olan bazı sol liberal gazeteciler(Ali Bayramoğlu,HasanCemal,Cengiz Çandar) Akit gazetesinin andıçlamasıyla hedef haline getirilmiş durumda.El insaf; sizde hiç vicdan yokmu,28 Şubat darbesine canlı kalkan olmuş bu insanlara reva mı? Yıllarını gazetecilikle geçirmiş bu insanlara atttığınız iftiradan hiç utanıp sıkılmıyormusunuz.Ayrıca uzun zamandır;hükümete yakın gazetelerdeki bazı yazarlardan Taraf’a ve Ahmet Altan’a yönelik nefret söylemleri de devam etmekte(birde buna yazılarını beğenerek okuduğum Orhan Miroğlu da dahil oldu,maalesef) daha düne kadar askeri vesayete ağzını kimse açmazken,Ahmet Altan ve Taraf yazarları askeri vesayetin gerçek yüzünü açığa çıkarttılar.O zaman Taraf demokrat ve özgür basın iken,hükümetin uygulamalarına karşı çıkınca mı tu kaka oldu.Zaten Taraf gazetesi bu politikasını devam ettirmeseydi,bugün öyle bir gazete var olmazdı.Demem o ki; nefret tohumlarını attığınız zaman,oradan üreyen zehirlerden sizde kurtulamazsınız.Sevgi eken sevgi, nefret eken nefret biçer,bu böyle biline.

 Benimde yakınımda sevgi üreten insanlar olduğu gibi,nefret üreten insanlar davar.Sevgi üreten insanların yanına geldiğimde,bende sevgi sarmalında onlarla beraber hemhal olurken,enerjik,verimli,sevecen,üretken ve insancıllaşırken; nefret söylemini şiar edinmiş insanların yanında ise nefes alamaz duruma geliyor,içlerindeki zifiri karanlığı dışarıya boşaltırken,her taraf kirlenip kararıyor,güneşaydınlatmaz,ay ışımaz oluyor.Bir an evvel oradan uzaklaşıp kendimi kurtarmanın çaresine bakıyorum.Maalesef bende sevginin yerini nefrete bıraktığı dönemlerin yaşandığı ortamları soluyorum.Umarım bu dönem kısa sürer, nefretten beslenenler sevgi üretemezler.Bu yüzden iş bize;sevgiüretenlere düşüyor.Ne kadar çok sevgi üretirsek okadar çok nefreti yok ederiz.

    Zaten insanlık sevgi ve aşk üzerine kurulmuştur.Adem sevgi ve aşkı için Cennet’den kovulmayı bile göze alırken,tebessümleanarken.Kardeşiniöldüren Habil’i anarken hiçde iyi duygularla anmadığımızı unutmayalım.  

  • Abone ol