Seçimlerden sonra, hemen hemen toplumun kahir ekseriyeti sonuçlardan memnun, önümüzdeki beş yıl ülkenin temel sorunlarının çözüleceğine canı gönülden inanıp, geleceğe umutla bakmaya başlamıştı.Gerçi sayın Erdoğan’ın bazı konuşmalarını ayrımcı, öteleyici ve milliyetçi bulunmasına rağmen, genel eğilim iyimserdi. Sanki görmediğimiz bir el bütün bu umutları silkelemeye başladı, olaylar üstüste gelerek havada kara bulutlar oluşurken gelecek sağnakdan ve selden korunmak isteyen insanların telaşının yarattığı korku, tedirginlik,egemen olmaya başladı.

            Tüm yaşanan olumsuzlukların ardından yetkililer hemen, olayı inceliyoruz yakında açıklayacağız demelerine rağmen bugüne kadar hiç birisinin sonucunu alınmamış ve akibeti hakkında hiçbir şey bilinmiyor.Esastoplumu rahatsız eden de bu bilinmemezlik. (Uludere, düşen uçak, Afyon’daki patlama, Bingöl’deki sevkiyat) Peki bu durumu nasıl kurtaracağız; işte o zaman vatan, millet, sakarya ve hamaset dolu nutuklar.Hamaset başladığı zaman hemen toplum bıçağın kestiği gibi ikiye ayrılıveriyor. Ya hainsin ya vatansever, en tehlikeli durum da bu.

Uzun yıllar devletin çeşitli kademelerinde güvenlik alanında görev yapan emniyet müdürünün basın toplantısında dediği şu;” dağda ölen teröriste ağlamayan insan insan değildir”. Vay efendim sen bunu nasıl dersin diye her cenahtan ayağa kalkıp, müdürü çiy çiy yiyecekler sanki. El insaf bunu söyleyen insan, ölende insan( Ölünün kimliği olmaz, o artık yaşamıyor) doğal olarak insanlığını ve insanlığımızı hatırlatıyor. Demek ki insan olduğumuz hatırlatıldığı zaman rahatsız oluyoruz, gelinen en tehlikeli durum da bu zaten. Hayret kendisine yeniyim diyen zatta diğerleriyle aynı koroda yer alıyor.Halbuki beklenen;  İstanbul’da yeni göreve getirilen işkenceden mahkumiyeti olduğu iddia edilen güvenlik görevlisi hakkında İçişleri Bakanına hesap sormasıydı, esas muhalefet buna yapılmalıydı.( Sözde işkenceye karşıyım demek yetmez.)

            Hükümete artık muhalefet eden yalnız Taraf gazetesinin yayın yönetmeni var(Taraf gazetesi diyemiyorum) tek başına şövalyeler gibi mücadele veriyor, bazıları da fazla ileri gidiyorsun diye paçasından asılıyorlar.Dün Bursa’da, sayın Bülent Arınç’ın vicdanının sesine kulak veren samimi ,duyarlı,insanların gönül teline seslenen konuşması ve bunu ağlayarak ifade etmesi çok önemli.Sayın Arınç kısaca şunu hatırlatıyor; ben insanım ve  insan olduğumuzu unutmayalım.Bu yüzden Türkiye halkı olarak; silkinip üzerimize yapışmış gayri insani pisliklerden arınalım derim, ne dersiniz.

 

 

 

  • Abone ol