21. Y.Y girdik hala bazı alışkanlıklarımızı terkedemedik.Demek ki yasakçı ideoloji kendini korumakla kalmayıp, zamanla yasakçı anlayışa karşı çıkanları da kendisine benzetmeyi başarıyor.Yasakçılara ; yasaklamalarının nedenini sorduğun zaman toplumu tehlikelerden korumak için cevabını verirler.Bu yasakçı anlayış yalnız devleti yönetenlerde  kalsa iyi, toplumun iliklerine kadar sirayet etmiş vaziyette, şuna dokunma cıs, buna dokunma cıs, mini mini yaşamına tel örgülerle sınırlar korunur. Ondan sonrada, çocuk için pasif, beceriksiz, bazende  hırçın, saldırgan laf söz dinlemiyor diye şikayet edilir.Çocuk ne yapsın yaşamında normal davranışla hiç karşılaşmamış ki.O da çocuklarına öğrendiği davranışları gösteriyor ve bu kısır döngü devam edip gidiyor.

  Gelelim güncel alandaki zihniyete; bu ülke kurulduğu günden bu yana hep yasaklamalarla  toplumu yönetti ve hala yönetmeğe devam ediyor.Yıllar boyu düşünce özgürlüğü yasaklanmış, Nazım Hikmet toplam 17 yıl, İsmail Beşikçi ona yakın, Said-i Nursi uzun yıllar sürgün yaşamış, mezarının yeri  bile belli değil, dindarlar inançlarını yaşayamamışlar, Kürtler bırak dillerini konuşmayı ben kürdüm diyememişler, Aleviler'in Cemevlerinin hala statüleri yok, başörtülü kadınlara yasak hala devam etmekte.Velhasıl kelam bu örnekleri daha da artırabilirim. Yasaklardan mağdur olan muhafazakarlar iktidara geldikten sonra da (Yasakları kaldıracağız diyorlardı.)  yasaklar devam etmekte.Aynı babasından gördüğünü yapan çocuklar gibi. Demokrasi önündeki yasakları yıllar boyu savunan  Cumhuriyetciğim  diyenlerin yürüyüşlerini hükümet yasaklamaya kalkıyor.Eğer Demokratik Cumhuriyetten yanaysak demokrasi karşıtı yasaklara karşı çıkmalıyız ve her türlü özgürlükten yana olmalıyız.Bu özgürlük, düşüncelerine karşı olduklarımız için bile olsa.Demokrat olmanın olmazsa olmaz koşuludur.Bırakın insanlar özgürce yürüsünler, konuşsunlar, düşüncelerini açıklasınlar.Ne oldu şimdiye kadar yasakladılar da Cumhuriyet özlenen Cumhuriyet mi oldu.? İleri demokrasiyi getireceğiz diyenler, yasakçılarla aynı safta olmaktan hiç rahatsız olmayacakmısınız.? Eğer yasaklamakla saklamayı düşünüyorsanız, sakladığınız şey her neyse, çürümeye, kokuşmaya mahkumdur.Zaten epeydir pis kokular ortalığa saçılmış durumda, yasaklayarak kokuları yok edemezsiniz.Sizin burunlarınız rahatsız olmayabilir ama bizler bu durumdan çok rahatsısız, bilesiniz.

        Yasakçılık Düzce’de de uygulanmaya başlandı.Öğretmen Evi açılalı 20 yılı geçmek üzere.O zamandan bu yana lokanta bölümünde içki, lokal bölümünde yalnız bira verilirdi.Önce lokanta kısmından, sonra lokal bölümünden satış yasaklandı ve hiç bir açıklama yapılmadı.Neden buraya gelenler insan yerine konmuyor, niçin böyle bir karar alınıyor, bırakın insanlar ne içeceklerine kendileri karar versinler.Diyeceksiniz ki içki içmeyi mi savunuyorsun?. Hayır içki sağlığa zararlıdır, şudur budur ona diyeceğim yok.Bizim vergilerimizle maaş alanlar bizim için karar alırlarken lütfen şu yasakçı anlayıştan vazgeçin, çünkü ne sizi, ne de toplumu bir yere götürmez, götürse götürse ayrıştırır, kutuplaştırır.Sayın Düzce Vali’mizin bu yasakçı anlayışta olmadığını umuyor ve yasağın kaldırılması bekleniyor. Son söz olarak nerde yasaklar varsa; o toplumlar bir türlü olgunlaşamazlar, çünkü her türlü yasak bireyin gelişimini önler.Bireye önem vermediğin zaman, kılcal damarlara kanın gitmesini önlemiş olursun, ayağın kangren olmasını ve kesilmesini engelleyemezsin

  • Abone ol