Kuzey Afrika’da;Tunus,Fas,Mısır,Libya’da başlayıp Suriye’de devam eden Arap Baharı olarak nitelenen toplumsal hareketler yaşanırken, AKP iktidarını askeri darbe yoluyla alaşağı edemeyeceklerini anlayınca bizde de yaşanması beklenen Kürt baharını dört gözle beklemeye başladılar.Daha düne kadar Kürt hareketine demediklerini bırakmayanlar, Kürt muhalefetine can simidine sarılırcasına yeni politikalar üretmeye başladılar.Kürt muhalefeti ayağa kalkarsa, buna tepkisel olarak batıda oluşacak milliyetçi muhalefet de eklenerek bir kaos ortamı oluşturularak meydana gelecek krizle hükümet tepetaklak gidecek, milliyetçi,ulusalcı güçlerle birlikte militarist güçler iktidara el koyacaklardı.Gerici güçlerin tüm hesapları bunun üzerine kurulmuştu.Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Başta hükümet, moda deyimle İmralı,bölgesel ve küresel güçler bu sorunun ne pahasına olursa olsun çözülme konusunda kararlı davranmaları, yıllarca bu sorundan beslenenleri çılgına çevirdi.Bir yandan Silivri’ye çıkartma yaparlarken, bir yandan da Sinop ve Samsun gibi kentlerde toplumun milli duygularını tahrik ederek kaos yaratmak için ellerinden ne geliyorsa sahneye koymaya çalıştılar.Toplumun geniş kesimi oluşacak tehlikeyi sezdiği için bu tür haraketlere prim vermedi.

BDP’li ikinci heyetin İmralı’ya gidişi kamuoyunda barış için oluşan heyacan dalgası Marmara’dan tüm Türkiye’ye yayılmaya başladı.Bu gelişme Türkiye’de yaşanan yüzyılın önemli olaylarından birisi olarak tarihte yerini alacaktır.İster beğenelim, ister beğenmeyelim (Gerçi bende yeterli bulmuyorum) 60 yıllık demokrasi geçmişimiz sayesinde sorunlarımızı müzakere yoluyla çözmeye başlamamız sevindirici.Bu mesele karşısında duruş sergileyenler yeni bir testten geçtiklerinin farkında değiller galiba.Akkoyun,karakoyun belli olacak.Milliyetçilik gibi geçen yüzyıldan kalma burjuvazinin ideolojisini(Ömrünü tamamlamış) hala geniş halk kitlelerinin umudu gibi pazarlamaya kalkmaları, pillerinin bittiğinin resmidir.Hadi dünden bu yana ben milliyetçiyim diyen parti ve kişileri anlıyorumda, kendisini hala solcu gibi lanse eden parti ve kişileri gördükçe onlar adına üzülüyorum.Yamaçtan aşağı doğru koşarken biraz keyiflenirsin, fakat koştukça hızın artar dengeni koruyamaz hale gelir ve nereye savrulacağını bilmeden uçuruma doğru son sürat sürüklenirsin, etraftaki sağduyulu kişiler bu çılgın hareketin verebileceği tehlikeyi bildiklerinden önlemlerini alacaklardır.

    Uzun zamandır hem Düzce’de, hemde ülkemizde kışı bu kadar rahat geçirmemiştik.Şubat ayında sanki nisanı yaşıyoruz.Ülkemize bahar erken geldi.Bu bahar bazılarının umutla beklediği kaos yaratan cinsinden değil, aksine doğanın yeniden canlanması, barışın, özgürlüğün ve demokrasinin hayata geçirilmesine ortam yaratacak bir bahar.Bizler genelde işler iyi gitmeyince,başka bahara deriz.Artık bu baharda DEMOKRATİK TÜRKİYE kurulacak ve Türkiye Dünya devleti olarak  tarihteki yerini alacaktır.

  • Abone ol