Toplumların tarihinde öyle anlar yaşanır ki, yıllar sonra baktığında yaşananların ne kadar önemli olduğu açık şekilde görülür. Bugün ise hayatın hayhuyu içinde pek önemsenmez ve kaderimizi etkilediğini fark edemeyiz.

Dün Düzce’de bu tarihi günlerden birini yaşandı.

Yıllardan beri devam eden düşük yoğunluklu savaşın sona ermesi ve gerçek barışın sağlanması için tüm yurtta başlayan Akil İnsanların başlattığı görüşmelerin Karadeniz grubu olarak ilk toplantısını Düzce’de yaptı. Hemen hemen herkesin onayladığı toplantının konusu ile Düzce’nin sosyolojik yapısı arasında bağ kurulmasıydı.22 ayrı etnik gurubun bir arada yaşadığı ender yerlerden birisi olan Düzce’de halklar arasında hiçbir problemin yaşanmaması ilginçti. Aslında problem halklar arasında değil, devletle halk arasında olması.

       Eğer devlet bir etnik kimliği üst kimlik olarak topluma dayatırsa orada sorun kaçınılmaz. Ulus devletlerin genel özelliği budur. Küreselleşen dünyada kimliklerin özgürleşmesi olmazsa olmazıdır. Yıllarca bastırılan kimlikler Kardelenler misali demokrasinin gelişimine paralel olarak yüzeye çıkmaya ve kendilerini ifade etmeye başladılar. Devleti sahiplenenler bundan rahatsız, çünkü artık toplum dün gibi yönetilmek istemiyor. Daha özgür, daha şeffaf, daha açık ve daha çok demokrasi istiyor. Daha çok demokrasi demek paylaşımın daha adaletli olması, pastadan daha çok pay alınması demektir. Savaşı sürdürmek isteyenlerin hiç birisi açıkça biz savaştan yanayız demiyorlar, zaten de demezler. Peki ne derler; canım bizde barıştan yanayız ama ne görüşüyorlar, ne veriyorlar, ne alıyorlar, ne olacak ülke bölünecek mi. Ben şuna benzetiyorum; arabanın iki tekeri uçurumda, bazıları omuz veriyor arabayı kurtarmak için, bazıları da arabadan inmeden bizde arabayı kurtarmak istiyoruz ama arabayı kim sürecek, muavin kim olacak, mola yerinde çay parasını kim verecek diye arabayı kurtarmaya el atmıyorlar, hatta arabaya omuz verenlere çelme attıkları gibi, yardıma gelenlere de arabanın altında kalırsınız diye korkutarak, ön koltuktaki yerlerini korumaya çalışıyorlar. Ama boşuna nafile uğraşılar.

Son kamuoyu yoklamaları barış sürecini destekleyenlerin oranının %60 ların üstünde olduğunu ifade ediyorlar, süreç ilerledikçe bu rakam daha da artacak ve süreç hızlanacak. Uzun zamandır cenazeler gelmiyor, analar ağlamıyor, çatışmaların yaşandığı yerlerde piknik yapılıyor. Türkiye’de büyük bir değişim yaşanıyor, bu değişimi okuyamayanlar toplumu hala eskiden yarattıkları korkularla ürkütmeye çalışarak, ceberut yapıyı korumaya çalışıyorlar. Dünyada hiçbir zaman tekerlekler geri gitmez, tekerlere çomak sokmanız da para etmez, çünkü çomaklarınızın gücü kalmadı, Türkiye baharını barış içinde yaşıyor, Düzce’de yeni bir Türkiye’nin temelleri atılıyor.

               

  • Abone ol