İnsanlar ideallerini gerçekleştirmek için çeşitli metodları uygulamaya çalışırlar.Bunu  bazen seçim yoluyla, bazen de şiddet kullanarak (Asla onaylamam) uygulamaya çalışırlar.Artık günümüz dünyasında şiddete dayalı politikalara itibar edilmiyor.Hatta şidet yoluyla iktidara gelenler maalesef şiddet politikaları sonucunda iktidarı bırakıyorlar.(Örnek:Libya,Mısır gibi) İki kutuplu dünyada diktatörler iki türlüydü; bize dost diktatörler, bize düşman diktatörler.Aslında bu dönemin son demleri yaşanıyor olsada, hala kendilerini geçmişten kurtarabilmiş değiller.Düne kadar silahlı mücadele eden PKK’yı göklere çıkartan zihniyet şimdi silahı bırakıp demokratik siyasete yöneldi diye suçlamakta.Daha düne kadar ülkede teröristler dolaşıyor diye mangalda kül bırakmayanlar, ülke dışına gidişi onaylamaları gerekirken şimdi nereye,nasıl, tekrar gelirler gibi nedenlerle süreci baltalamaya çalışıyorlar.Açıkca söylemeselerde barıştan hiç hoşlanmadıkları ortada.Çünkü barış demek; militarizmin etkisinin azalması, yatırımların insana yönelmesi, demokratik adımların atılmasının önündeki engellerin kalkması ve yaşam düzeyinin yükselmesi demektir.Militarizmi ve statükoyu savunanların bunlarla hiç derdi yoktur,yeterki düzen devam etsin, nasıl olsa ölenler garibanların çocukları.

   Şimdi de Reyhan’lıda meydana  gelen patlamaya balıklama atladılar, ellerine bulunmaz bir fırsat geçti,malum medyada zil takıp oynamadıkları kaldı.O kadar ileri gittiler ki; uzun yıllardan beri Suriye’de eli kanlı bir diktatörlük egemenken seslerini çıkartmayanlar, sırf AK Parti iktidarına karşı olduklarından Suriye’deki olaylardan hükümeti sorumlu tutuyorlar.Gerçi, AK Parti hükümetinin politikalarının eleştirilecek bir çok yönleri var, onu kıyasıya eleştirelim, ona varım, fakat bunu yaparken Esad’ı sütten çıkmış ak kaşık  gibi göstermek de ne oluyor.Eğer siyasetini ilkeler üzerinden değilde karşıtlık üzerinden yaparsan; gün gelir darbecilerle çetelerle,mafyatik yapılarla, gün gelir eli kanlı diktatörlerle yan yana gelir iyot gibi açığa çıkarsın.Ondan sonra pisliğini örten kediler gibi “Ben bağımsızlığı savunuyorum, Emperyalizme karşıyım” demek hiçbir anlam taşımaz.

       Tüm bunları bir kenara bırakalım da, patlamadan sonra Reyhan’lıda yaşananları Mazlum-Der’in raporundan okuduktan sonra şöyle bir tablo ortaya çıkıyor.Reyhan’lıda Esat yanlıları mı iktidarda?.Peki tüm bu olaylar yaşanırken yerel yöneticiler neden müdahale etmeyip seyirci kalıyorlar,ırkçı saldırılara karşı tavır almıyorlar, görevlerini ihmal eden yöneticiler hala görevlerinin başında kalabiliyorlar.

       Ortadoğu’da dengeler değişiyor, bu  değişime ülke olarak seyirci kalamayız.Başta ABD,Rusya,Çin,İngiltere,Fransa,Almanya,İran bu konuda politika üretirlerken, ben karışmam arkadaş diyemezsin,sende masada yerini alacaksın.Yalnız alırken de dikkat edilecek en önemli konu ülkeyi bataklığa sokmamak; çünkü hem içerde hem dışarda bataklıktan medet umanlar ağızlarını açmış bekliyorlar.( Umarım boşuna beklerler.) Tüm Türkiye ve Reyhanlı halkının başı sağolsun,ölenlere rahmet,yakınlarına da

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Abone ol