10 Yıldan bu yana ülkeyi yöneten Ak Parti hükümetlerinin çalışmalarına bakıldığında çok önemli projelere imza attığını söylemek insanlık borcumuzdur.Bunlardan sadece ikisini söylesem bence yeterli olur kanısındayım.Ergenekon,Balyoz,Kafes gibi derin yapılalarla  ve cunta oluşumu soruşturmalarıyla, Kürt sorununu çözmek için barışı gerçekleştirme girişimi.Bugüne kadar hiçbir iktidar bu konularda bir milim adım atmadı atamadı..Gerçi bu konularda tam olarak sonuç alınmış değil ama önemli mesafeler katedildi.Bu durumdan rahatsız olanlar kamuoyunu rahatlıkla manipüle edebilecek pozisyona sahipler ve bunda da kısmen başarılı oldular.Hatta askeri pasiflikle bile suçladılar.( Kağıttan kaplanmış dediler) PKK’nın ülke dışına çekilme kararı alması bu çevrelerde büyük hayal kırıklığı yarattı.Hatta silahlı çekiliyor, yine geri gelir,ülkeyi böler gibi gerekçelerle barışa karşı açıkça tavır aldılar.Buna rağmen istediklerini elde edemediler.

  Gelelim;Ak Parti hükümetinin uygulamalarına.Bugüne kadar olumlu yaptıklarını tek başına kendi başarılarıymış gibi görme gafletine düştüler.Soruyorum sayın Başbakana ve diğer yetkililere 27 Nisan Muhtırasına karşı çıkarken yanınızda kimler vardı.Başörtüsü baskısına kimler destek verdi,12 Eylül Refarandumunda %58 oy nerden geldi.Daha fazla uzatmak istemiyorum.Daha görevlerini yeni tamamlamış Akil İnsanlar sadece AKP’lilerden mi oluşuyor.Bu konularda geniş bir kesimin desteğini alırken,içki konusunda (Hatta geniş bir kesim bu konuda destek vermesine karşın) ayrıntılarda uç davranışlarda bulunulması, Roboski olayında bu güne kadar herhangi bir sonuca varılmaması,Hrant Dik davasında yaşanan hukuksuzluklar, Afyon,Reyhan’lıdaki patlamalar karşısındaki ikircikli tavırlar,1Mayıstaki polisin aşırı şiddet göstermesi ve son olarak Taksim Gezi parkında yaşanan olayların Türkiye geneline sıçraması sizlere bir şey hatırlatması gerekir.Çok iyi tanıdığım yakınlarımdan birisi (İki gündür yoldaydım olayları yakınen izleyemiyordum) telefonda samimi olarak şu ifadeyi kullandı.”Tayyipin faşizmine karşı Taksim’e gidiyoruz mahalledeki arkadaşlarla.”Bu kişiler bugüne kadar hiçbir mitinge gitmiş değillerdi.(Hatta bana kızarlardı) Demem şu ki; bu kişileri ırkçı,faşist,darbeci,militarist çevrelerin kucağına iten o kibirli, ben doğrusunu bilir,doğrusunu yaparım anlayışındaki üstenci yaklaşımdır.Yakınlarıma; gidin ama dikkat edin Tayyibin faşizmine karşı çıkıyorum derken gerçek faşizmin gelmesine neden olmayın dedim.En son sağduyu galip geldi; polisin geri çekilmesi ortalığı sakinleştirdi.(Bu daha evvel niçin yapılmadı,yerel yöneticiler derhal görevden alınmalı,İçişleri bakanı istifa etmelidir.) Bu yanlışlıklar Ergenekoncuların ekmeğine yağ sürmüştür,darbeci zihniyeti diriltmiştir bunu bilesiniz.İyiki bu harekette demokratlar,Liberaller,Anti Kapitalist Müslümanlar,Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi,BDP ve gerçek çevreci örgütler,LBGT çevresi,sanatçıların yer alması çok önemliydi.Bu sağlıklı unsurlar hükümete şu mesajı verdiler;ne yaptığınızın, neler olduğunun farkındamısınız?.

     İstanbul bağımsız milletvekili Sırrı Süreyya Önderi iki nedenle kutluyorum. Birincisi Taksim Gezi Parkına sahip çıkarak cansiparene çalışması,iki son anda Taksim’e gelen Kılıçdaroğlu’na haklı olarak çıkışması.Bana; Cumhuriyet mitingine gidip konuşma hakkı verilmeyen Baykal’ı hatırlattı.Selden kütük kapmaya gelmiş misali.(Darbe ortamı yaratılsın da ne olursa olsun.) Sayın Erdoğan; Fatih Altaylı’ya verdiği mülakatta” ben istersem Kazlı Çeşmede 250 bin kişiyi toplarım dedi.”Toplamasına toplarda gerilimin artması,demokrasinin ve barşın işine gelmez,bu böyle biline. 

  • Abone ol