Taksim Gezi parkında 10 günü aşkın devam eden gösterilerden umarım herkes kendine bir ders çıkarmıştır.Çünkügösterilericilerin arasında politik beraberliği bırakın,  birlikte olmaları bile söz konusu olmayan gruplardan oluşmakta.Bazı yorumculara göre bu durum demokrasi açısından çok önemli bir gelişme olarak görülmekte, fakat yaşananlara bakıldığında aslında o kadar masum değil..Pazar günü İMÇ’nin sabah yayınında Prof.Dr. Betül Tanbay’ın Taksim Gezi Parkı ile ilgili proğramını seyrederken(2012 Ağustos) bugün yaşanan olayları daha o zaman tahmin ettiğini görüyoruz.Taksim Gezi Parkı Platformunu kuranlar(Gerçek amaçları o yeşil alanı korumak ve şehirlerine sahip çıkmak olan) kamuoyunu bu konuda uyarırken yapayalnızdılar,hatta çoğu bile ne olduğunu bile merak bile etmediler.Aynı zamanda yetkililer de olayı bir avuç çevrecinin hareketi gibi gördüler ve önemsemediler.Emniyetin yanlış istihbaratı nedeniyle sabaha karşı başlattığı operasyon (ne olursa olsun onaylanamaz.) bardağı taşıran son damla oldu.Bunu fırsat bilen bir takım çevreler gezi parkını bahane ederek, hükümeti ve Başbakanı hedefleyerek kriz yaratabilirizmiyiz arayışına girdiler, gerçi sayın Erdoğan’ın açıklamaları da öfkeyi köpürttü.Barışçıl gösteriler bir yana, bunalım yaratmak isteyenler olayı çığırından çıkardılar.Her iki tarafın uç davranışları kamuoyunu gerdi,hatta bu eylemleri Silivri’dekiler bile zaferleriymiş gibi kamuoyuna açıklamalarda bulundular.Masum ve samimi insanların başlattığı çevreci eylemini, kaosa dönüştürmeye çalıştılar.Buradan bir hükümet kriziyaratabilirizmiyiz hesabına girdiler.

          Çok şükür, hem eylemdekilerin büyük çoğunluğu bu karanlık çevrelerle aralarına mesafe koyarak onları kenara itelediler.Mustafa Kemal’i suiistimal ederek gençleri etkilemek için Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyen Nasyonal Sosyalistlere,”biz Mustafa Keser’in askerleriyiz” demek suretiyle dalgalarını geçtiler, gerçek yüzlerini afişe ettiler.Ayrıca yazıya başlarken Başbakan Erdoğan’ın Çarşamba günü çevrecilerle görüşme yapacağı haberini veriyordu televizyonlar.

     Şunu açık bir şekilde yerli yerine koyalım; Taksim Gezisi eylemine katılanların hepsini darbeci, ulusalcı ve çapaçul yerine koymak ne kadar yanlışsa, hükümeti ve Erdoğan’ı diktatörlükle suçlamak o kadar yanlıştır.Ama şu rahatlıkla söylenebilir; Türk Bayrakları ve Mustafa Kemal posterleriyle (Çünkü, kullanabilecek başka bir şeyleri olmadığı gibi, demokrasi diye de bir dertleri yok) sağa sola saldırarak gezi parkı eylemine sahip çıkmalarına artık dur denilmeli.Hükümet de gerilimi azaltacak önlemler alarak olayı yumuşatmalı, hiç vakit geçirmeden anayasa ve barış sürecindeki atılması gereken adımları bir an evvel atmalı ve herkes aklını başına toplamalı.Tarihte yaşanan bu tip olaylar ülkeleri her zaman karanlığa sürüklemiştir.(Şili’deki masum hak eylemleri,Susurluk sonrasında yaşanan olaylar  kontrol edilemediği için sonunda faşist diktatörlüklere neden olmuştur.)

  • Abone ol