Türkiye’nin yaşadığı önemli dönemeçlerinden birini daha geride bıraktık.27 Nisan Muhturasını bir yana bırakırsak, diğer dönemeçleri çok sancılı ve hatta çok kanlı bir şekilde yaşadık.(27 Mayıs,12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat) Sanki 10 yılda bir kaos yaşamak zorundaymışız gibi.27 Mayıs’da ilkokulu yeni bitirmiş,tatile girmiştik, bizleri çağırdılar; öğretmenlerimiz başımızda ordu-millet çok yaşa,İsmet Paşa çok yaşa diye sloganlar atarak sözde “27 Mayıs Devrimini” kutluyorduk.(Bizler bilmeden Menderes’lerin idamına zemin hazırlıyormuşuz) Aynı sahneler yıllar sonra 1970li yıllarda ABD Emperyalizmine karşı ordu-gençlik birlikteliği adı altında,Deniz’lerin ve demokrasinin katledilmesi için (Bazıları cici demokrasi diye alay ediyorlardı) zemin hazırladılar, 12 Eylül’de sağ-sol kamplaşması doruğa çıkartılarak(Mahkemeye sunulan Kenan Evren’in son çalışması) sağından da solundan da üzerinden buldozer gibi geçtiler.28 şubatta ise Laik-Antilaik kamplaşması sayesinde dindarları ezdiler.(Tüm bu dönemeçlerde Kürt’ler hiç unutulmadı.)Lakin hayatın gidişatına engel olamadılar.Muhafazakarlar 2002 den bu yana iktidardalar.Ülkenin en büyük sorununa el attılar.

İşte ne olduysa; sistemin esas sahipleri kaybettiklerini ve bir daha bellerini doğrultamayacaklarını kavradılar.Ne yapıp, ne edip bunun önüne geçmeleri gerekirdi,kollarını sıvayıp işe başladılar.Cumhuriyet mitingleri, 23 Nisan, 19 Mayıs gösterileri, Silivri yürüyüşleri.Gerçi bunlar ulusalcıların rağbet ettiği geniş kesimin destek vermediği hareketlerdi.Ama bir yandanda muazzam bir kampanya devam ediyordu.Hem laiklere yönelik(Yaşantımıza müdahale ediliyor) hemde milliyetçilere( vatanı bölüyorlar,PKK’ya neler neler verdiler.)yönelik sistematik kampanya yürüttüler.Ayrıca Suriye konusundaki gelişmeler hükümetin istediği yönde olmayınca el altından Sünni-Alevi kışkırtmasını da devreyesoktular.Tam bunlar olurken; hükümetin de bir takım söylemlerini ve yaklaşımlarını kullanarak; gerçekten tam bir demokrasi testi sayılabilecek çevre duyarlılığı iyi yönetilemediği için, bazılarının ekmeğine ballı tereyağ sürülmüş oldu.Kurt puslu havayı sever misali istedikleri ortam hazırlanmış oldu.

       Taksim Gezi Parkı olayını herkes kendi cephesinden yorumladı, hükümet çevrecilerle diğerlerini aynı torbaya koyarak önemli yanlışını yaptı.(Gerçi sonradan ayırdı ama) Polisin sert tavrı öne çıkarak bazı göstericilerin asıl niyetlerini kamufle etmiş oldu.Gerçek çevrecilerin sesleri duyulmaz oldu, bazıları da bunu büyük bir halk ayaklanması olarak niteleyip “Devrim”inçok yakında olduğunu, bazılarıda Başbakan’ın  Menderes gibi aynı sonu yaşayacağını dillendirdiler.Aslında olan üç aşağı beş yukarı; laikçi kesimin uzun zamandır sıkışması(Siyasi ve psikolojik) sonucu oluşan gazın patlamasıdır.Hani derler ya bir musibet bin nasihattan iyidir diye.Sayın Gül’ün dediği gibi mesaj alınmıştır; hükümet yaptığı yanlışlardan hemen vazgeçmeli, tüm toplumu kucaklayacak, demokratik reformlara devam etmeli,Barış Girişimi için yapılacak adımlara hız vermeli, ülkeyi kamplaşmadan çıkarmalı,(Kanımca bİlinçli olarak yapıldı ama devam ettirilmemeli) Anayasanın yapılmasına hız verilmeli.Siyasi partiler; bilhassa CHP kendini yeniden yapılandırmalı, sol ve sosyalist gruplar bu tür kitlesel haraketlerin peşine takıldıkları zaman sürecin onları nereye götüreceğini kestiremezler.Hiçde istenmeyen kişi ve gruplarla yanyanadüşersin.Sinop’ta,Samsun’da Akil İnsanlara sopalarla saldıranları yanı başında görürsün, Silivri Cezaevini Nazi Kampı olarak görenlerle omuz omuza, HrantDink’i katledenlerle sırt sırta verdiğinin farkına varamazsın, yıllarca Emperyalizme karşıyım derken, onların işbirlikçisi durumuna düşebilirsin, hükümet istifa diye bağıranlara sormak gerekir; kim hükümet olacak diye.Derinlerden sesler geliyor Milli Birlik hükümeti kurulmalı.(27 Mayıs’tan sonra kurulan cunta yönetimi)

           Peki tüm bunlara rağmen ne yapılmalı dersiniz; bu demokrasi sınavında en güzel duruşu BDP yaptı.Gezi direnişine sembolik olarak destek verdi, gövdesini koymadı.Her demokrat tavır desteklenmeli, muhalefetini Ak Parti düşmanlığı üzerine kurarsan; bu seni faşistleştirir.Her muhalefeti de hükümeti yıkmaya yönelik olarak görürsen bu da seni otoriter anlayışına götürür.İşte demokratların durduğu yer bıçak sırtı gibi; çok ince ve çok keskin.Demokrat olmak kolay mı?

  • Abone ol