Taksim Gezi Parkı olaylarından bu yana ülkemiz son on yılda hiç yaşanmamış, dolu dizgin bayır aşağıya doğru hızla ilerliyor,bu ilerleme bildiğimiz türden ilerleme değil, her an kontrolden çıkacakmış hissini  veriyor.

Tam sakinleştik, normale dönüyoruz derken; birden tekrar hızlı bir ortamda kendimizi buluveriyoruz.Gezi parkı; günlerdir her yerde tartışılıyor, herkes olayı kendi penceresinden yorumluyor,haklı olarak.Aslında insanların bir bakıma kentlerine sahip çıkmaları olarak özetleyebiliriz; bunu en açık bir şekilde sayın Toptaş “ne yaparsak yapalım vatandaşa danışacağız”dedi.Maalesef bizde her alanda olduğu gibi demokrasi kültürünü kent yaşamında da uygulayamıyoruz.Yöneten diyorki; sen kimsin benim işime karışıyon, ben yetki aldım,ben karar veririm,diğeri her şeyi bildiğin gibi yapamazsın banada  danışmalısın diyerek itiraz ediyor,haklı olarak.Olayların kökeninde 12 Eylul Anayasa’sının zihniyeti yatıyor.Bu anlayış değişmediği sürece yönetenler ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar,zamanla o zihniyetin esiri oluyorlar.(Taksim’e kaç ağaç dikileceğine Ankara nasıl karar verir.)Seçimle işbaşına gelmiş yönetimi sokak gösterileriyle yıkmaya çalışırsan; bundan demokrasi çıkmaz, barış çıkmaz,özgürlük çıkmaz, çıksa çıksa baskı ve terör egemenleşir.Buna karşılık yönetenlerde her itirazı komplo olarak algılayıp,gerçek barışçı hareketlere anlayış göstermeden terörize ederek yok etmeye çalışırsa işte o zaman komplocuların tezgahına gelmiş olur.Umarım; demokrasiyi savunanlar bundan ders çıkarırlar, zaten diğerlerinin demokrasi diye bir dertleri yok.

           Cizre’de ve Lice’de yaşanan olaylar bu işlerin tuzu biberi oldu.Hemen bu olayı sahiplenerek Kürt muhalefetini arkalarına almaya çalışmaları sonuç vermedi.BDP yöneticilerinin  tabanlarını sağduyulu olmaya çağırması ve provakasyona gelmemeleri konusunda ki uyarıları sayesinde krizin büyümesine engel oldular.Çünkü ayrışma arttıkça yok olma kolaylaşır, bunun tarihte örnekleri bir hayli var.Bütün bunların tek bir ilacı var; hiç vakit kaybetmeden demokratikleşme ve bu alanda yapılacak reformların  bir an evvel hayata geçirilmesidir.BDP'nin "Hükümet Adım At" kampanyası için yaptığı mitingler ve yürüyüşler reformların hızlandırılmasını sağlar umarım.

             Son olarak zihnimi bayağı meşgul eden fakat bir türlü cevabını bulamadığım bir mesele var.100 e yakın aydının “Kaygılanıyoruz” adıyla kamuoyuna açtıkları imza kampanyası.İçlerinde saygı duyduğum o kadar çok kişi varki; buna rağmen bu kişilerle bugüne kadar hiçbir zaman ve hiçbir yerde bir arada olmamış, hatta bazıları mahkeme kapılarında linç edilirken açıkca sevinmekten hiç gocunmamışlarla bir arada olmalarından bende kaygılanıyorum dersem abartmış olmam.Çünkü öyle bir dönem yaşıyoruz ki; eller ve cepler karışık.Umarım herkes eline ve cebine sahip çıkar.

  • Abone ol