Türkiye tarihinde ilk defa ciddi bir şekilde darbeye teşebbüsten yargılama sonucunda zanlılar ağır hapis cezalarına çarptırıldılar. Yine ilk defa Genel Kurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlığı yapmış generaller yargılanıp ağır cezalar aldılar.

Bugüne kadar Ergenekon adı verilen darbe girişimlerini örgütleyen yapının varlığını inkar edenler, hatta bu kişiler mi, birkaç  el bombasıyla mı darbe yapılır diyerek dalgalarını geçerek davayı sulandırmaya çalıştılar.İlk gözaltına alınmalar başlayınca beni de tutuklayın diye babalananlar bile oldu.Devrin Genel Kurmay Başkanı TV’lerde basın toplantısı düzenleyerek olayı küçümsemeye, savcıları etkilemeye, basın mensuplarını baskı altına almaya, iktidara gözdağı vererek aradan sıyrılmanın ve içerdekilere moral vermesi, dik durmalarını sağlamaya çalışması hala hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.Hiç unutmam karargahta yaptığı basın toplantısında; kullanılan boş Lav silahını gösterirken alayımsı bir şekilde” bu bir borudur ”diye kameralara göstermesi, ertesi günü malum medyada olayı küçümseyen yorumların yapılması, Ana Muhalefet partisinin liderinin davanın avukatlığına soyunması; daha sonra partinin başına getirilen kişinin de, bu örgüt nerede adresini verin bende üye olayım demesini hala unutabilmiş değilim.

        Kararlar açıklanınca; yalnız bu davada İlker Başbuğ yargılanmış gibi, davanın önemini göz ardı etmek ve kararların yanlış verildiğine yönelik yayınların piyasaya sürülmesi gündeme geldi.Hala insanlar işin ciddiyetini kavramış değiller; içerden mektup yazarak  Genel Kurmay Başkan’ını sessiz kalmakla suçlayan zat, buna karşılık sesiz kalınmadığını çok çaba gösterildiğini ancak elden bu kadar gelindiğini açıklanması ibretlik manzara.İşin en ilginç tarafı da; darbe olsaydı ilk yapılacak iş meclisin kapatılması, başkanında tutuklanması veya gözaltına alınacak olması kuvvetli ihtimalken; bakın o meclis başkanı ne diyor; ben Genel Kurmay Başkanımızın sessiz kalmadığına, eski başkanını korumak için ne kadar çok çalıştığına şahidim diyor.Bu sözlere ne denir, benim söyleyecek hiçbir sözüm yok, Allah bunları ıslah etsin demekten başka.

       Aslında Ergenekon davası sonuç değil, derin devlete giden yolun ilk durağı.Davada ceza alanlar Aysberg’in görünen kısmı.Tam anlamıyla bu buz dağı eritilmeden ne darbe tehlikesi ortadan kalkar, nede Türkiye’de demokrasi kurumsallaşır.Bu nedenle başta kuruluşları darbecilere karşı ortak tavır almalılar, yoksa bunu hükümeti yıkmak için kullanmak, kendi ayağına kurşun sıkmağa benzer.35.maddenin kaldırılması bu konuda atılan önemli bir adımdı.(Daha önce olsaydı kıyametler kopartılırdı) Artık her kurum kendi öz göreviyle ilgilensin.

       Balyoz ve Ergenekon davasının sonuçlanması (Yargıtayı unutmuş değilim) 12 Eylül darbesini yapan Ahmet Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılanmasını hızlandıracak.Darbe girişiminde bulunanlara bu kadar ceza verilirse,darbe yapanlar daha çok cezalandırır mantığıyla, darbeciler cezasız kalmayacaktır demektir.Hiç olmazsa gelecekte bu zihniyetteki kişilere ders verilmiş olur.Artık bu yolun Kenan Evren'lerin gittiği çıkmaz yol olduğu anlaşılmış olacak, darbeler tarihi de son bulacaktır.Ne demiş şair; çok şükür bugünleri de gördük.

  • Abone ol