1923 yılında kurulan Cumhuriyet,1950’de çok partili hayata geçip, düşe kalka (4 darbe,2 muhtıra görmüş) günümüze kadar gelindi.90 yıllık süre içinde; kuruluşu sırasında var olan sorunlar çözülmeden, üstü örtülerek ve baskı altına alınarak yok kabul edilmişler,hatta hatta başkaldırıldığında ezilmişler,katledilmişler.Var olan sorunları ne kadar görmezden gelirsek gelelim işin doğası gereği o kendi mecrasında akışını devam ettirir,günü geldiğinde önünüze çıkar, artık üstünden atlanamaz ve üstü örtülemez hale gelmiştir.Ya bu sorunları çözeceksin, yada bu sorunların altında ezilip yok olacaksın tarihin çöplüğünde yer alan devletlerin arasına karışacaksın, başka bir yol yok.Peki bu durumu toplumun her kesimi aynı mı görüyor?.Tabii ki hayır; bu durumun devamından yana olanlar memnun değişime karşı tavır alıyorlar.(En doğal hakları) Fakat yıllar boyu değişimi, yeniliği ve gelişimi savunanlara baktığımızda; heyhat durdukları yer sistemin sahiplerinin yanı.(Kızılderili şefinin sözü aklıma geldi.”O beyaz adamı anladım da yanında duran kara adama ne oluyor”)

Hangi siyasetçi konuşmaya başlasa hemen demokrasinin erdemlerinden bahsetmeye başlar, demokrasiyi ancak kendi partisinin istediğini ve kuracağını vurgular.Başka bir parti bu konularda adım atmaya kalkınca; ortalığı velveleye vererek bir sürü saçma sapan ritüeller üretip toplumun kafasını karıştırıp, korkutarak gelişimin önünü kesmeye çalışır.Ak Parti hükümetinin hazırladığı reform paketi daha açıklanmadan, aynı senaryo başladı.Paket açıklandıktan sonra da koro görevini sürdürüyor.Pekala; paket Türkiye’nin tüm sorunlarını bir çırpıda çözecekmi? Bunu beklemek hayalciliktir, yüzyıla yakın dönemin sorunları bunlar.Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Türkiye ağırlıklarından kurtuluyor ve kurtulmaya devam edecektir, başka da çaresi yoktur.

      Meselenin bir başka boyutuna değinmek istiyorum.Bu reformları gerçekleştirenlerin muhafazakar ve dindar olmaları bazılarını kaygılandırıyor(Laikçileri) diğer yandan Kürt’ler üzerindeki baskıları sona erderecek reformların hayata geçirilimesi de bazılarını kaygılandırıyor.( PKK istiyor diye) Değişimi ve gelişimi savunanlar için demokratikleşmenin özü önemlidir, kimin yaptığı önemli değildir.Aslında bu değişimin gerçekleşmesinde tüm demokrasi güçlerinin payı vardır bu unutulmasın.Referandumda evet oyların oranı %58 di.Bu oran sayesinde reformlar yapılıyor.Yetkililer bunun yeterli olmadığını daha yeni reformların(Aleviler,KCK’lılar ve Ruhban okulu,Anadilde eğitim) hazırlıkların yapıldığı ileride açıklanacağını belirtmeleri kayda değer.Paket üzerinde ulusal medyada ayrıntılara girerek değerlendirmeler yapıldı ve yapılmaya devam edecektir.Yazarın bir cümlesi içimi acıttı.”Nefret yasası daha evvel çıksaydı; Hrant Dink ve Ahmet Kaya ölmezdi”.Yeter artık bu ülkenin insanları bir hiç uğruna canlarıyla bedel ödemesinler.Son söz olarak andın kaldırılması için iki söz edeyim.Daha önce bu konuda bir yazı yazmıştım.Taze beyinlere bu sözlerin şırınga edilmesi, ileride tedavi edilemeyecek hastalıklara yakalanmasına (Irkçılık, ayrımcılık gibi) yol açmaktadırir .Ayrıca ben bir Türk olarak hiç kimsenin benim varlığım için canını feda etmesine de razı olamam.

  • Abone ol