1876 yılında açılan ilk meclis kesintilerle birlikte 137 yıldan beri faaliyet gösteriyor.Tarihine baktığımızda övüneceğimiz işleri yaptığı gibi, hatırlandığı zaman insanın yüzünü kızartacak işlerde yapmıştır.Bizi tarihimizin bir nevi aynasıdır.1920 de kurulan Ankara’daki ilk meclis Kurtuluş Savaşını başarıyla yönetmiştir.Fakat Trabzon milletvekili Ali Şükrü beyin katledilmesine engel olamadığı gibi katillerinide yargılayamamıştır.Bünyesinden oluşturulan İstiklal mahkemeleri sayesinde binlerce insanı hiç de adil olmayan bir şekilde yargılamıştır.1923-1950 arası meclis oluşumunda halkın hiçbir katkısı yoktur.

  1950 den 1960 a kadar çok partili hayata geçilmesiyle,halkın değerlerine önem verilmeye başlanmış, bazı kalemler 1950 yılını karşı devrim olarak nitelemişlerdir.Halkın meclisi 1960 darbesiyle tarumar edilirken,bazı partiler zil çalıp oynamışlar, halkın seçtiği Başbakan ve iki bakanı da idam etmişlerdir.Aynı bizim meclis,20li yaşlarda olan üç gencimizi idam ederek tarihine kara bir lekeyi de çalmaktan kaçınmamışlardır.

       Yakın zamanlarda yaşanan iki olay meclis için unutulmaz utanç verici görüntülere sahne olmuştur.İlk olay 1994 de DEP’li milletvekillerinin polis zoruyla meclisten çıkarılışı, diğeride 1999 da sayın Merve Kavakçı’nın yemin ettirilmeden meclisten kovulması hafızalarımızda tazeliğini korumakta.( Çetin Altan’dan özür,linç edilmekten kurtulmuştur.)

    Tarihimize baktığımızda egemen anlayışa muhalif olanlar hep dışlanmışlar,horlanmışlar,ezilmişler ve katledilmişler.Bu bazen sosyalistler olmuş, bu bazen dindarlar olmuş, sürekli olarak da Kürt’lerin temsilcileri olmuş.Bunlar olurken diğerleri ya seyirci olmuşlar, yada ellerini oğuşturarak sevinçlerini ifade etmekten kaçınmamışlardır.Dün ilk defa meclisin büyük çoğunluğu birleşerek meclise seçilen milletvekillerinin başörtüsüyle oturumlara katılmasını onaylamışlardır.Yalnız bu yeterli mi hayır, meclis gerçekten halkın meclisi olacaksa;(Olmak zorunda) halkın önündeki tüm yasakların, gerçek demokrasinin evrensel ilkelerini hayata geçirmek zorunda.Eğer bu sağlanamazsa vay ülkemin haline vay.

    Mecliste görüşmeleri dinlerken dikkatimi çeken ve umarım geniş kesim de aynı duygulardadır.Muhafazakar ve Kürt milletvekilleri özgürlük konusunda ileri adım atarken, ana muhalefet engelleyecek gücü olmadığı için bin dereden su getirdi.Bazı arkadaşlar türban yasağının kaldırılması sanki AK Parti’nin işine yarar düşüncesiyle olaya soğuk ve küçümser tavırlarla yaklaşıyorlar.Yarın meclise Ana dilde eğitim konusu ve diğer özgürlükler gelince aynı statükocular muhalefetlerini sürdüreceklerdir, bizlerin şunu söyleme hakkı doğacaktır, senin yasağın, benim yasağım olmaz; tüm yasaklar gelişimin önünde birer takozdur.Dünden bu yana söyleye geldiğim bir söz var, toplumu değiştirip dönüştürenler dindarlar ve Kürt’dir.En son olarak; HDP’nin kuruluşu PKK’nın yeni döneme uyum sağlaması ve dönüşümün gerçekleşmesi için oluşmuş bir projedir.Umarım bu proje gerçek hayatla buluşur,geniş bir kesimin desteğini alarak iktidar alternatifi oluşturacak politikalar üretir.Bu yüzden ben demokrasiden yanayım diyen her kesime görev düşüyor.Başta Sosyalistler, Demokratlar, Liberaller, Muhafazakar dindarlar, Aleviler,Çevreciler,gayrimüslimler ve tüm ötekileştirilmişler.

  • Abone ol