Her söze başlayan politikacı, devletimizin laik,sosyal,demokratik bir hukuk devleti olduğunu ifade eder.Zannedersiniz ki; gerçekten bizim devletimiz böyledir.Değil, bırakın bugünü,kurulduğu günden bu yana bu özelliklere asla sahip olmamıştır, böyle giderse de daha çok fırın ekmek yiyeceğiz galiba.Peki bizim insanımız bu ilkelliğe layıkmı.Populist yaklaşırsak hadi canım sende deriz.Lakindemokratik ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin halkları kıyasıya mücadele vererek, alın teri dökerek bu ilkeleri hayata geçirmişler.Daha düne kadar askeri vesayet altında yaşayan rejime karşı çıkıldığında bazı kesimler tarafından dillendirilen şu sözler önemliydi.Peki yerine ne konulucak, sivil vesayet mi gelecek.(İnsanlar  vesayet altında olmaya mecburmuş gibi)Ülkemizde kim ne derse desin önemli değişimler yaşanıyor.Bakıyorsun demokrat zannettiğin birisi bir olay karşısında otoriterleşiyor, bakıyorsun tahmin etmediğin birisi de bir olay karşısında demokratlaşıyor.Peki niye böyle dersiniz.

           Son iki gündür gündemin baş konusu üniversiteli gençlerin evlerde birlikte kalma konusu.Neymiş efendim kızlı erkekli öğrenciler bir arada kalıyorlarmış, karmakarışık işler oluyormuş, toplum muhafazakar olduğu için rahatsızlık had safhadaymış,devlet gerekirse buralara denetim getirirmiş vesaire.Bunları  bir ilin valisi, belediye başkanı söylese gülüp geçersin veya senin üstüne vazife mi dersin, bunları söyleyen Başbakan sayın Recep Erdoğan olunca iş değişiyor.Daha geçen konuşmasında ben 76 milyonun başbakanıyım diyen insan bugün tamamen farklı bir dil kullanıyor.Hem hükümet içinden, hemde parti içinden rahatsızlık duyanlar konuyu yumuşatmaya çalıssalarda, kamuoyunu tatmin etmelerine olanak yok.Peki insana sormazlar mı; yaşı 18 ini bitirmiş insanlar reşit değilmi, hem oy verecekler,hemde kimlerle nasıl nerede birlikte oturacaklarına başkaları karar verecek.(Yasal anlamda annesi,babası bile karışamaz)Efendim apartmanda oturanlar rahatsız oluyormuş gibi gerekçelerle destek sağlanmak istenmekte,kim rahatsız ediyorsa güvenlik güçlerine haber verilerek,suçişlemişlerse yasal işlemi yapmak yetkililerin görevidir.Kimse kimsenin niyetini okuma hakkı yoktur,olamazda.

     İşte demokrasinin tam anlamıyla işlemediği ülkelerde, birisi gelir başörtüsünü, anadilini,mezhebini, dinini,yaşam biçimini tehlike olarak görür, ve bu müdahaleleri yaparken ne hikmetse hep toplumun çıkarını düşünerek yaptıklarını ileri sürerler.Bugünlere kadar müdahale edilenler hep yalnız kalıyordu, itiraz sesleri duyulmuyordu, egemenler istediklerini yapıyorlardı.Artık cin şişeden çıktı,kimsede onu tekrar şişeye sokamaz.Askerivesayete,başörtüsü,anadili yasağına karşı çıkan demokrasi güçleri şimdi hep beraber yaşam biçimine müdahale etmek isteyenlere karşı da tavır koymak durumundadırlar.Önce bireyin hakları önde gelir,bireyin haklarını korumayan devlet faşist diktatörlük olarak nitelendirilir.Tarihte hiçbir egemen yönettiği insanlara; artık size bu hakları veriyorum demez, demesin de beklemeyelim.İnsanların elde ettiği haklarda alınteri, gözyaşı, insan hayatı,işkenceler, idam sehpaları,hapishanelervardır.Daha düne kadar vatan haini olan Nazım Hikmet, terörist diye suçlanıp ülkeden çıkmak zorunda kalan Ahmet Kaya,halkların kardeşliğini savunan Hrant Dink, yıllarca sürgün hayatı yaşayan Bedii-üzzaman Said-i Nursi, kılık kıyafete karşı çıktığı için idam edilen İskilip’li Atıf hoca ile Musa Anter ve binlerce faili meçhul insanın ölümü boşuna olmadı.Onların istekleri tam yerine gelmese de önemli mevziler elde edildi.Mesele bu kazanımları korumak ve yeni mevziler elde etmektir.Demokrat olmak ve demokrasiyi kurmak kolay değil, emek isteyen bir iş.Aklıma Nazım’ın şiirinden bir dize geldi.”Yapı yükseliyor yapı,kan ter içinde.”(Sosyalizm için yazmıştı, demokrasi içinde geçerlidir.)

 

  • Abone ol