İki hafta önce Ahmet Barış’ımı (Büyük oğlum) Avustralya’ya yolcu ettim.İnternet üzerinden görüşüyoruz(Amacım özel hayatımla ilgili size bilgi vermek değil)oralar nasıl diye sorduğumda; sakin stresten uzak, herkesin kurallara uyduğunu, herkesin birbirine saygılı davrandığını,Türkiye’den çok farklı olduğunu, hatta hatta bizlerin uyum sağlaması için bayağı çaba sarfetmesi gerektiğini belirtti.

      Yazıya neden bununla başladım derseniz, üç aşağı beş yukarı anlamışsınızdır.Bizler her şeyi çok hızlı mı yaşıyoruz ne?.Şöyle geriye doğru baktığımda; kısa sürede ne kadar fazla konular gündeme gelip, birkaç gün içinde yerini başka bir konuya devrediyor.Her yeni konu kriz üretirken, yerini yeni bir krize devrediyor.Tüm bunları tartışırken ne birbirimizi dinliyor, ne farklı seslere tahammül ediyor, nede insani kurallara riayet ediyoruz.Varsa yoksa; kendi gerçekliğimizi kabul ettirmek için her yola başvuruyoruz.Peki sonuca ulaşabiliyormuyuz.Aslında sonuçtan kimse memnun olmuyor, zaten olunmasını beklemek safdillik olur.

     Uzun yıllar hem kamu okullarında, hemde dershane ve etüd merkezlerinde öğretmenlik yaptım.Yine uzun yıllar dershanelere ön yargıyla yaklaşıp karşı çıktım,ne zamana kadar; çocuklarımın sınav hazırlığına kadar.Kısaca şunu söyleyebilirim.Doğada var olan her nesnenin bir nedeni olduğu gibi, toplumda var olanlarında bir nedeni var.Eğitim sistemimiz bu şekilde olduğu sürece dershaneler vazgeçilmez kurumlardır.Bu hep böylemi devam edecek, tabii ki devam etmemeli.Esas mesele bu değil.Önümüzde; yerel,cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler var.Ülkeyi kimler yönetecek, seçilecek yöneticiler kimlerle beraber olacaklar,(hem iç,hemde dış çevreler olarak) Dünyada ve haliyle Ortadoğu’da kartlar yeniden karılıyor.Eski Türkiye’nin devamından yana olanlarla, yeni Türkiye’nin yanında olanların kavgasına son hızla gidiyoruz.Kamuoyunun önünde oynanan oyunlar aysbergin su üzerindeki görüntüsüdür.Kavga derinlerde ve çok önceden başladı, ivme kazanması da Türkiye’nin Kürt meselesini çözme konusunda ki kararlı tavrıdır.Kürt meselesini çözen Türkiye’nin Ortadoğudaki konumunu siz düşünün.Yıllardan beri PKK’ya terör örgütü diye küfredenler,şimdide niye savaşmıyor diye küfrediyorlar.

       Önümüzdeki iki yıl bu yüzden çok önemli; oyunun senaryosu yazıldı ve sahneye kondu.Amaç sayın Erdoğan’ı ne pahasına olursa olsun Çankaya’ya  çıkartmamak.Görünen; kavga AK Parti’yle muhalefet arasındaymış gibi gösterilmek isteniyor, bu nedenle barıştan yanayım, özgürlükten yanayım diyenler biraz bu kavganın uzağında duruyolar gibi.(Bunda da sayın Erdoğan’ın önemli payı var) Oynanan oyunun sonuna doğru hızla gidiyoruz.Bu oyunun sonu nereye doğru gider derseniz, önümüzde iki seçenek var.Ya, Türkiye içe kapalı baskıcı ve otoriter yapıyı güçlendiren, Kürt meselesini güvenlikçi politikalarla yürütmeye çalışan,Ortadoğuda jandarmalık görevine devam eden, ya da bölgesel güç olma yolunda adım atan, içerde demokratik reformlarını sürdüren, Kürt’lerle barışını sonuçlandırmış, AB kriterlerini hayata geçiren yeni Türkiye’ye doğru giden ikinci yol.

       Öncelikle ikinci yolun hayata geçirilmesi için; AK Parti hükümetine ve sayın Erdoğan’a büyük sorumluluk düşmekte, ayrıca salt muhalefeti AK parti düşmanlığıyla özdeşleştirenlere karşı demokrasi ve barıştan yana güçlerin dikkatli olmaları gerekir.Eğer bu oyun kaybedilirse ne demokrasiden nede barıştan söz edilemez.

  • Abone ol