Ne zaman söze başlansa,bilhassa bürokratlar veya politikacılar şu ifadeyi özellikle belirtirler.”Türkiye,demokratik,laik,sosyal bir hukuk devletidir.”Aslında gözlerine bakıldığında bunun hiç de gerçek olmadığını rahatlıkla görebilirsin.Peki bunu ne zaman dile getirirler, pozisyonları kendi lehlerinde,karşıdakilerin durumları iyi değilse.Aslında Türkiye hiçbir zaman ne demokratik,ne laik, nede hukuk devleti olmamıştır,sosyal devlet olması da söz konusu değildir.Kime sorarsanız sorun 12 Eylül Anayasası demokratik bir anayasamıdır,herkes hayır der ama demokratik bir anayasa için kılını kıpırdatmaz.Peki devletimiz laikmidir, koroyla laikizderler.Laik olan devlet zorunlu din dersi verirmi, diyanet işleri kanalıyla dini kontrol altına alırmı,Alevileridışlarmı ,din adamlarına maaş verirmi?Ama işlerine geldiği zaman laiklik eldn gidiyor diye yaygara koparırlar.Hatta yıllarca Şeriatı getirecekler diye kitleleri  korkutanlar bakıyorumda şeriatçılarla kolkola ve yeni mücadele arkadaşları,vatana millete hayırlı olsun.Yıllarca süren ve çoğu zaman da zaman aşımını uğrayan davalara gıklarını çıkarmayan, gözgöre göre davaları gerçek amacından saptırırarak insanların kafasını bulandıran,Hrant Dink davasında bilirkişinin raporuna rağmen Hrant’ın suçlu bulunarak cezalandırmasına, faiili meçhul cinayetlerde savcıların vurdumduymaz tavırları karşısında; ne yapalım bizde yargı bağımsız,kuvvetler ayrılığı var gibi gerekçelerle birçok pisliğin üstü örtülürken ses çıkartmayanlara soralım Türkiye Devleti gerçek bir hukuk devletimidir.

        Türkiye gibi evrensel hukuğun işlemediği ve ekonomisi gittikçe büyüyen ve kentleşmenin getirdiği zenginleşmenin yeni sınıflar üretmesi, bugüne kadar pastanın önemli bir kesimini cebine indirenlerin paylarının azalması sonucu kavga kaçınılmaz hale gelmiştir.Tabii ki bütün bunlar açıkca söylenmez, iktidar otoriterleşti,hatta hatta 12 Eylül daha iyiydi gibi argümanlarla hükümetin meşruiyeti karalanmaya başlanır, açılan bir takım davalar nedeniyle hükümet yargıyı ele geçirdi diye var güçleriyle saldırıya geçilir.Tüm bunlara bakıldığında sanki derin bir kuyudaymışsın algısı yaratılır.Aslında olanların hiç birisi hakiki değildir, yıllarca bizler sistem sahipleri tarafından uyutulduk,kandırıldık.Artık öyle bir noktaya geldik ki tüm kullanılan argümanlar ömrünü tamamladı ve işe yaramaz hale geldi.Hükümeti sandık yoluyla alaşağı edemeyeceklerini anlayanlar çeşitli yollara başvurdular,en son olarak tarafsız yargı harekete geçirildi.Militan savcılar yıllar boyu yaşanan acı olaylar karşısında duyarsız kalırken şimdi militanca bildiri yayınlıyorlar,aslında iyi de yapıyorlar,gerçek kimliklerini açığa veriyorlar.

        Basında yazılanlara bakıldığında; hükümetin ipinin ABD’de kesildiğini bundan sonra iflah etmeyeceğini, bugüne kadar buna kimsenin dayanamadığını dile getiriyorlar.Utanmadan Emperyalizme karşıyım diyerek, kitleleri afyonlamaya çalışıyorlar.Ne zaman Kürt meselesi çözüm yoluna girdi, kartlar yeniden karılmaya başlandı, hem içerde,hemdedışarıda.İşin ilginç yanı zamanında da acımasızca eleştirdiğim eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in demecini öne  çıkartanlar ve destekleyenlerin tek ortak özelliği Barışa karşı olmalarıdır.Bu operasyonlar boşuna yapılmıyor, kimse de bunları sıradan yolsuzluk soruşturması diye yutturmaya kalkışmasın.Hazırklık yıllar öncesinden yapıldı.

     Tamam anladık bütün bunları, peki hükümetin hiç mi hatası yok?.Olmaz olurmu,11 yıldan bu yana ülkeyi yönetiyorlar, ihale yasasını kaç kere değiştirdiler.(Muhalefet de memnun ağızlarını açmıyorlar) %58 oyla refarandum ve %50 ye yakın oyla seçimleri kazandıktan sonra sivil anayasa ve demokratik adımları atmakta ayak sürürsen, bunlar şimdi ayakbağı olarak tökezlemene neden olurlar.Yolsuzluk ve rüşvet konusu aydınlığa kavuşmalı,suçlularcezalandırmalı.Bendemokratım,ben barıştan yanayım diyen hiç kimse bunları görmemezlikten gelemez.Kendini inkar etmiş olur.Yalnız yolsuzluk ve rüşveti bahane ederek seçilmişleri gayri nizami bir şekilde alaşağı edilmesine de sessiz kalınamaz.Zaten geçmiş yazılarımda bunun ipuçlarını vermiştim.Yapılacak tek bir şey var; o da daha çok demokrasi,daha çok demokrasi.Canlının nasıl oksijene ihtiyacı varsa(Kriz döneminde daha fazla) toplumlarında kriz döneminde daha çok demokrasiye ihtiyacı vardır.

  • Abone ol