1990lı yıllarda Düzce’ye konferans için gelen SHP’li sayın Ercan Karakaş adına düzenlenen akşam yemeğinde rahmetli arkadaşım Cezmi İşler’le birlikte bazı konularda politikalarını eleştirmiştik.Hiç unutmam bize aynen şunu söylemişti.”Arkadaşlar dediklerinize katılıyorum,lakin biz reel politika yapıyoruz.”O sohbetten sonra onbinleri bulan faili meçhuler,birtakım suikastlar devam edegeldi.Bu reel politika CHP’yi 1999 seçimlerinde barajın altında bıraktı,Kürt hareketi kanlı bir savaşa dönüştü,28 Şubat postmodern darbesinin alt yapısı oluşturuldu.

       Bu hatırlatmaya niye gerek duydum derseniz,17 Aralık operasyonundan sonra AK Parti ile Cemaat arasındaki iplerin tamamen kopmaya başlamasıyla,hükümet bu krizden kurtuluşu daha önce yargılaması bitmiş veya devam eden mahkemelerle ilgili yeniden yargılama yolunu açan düzenlemeler hazırlığına girmiş olması.HemenErgenekoncu odaklar bizim haklılığımız kanıtlanmış oldu diye sahneye çıktılar.Hatta; af maf da istemeyiz,doğrudan beraat isteriz diye de babalandılar.Gerçi yapılan yargılamalarda teknik hatalar ve emir alanlarıda örgüt üyesi gibi göstererek ceza almalarınıda onaylamak vicdanları rahatsız ediyordu.Buna karşılık bu yapı içinde eli kana bulaşmış insanlarında bizde masumuz ayağına yatmaları da gözden kaçırılmamalı.

       Kiminle teke tek görüşsen; hiçbirisi ben yargıya güveniyorum dediğini duymadım.Bu mesele zaten bugünün sorunu değil,sistemin en önemli sorunu.Yargıda hiçbir zaman evrensel hukuk ilkeleri hayata geçmemiş,her zaman vesayet altında kalmış,şimdi olduğu gibi de yargı egemenleşmiş.Çünkü bugüne kadar yargı hiç kimseye hesap vermemiş,hiçkimsede hesap soramamış.Artık öyle bir noktaya geldik ki, palyatif tedbirlerle hiçbir sorun çözülemez durumda; yargıda köklü reformlar yapılmadan da yargının bağımsızlığından bahsedilemez.Daha düne kadar yargıdaki aksaklıkları dile getirenleri suçlayan çevreler; ucu kendilerine dokununca yargı bağımsız değil diye feveran ediyorlar.Bazen iyi ki böyle oldu diyesim geliyor.Derler ya; her işte bir hayır vardır.UğurMumcu’yu,HrantDink’i ve binlerce suikastların katillerini bulamayan yargı, bakarsın gece yarısı Başbakan’ın oğlunu gözaltına alarak Başbakan’a yönelik operasyona kalkışırsa, ne oluyor bu yargıya demenin bir anlamı varmı.Demokrasinin işlediği ülkelerde Başbakanda yargılanır,oğluda.Bu nedenle yargının bir an evvel ,demokratik ülkelerde olduğu gibi kendi çizgisine getirilmesi ve yürütmenin de yargılanmanın önündeki engelleri ber taraf etmesi gerekir.AK Parti hükümeti bu yolsuzluk ve rüşvet konusunda gerekli açıklığı göstermeyip, reel politika yapıyorum diye Ergenekoncu çevrelerle koalisyon yapmaya giderse, kamuoyunda hala var olan temiz olma algısını tamamen yitirir, gidişini hızlandırmış olur.

      Bu kadar toz duman içinde, kriz konusunda Kürt siyasi hareketinin duruşu çok önemliydi.Bir yandan paralel devlet konusunda duyarlılığı ile birlikte yolsuzluk ve rüşvet konusundaki duyarlılığı anlamlıydı.Gerçi bazı çevreler krizin derinleşmesi için Kürt hareketini tahrik etmeye çalıştılarsa da emellerine ulaşamadılar.Hatta tutuklu Kürt milletvekillerinin tahliyeleri bölgede rahatlık yaratılmasına neden olması sevindirici,ayrıca KCK tutuklularının durumlarının da gözden geçirileceği haberleri, barışın hızla yol almasına neden olacağı için,karanlıktan aydınlığa çıkışın sinyalleri olarak algılayabiliriz.

    Düzce’de tiyatro ve fotoğraf sanatçısı denildiği zaman akla ilk gelen isim CELİL YAĞIZ’dır.Maalesef  Pazar günü yoğun bakımda tedavi görürken yaşamını kaybetti.Ailesine, yakın arkadaş ve dostlarına sabırlar diliyorum.Düzce’de iz bırakan insanlardan biriydi.Sokrat’ın Savunması oyununda birlikte olmam benim için bir onurdur.Allah rahmet eylesin.

  • Abone ol