Hafta başında Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında yayınlanan basın açıklamasını görünce dikkatimi çekti okumaya başladım, o sıra yanımda oturan arkadaşım ne o hayırdır; gazetede komik bir haber mi var deyince; gazeteyi bırakıp arkadaşa açıklamayı anlattım.Hürriyet gazetesinde başyazarın açıklaması yayınlanınca demek ki; çok önemli bir durum var.?Açıklamadan öne çıkan iki nokta çok çarpıcıydı.Birincisi son  günlerde yaşanan Paralel devlet tartışmalarında; biz gazete olarak tarafsısız demeleri, birde suçlamalar konusunda; biz kimseden talimat almayız, talimatları ancak halktan alırız demeleri.

       Bu açıklamayı okuduktan sonra gülermisin, ağlarmısın durumuna düştüm.Neden güldüm; biz tarafsızıs derken, neden ağlamaklı oldum; biz talimatları yalnız halktan alırız demelerine.Çünkü ikisi de yalan; Hürriyet gazetesi bu güne kadar hiç tarafsız olmamıştır,( Zaten medyanın tarafsız olması beklenemez) ayrıca talimatları kimlerden aldığını da cümle alem biliyor.Tarafsız olmadığını gösteren şu ibare yeter de artar.”Türkiye Türk’lerindir.”Ben bir Türk olarak bundan rahatsızım,yanımda oturan arkadaşımın, komşumun iş arkadaşımın ülkesi olması için Türk olması şartmı.?Bu ülke; bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların ülkesidir.Yıllardır yaptığı ırkçılıktır.Tüm askeri darbelerin alt yapısının oluşumunda ve darbeler olduktan sonra, darbenin haklı yere yapıldığına dair yayınlarla hiçbir zaman tarafsız olmamıştır.17 Aralıktan sonrada Cemaat hakkında hiç olumsuz haber ve yoruma yer vermemiştir.En çarpıcı iki örnek vermek isterim.Başörtüsüyle ilgili anayasa oylamasından sonra “ 411 el kaosa kalktı” ve Ahmet Kaya için”Şerefsiz” manşetleri.Talimatları halktan alan bir gazete halkın çoğunluğu tarafından onaylanan ve meclisten yasa olarak çıkan değişiklik için kaos kavramını kullanır mı? Dünün merkez medyası artık sizi çok iyi tanıyoruz, bırakın takiyye yapmayı açık açık söyleyin biz tarafızdiye.Söylemezseniz, talimat aldığınız halkı aptal yerine koyduğunuzu unutmayın.(Gerçi çok da umurlarında değil)

      Bu tarafsısız hastalığı bizim mahallede de var.Ne diyorlar; dinciler birbirine girdi,iyide oldu,yesin birbirlerini, bu kavga İslamcıların iktidar içi kavgalarıdır, bundan bize ne.Yani ne Cemaat, ne AKP.Bir kesim 28 Şubat öncesi de aynı sloganı atıyordu, Ne Darbe, Ne Şeriat.Post modern darbenin Türkiye demokrasisine ve ekonomisine kaça patladığını yıllar geçince anladınız ama tam olarak anlamamışsınız.Aynı senaryo yine tezgaha kondu.Dün asker, medya ve din adamları vardı,bugün de askerin yerini yargı ve polis alırken,medya ile din adamı aynı role devam ediyorlar.Bir yanda seçimle iş başına gelmiş hükümet, bir yanda da operasyonlarla hükümeti düşürmeye çalışan bir yapılanma.Eğer siz siyaset yapacaksanız,sivil siyasetin yanında duracaksınız, bu şu demek değildir; hükümet ne yaparsa yapsın desteklenmeli. Kesinlikle hayır. Hükümetin yaptığı hukuk dışı işlemlere karşı ,yolsuzluk ve rüşvete karışanlar gözünün yaşına bakılmaksızın cezalandırılmalıdır.Fakat Türkiye’yi yolsuzluğunbatağındaymışçasına ,ayrıca El-Kaide ile bağlantılı gösterip terörist devlet konumuna sokarak,dışardan müdahale yaptırmaya zemin hazırlama gayreti karşındaki duruşunuz barış ve demokrasi eksenli olacaktır.Yoksa,  barış ve demokrasiyi daha çok bekleriz.Yaşadığım bir anektodu aktarmak isterim.Gittiğim lokal daha çok AK Parti karşıtlarının geldiği bir yer.Ben karşıt olmadığım için herhangi bir olayda bana yükleniyorlar.(Vur abalıya misali) Daha önceleri birlikte(Ergenekon soruşturmaları sırasında) hareket ettiğimiz arkadaş da bu guruba katılıp bana yüklenince;(Arkadaşlara bir mizansen anlattım) arkadaş ne yapıyorsun; daha düne kadar sana yobaz, gerici ve şeriatçı diyenlerle kolkolasın, AK Partiyi halledince sıra sana gelecek, sen daha tehlikelisin diyerek sana saldıracaklar.DöndümKemalist,laikçi arkadaşlara da; Ak Parti’ye tahammül edemeyen zihniyetin size hiç tahammülü olmaz, aklınızı başınıza alın deyince; masadakiler sus pus oldu, yandaki masadan bizi dinleyen aksaçlı ağabeyimiz devreye girerek, arkadaşlar biz aşağıda çok kavga verdik ama hergün bir arada beraberdik,bugünde bir kavga veriliyor, yalnız şuna dikkat edin kavganın da namusu vardır, arkadan yumruk vuran,tekme atan,silah çeken kim olursa olsun namuslu ve ahlaklı değildir,kararınızı ona göre verin diyerek sohbete noktayı koydu.

       Barış girişiminden bu yana kamuoyunda gün geçtikçe Kürt’ler aleyhinde oluşturulan atmosfer yerini daha aydınlık ve geleceği daha parlak bir ortama doğru evriliyor.Tabii bunda başta sayın Öcalan’ın,Kandil’in,BDP’nin ve AK Parti hükümetinin  büyük rolünü aklı başında,barıştan yana olan hiç kimse inkar edemez.Son zamanlarda Kürt hareketinin demokrasiden yana tavır koyması, düne kadar kendilerini Kürt dostu gibi lanse edenlerde paniklemebaşladı.Hem gezi olayında, hemde 17 Aralık operasyonunda BDP’nin demokrasi eksenli duruşu, karşıt saldırıların başlamasına yol açtı.Öcalan’ın kasetinin yayınlaması, Özerklik konusunda çarpıtmalar, Öcalan’ın Kürt’leri,Erdoğan’ın Türk’leri satıyor, aman inanmayın yaygaraları karşısında dik durmaları, barış karşıtlarını çılgına çeviriyor.Yerel seçimlerde batıda Halkların Demokrasi  Partisiyle seçimlere katılması,barışın bir an evvel gerçekleşmesine katkı sunacaktır.Bazıları bundan çok rahatsız, oylarımızı bölüyorlar teranesiyle demokrasi dışı davranışlara yöneliyor, bazıları da bölücüleri destekliyorsunuz diye kafaları bulandırmaya çalışıyor.Buna karşılık ben ve aklı selim düşünenlerse iyi ki batıda HDP seçime giriyor, insanlar AK Parti,CHP ikilemi karşısında çaresiz kalmıyorlar.Hükümete muhalefetse muhalefet, demokrasiyse demokrasi, ülkenin birliği için,barış için, Türk,Kürt,Çerkez,Abaza,Gürcü,Laz,Boşnak,Manav,Roman,Muhacir ve tüm halkların kardeşliğini kurmak için, bizde seçimlerde varız diyorlar,tüm kardeşliği savunanlarıdabirlik olmaya davet ediyorlar,davetlere icabet edilmeli diyerek, işin ucundan tutmaya başlamalı diyorum,ne dersiniz.

 

  • Abone ol