18 Mart Çanakkale savaşının yıldönümü nedeniyle yapılan törenlerde; Çanakkale’de savaşanların kahramanlıkları,birlik ve beraberlikleri sonucu düşman gemilerinin boğazı geçemeyişleri ve tarihte bir çok olayın meydana gelmesine neden olması, hatta Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında büyük rol oynadığının belirtilmesi.(Bazı tarihçiler bu iki olay arasında bağ kurmakta zorlanmalarına rağmen) Osmanlı Devleti bünyesinde yer alan bir çok uluslar ve topluluklar aynı amaçla mücadele etmişlerdir.Çanakkale şehitliğini gezerken rehberimiz habire kahramanlık hikayeleri anlatırken; içimizden birisi hocam biz bu savaşa niye girdik diye sorunca; rehberimiz ters ters bakarak fazla kurcalamanın gereği yok diye, konuşmasına devam etti.Amacım savaşın nedenlerini,sonuçlarını anlatmak niyetinde değilim, zaten o tarihçilerin işi. Benim esas üzerinde duracığım mesele, son zamanlarda HDP’nin( Halkların Demokratik Partisi) seçim bürolarına yapılan saldırılar.(Düzce HDP seçim bürosuda bu arada saldırıya maruzkaldı.Sağolsun Düzce halkı  rağbet etmedi) Bu saldırılar sırasında aklıma Çanakkale şehitliğinde yatan Kürt askerleri geldi.Onların sağında Türk,solundaArnavut,önündeLaz,arkasındaÇerkez,beri tarafta Gürcü,öbür tarafında Makedonya’lı,Rum,Ermeni,Yahudi velhasıl kelam tüm Osmanlı tebaası yan yana yatmaktalar.Böyle olmasına karşılık; bazıları hala sen savaşta ölebilirsin fakat ülkeyi yönetmeğe kalkarsan bak karışmam ha diye aba altından sopa gösteriyor,bırak göstermeyi saldırıyor.Saldırılardan sonra; MHP Genel Bahçeli’nin açıklamalarını takdir etmek gerekir.Ülkücülere sokaklara çıkmayın,sandığagidin uyarısı anlamlıydı.Peki bunlar kimler; daha önceki yazılarımda da özellikle vurguladığım şuydu, ne zaman Barış Girişimi başladı,ondan sonra olaylar kendini göstermeye başladı.Türkiye’de ve bölgede bu sorunun çözülmesini kimler istemiyorsa bunlarıda onlar organize ediyor.Hem görsel, hemde yazılı medyada Kürt’lere karşı nefret ve kin dolu yayınlara bakın anlarsınız.(Gazetenin başlığındaki şu ifadeye bakın; HDP’nin seçim bürosu gerginliği) Hala logosunun altında “Türkiye Türklerindir” ifadesi yer almakta.Bu ülkede ben bir Türk olarak ne kadar hak iddia ediyorsam, bu ülkede yaşayan ama Türk kökenli olmayan diğer yurttaşların da o kadar hak iddia etme hakları vardır.

             Seçimlere 10 günlük bir süre kalmışken, tüm yurttaşlarımız sağlıklı ve soğukkanlı bir şekilde demokratik haklarını özgürce kullanmalarını sağlayacak ortamları hazırlamalıyız.Tabii ki en önemli görev başta hükümete düşmekte.Aslında hoşlanmadığım fakat yeri geldiği için değinmeden geçemeyeceğim.2011 yılında yazdığım yazının başlığı şöyleydi.”Gençleri Rahat Bırakın” demiştim.Çünkü; bir dernek başkanı aynen şöyle demişti.”Gençler ne duruyorsunuz; işiniz yok, eşiniz yok, vaktiniz çok çıkın sokaklara bağırın çağırın.İşte o gençlerden gezide 5, sonraki olaylarda 3 kişi hayatını kaybetti.Yıllar boyu beraber olduğumuz arkadaşlarımızı yitirdiğimizde; “Devrim şehitleri ölümsüzdür.” Sloganlarıyla yeri göğü çınlatırdık, ama maalesef bakın bizler hala yaşıyoruz, onlarsa gençliklerinin baharını yaşayamadılar, olan analarına, babalarına,eşlerine ve çocuklarına oldu, hala acılarını daha dün gibi yaşıyorlar.Dün sokağa çıkın diyenler ise; lüks otellerin teraslarından ellerini oğuşturarak bize yine iş düşecek  sokaktaki yangına benzin taşıyorlar.Oysa yıllarca küfredilen Öcalan ise sağlıklı bir şekilde “Yangın yerine benzin taşımayız” diyerek  yangın yerine su döküyor.Bu da barışın geleceği için umut verici.

             21 Mart Newroz Bayramının tüm halklar için yeni bir başlangıç olmasını ve Yeni Demokratik Türkiye’nin inşasının temellerinin atıldığı gün olması dileğiyle, Türkiye’de ve bölgede yaşayan tüm halkların bayramını kutlarım.Kaderin cilvesine bakın; Çanakkale’de dedemin şehit olmasına neden olan Anzak’ların ülkesi olan Avustralya’ya düğün yapmaya gidiyoruz.Demek ki; küreselleşmenin bir olumlu yanıda Halkların Kardeşliğinin ve barışın kurulmasındaki katkısı.Biz niye ülkemizde bunu becermeyelim.

 

 

 

 

 

 

 

  • Abone ol