Soma kömür madenindeki kazada hayatını kaybeden işçi kardeşlerime Allah’tan rahmet yakınlarına sabırlar dilerim.

Türkiye’nin yaşadığı en büyük iş kazalarından (İş cinayeti de diyebiliriz) birini yaşadık.Gerçekten her ev bu acıyı yaşadı ama yinede ateş düştüğü yeri yakar, yaşamını kaybedenlerin yakınlarının acısı bambaşka, tarifi imkansız.

Bu acıya 17 ağustos ve 12 Kasım depremlerinde şahit oldum,gerçi can kaybımız olmadı ama yinede o travmayı yaşadım.Depremi doğal afet olarak nitelesek de (İnsan unsuru önemli), iş kazaları bilhassa madenlerde yaşananlarda sorumlu ve yetkililerin payı çok önemli.

Kim bu yetkililer derseniz; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Soma kömür işletmelerinin sahipleri, işkolundaki sendika yöneticileri, yereldeki meslek odalarının yöneticileridir.

Yapılması gereken en önemli görev ocakta mahsur kalan işçi kardeşlerimizin kurtarılması ve yaralıların en iyi şekilde tedavi edilerek yaşama katılması.Gerçi hiçbir söz yaşamını yitirenlerin yakınlarının acısını dindiremez ama, yinede onlarla beraber olmak acılarına ortak olmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek gerekir.

Bütün bunlar yaşanırken; “Koyun Can derdinde Kasap et derdinde” misali Çalışma Bakanı hala görevine devam ediyor. Oysa, tüm çalışma hayatından sen sorumlusun, hemen istifa etmeli veya ettirilmelidir.Güney Kore’de feribot kazasından sonra istifa edenleri hatırlayın.Ne zaman, bizde de bu tür uygulamaları göreceğiz?

Türkiye’de herkes, her kurum az çok birbirine benziyor.Bakanlar başlarını kuma gömerken, medya ne yapıyor; ocak başında eşini,oğlunu, kardeşini bekleyen acılı insanlara mikrofonları dayatarak abuk sabuk sorularla insanların acılarını daha da artırıyor.

Başbakanlık müşaviri olan adam ne yapıyor; polisin yere yıktığı adama tekme atıyor.(Senin işin ne kardeşim) Tivittirde atılan şu iki mesaja ne dersiniz; yaşamını yitiren işçilerin banka borçları silindi diye bankasının reklamını yapıyor.Peki diğeri ne diyor; AKP’ye oy verdikleri için bu acıları yaşamaları iyi oldu diyor.

Son söz olarak bu iş kazalarında piyasada görülmeyen, sadece kazalardan sonra basın açıklaması ve yürüyüş yaparak zevahiri kurtarmaya çalışan sendika yöneticilerine ne demeli; bugüne kadar gerçek sendikacılık yapmadığınız için bu kazaların sorumluluğundan kurtulamazsınız.Bu böyle biline.

Son olarak da şunu söylemek istiyorum; bu konuda her türlü eleştiriyi yapalım, yalnız bazıları gibi her olayda kriz üretmek için zorlama yapmayalım derim.

  • Abone ol